Web Sitesi Oluştururken Kaçınmanız Gereken 6 Yaygın Hata

Web Sitesi Oluştururken Kaçınmanız Gereken 6 Yaygın Hata
28.06.2022
ABONE OL

HTML, CSS ve JavaScript gibi web geliştirme dillerinin “kutsal üçlüsünü” kavradıktan sonra, hemen web siteleri oluşturmaya başlama eğiliminde olabilirsiniz. Ancak dikkatli olmazsanız, sitenizin işlevselliğini ve kullanıcı deneyimini etkileyecek bazı önemli hususları gözden kaçırabilirsiniz. İster becerilerinizi pazarlamak ister ürünleriniz satmak isteyin, web geliştirmeye çok fazla iş düşmektedir.

Üssünüzü koruduğunuzdan emin olmanıza yardımcı olmak için, insanların web siteleri oluştururken sıklıkla yaptıkları hataları sıraladık.

1. Plansız Kodlama

Web siteniz için kod yazmaya başlamadan önce bir plana ihtiyacınız var. “Neden bu web sitesine ihtiyacım var, sitenin amacı nedir?” sorularına yanıt bulmalısınız. Önceden neyi başarmayı umduğunuzu bulmak, belirli bir hedefe odaklanmayan bir web sitesi oluşturmak için zaman harcamaktan sizi kurtaracaktır.

Örneğin, fotoğrafçılık veya kişisel blog gibi bir yan işi veya hobiyi tanıtmak için bir web sitesi oluşturmak istediğinizi varsayalım. Bu durumda; Wix gibi daha düşük kodlu bir çözüm kullanmak, sıfırdan bir web sitesi oluşturmaktan daha verimli olacaktır.

Ya da belki teknik portföyünüze dahil etmek için bir web sitesi oluşturuyorsunuzdur. İstediğiniz rolle ilgili iş ilanlarını okumak, size hangi dillere ve çerçevelere odaklanmanız gerektiğine dair bir fikir verecektir. Ayrıca, şirketin web sitesini keşfetmek, kendi sitenize dahil etmek istediğiniz özellikler ve işlevler için size bir miktar ilham verecektir. Benzer kariyer yollarına sahip geliştiricileri sosyal medyada bulabilir ve daha fazla fikir edinmek için projelerini inceleyebilirsiniz.

Sitenizin amacını belirledikten sonra, planlarınızı kâğıda yazmanızı öneriyoruz. Metninizin, resimlerinizin ve bileşenlerinizin nereye gideceği de dahil olmak üzere sitenizin düzenini gösteren bir sayfa şeması oluşturmalısınız. Bu aşamadaki amacınız, ürününüzün aklınızdaki ideal durumdan çok daha az çabayla elde edilebilecek bir versiyonu olan MVP’nizi (Minimum Uygulanabilir Ürün) bulmak olmalıdır. Buradaki fikir, hedeflerinize ulaşmak için yeterince parlak ve daha sonra ince ayar yapılabileceğiniz durumda olmalıdır.

Bu hedefi belirledikten sonra; bir günde Roma’yı inşa etmeye çalışmak yerine, temeli oluşturup ardından üzerine başka özellikler inşa edebilirsiniz. Sona yaklaşmış ürünlerin bile düzeltmelere ihtiyacı vardır. Neticede bunun bir süreç olduğunu unutmamalısınız.

2. Güvenlik Açıkları Bırakma

Web sitesi olan herkesin gizlilik ve güvenlik hakkında düşünmesi gerekir. Kimlik Hırsızlığı Araştırma Merkezi’ne göre, geçen yıl ABD’de bir önceki yıla göre %68 artışla 1.862 veri tavizi yaşandı. Sonuç olarak, gizlilik ve güvenlik web geliştirmede giderek artan bir endişe kaynağıdır. Bu nedenle kullanıcılarınızın verilerinin emin ellerde olduğundan emin olmanız gerekir.

Başlamak için HTTPS (Güvenli Metin Aktarma Protokolü) kullanmanızı öneriyoruz. Bu internet iletişim protokolü, sunucular ve tarayıcılar arasında gönderilen verileri şifreler ve ortadaki adam saldırılarını (MITM) önlemeye yardımcı olur.

Ardından, tüm kodunuzun (widgetlarınız ve eklentileriniz dahil) güncel olduğundan emin olmalısınız. Geliştiriciler zaman zaman bilgisayar korsanlarının sistemlere ve hassas bilgilere erişmek için kullanabilecekleri güvenlik açıkları bulurlar. Örneğin geçen yıl log4j krizi yaşanmıştı: Geliştiriciler, popüler Java kitaplığında; Google, IBM ve Microsoft gibi önde gelen şirketler tarafından kullanılanlar da dahil olmak üzere, sayısız sistemi ve cihazı riske atan bir güvenlik açığı buldu.

Keşfedildiğinde, bu güvenlik açıkları güncellemelerle hızla çözülür. Bu nedenle kodunuzu güncel tutmak, olası güvenlik risklerini gerçekleşmeden önce önlemeye yardımcı olur.

Ayrıca bazı web barındırma sağlayıcılarının şüpheli IP adreslerinin sitenize erişmesini engelleyen Cloudflare gibi güvenlik önlemleri sunduğunu da belirtmeliyiz.

3. Eksik Erişilebilirlik Özellikleri

Erişilebilirlik özellikleri ve uygulamaları bir zorunluluktur çünkü tüm kullanıcılar için eşit bir deneyim sağlamaya yardımcı olurlar.

Siteniz duyusal veya bilişsel bozukluğu olan kullanıcıları ne kadar iyi barındırıyor? Html’niz ekran okuyucular tarafından okunabiliyor mi? Video içeriğiniz altyazı içeriyor mu? Peki ya simgeleriniz, yapışıklar mı yoksa yeterince aralıklılar mı?

Erişilebilirlik özelliklerini uygulamak, potansiyel kullanıcı tabanınızı genişletmenize yardımcı olur. Ayrıca etik açısından yapılacak en doğru şey budur.

4. Kullanıcı Verilerine Bakma

Veri analizi araçlarını kullanmıyorsanız, muhtemelen başlamalısınız.

Kullanıcı verileri, sorunlu alanları ve sitenizdeki olası iyileştirmeleri bulmanıza yardımcı olabilecek değerli bilgiler barından bir hazine gibidir. İnsanların sitenizi nasıl kullandığı, imleçlerinin nereye gitme eğiliminde olduğu, nelere tıkladıkları ve belirli sayfalarda ne kadar zaman harcadıkları gibi bilgileri görmenizi sağlayacak HotJar (ücretsiz ve ücretli paketler sunan) gibi araçları kullanabilirsiniz.

Birçok BT uzmanı, bu bilgileri kullanmanın gerçekten yararlı olacağını söylüyor. Bir şey gerçekten popülerse, ekstra kaynaklarla ona çeki düzen vermek size fayda sağlayacaktır mesela. Gerçek insanların web sitenizi nasıl kullandığını görmek, kodlarken gözden kaçırdığınız hataları ortaya çıkarmanıza da yardımcı olabilir.

Sonuç olarak veri analitiği, kullanıcılarınız hakkında size daha fazla bilgi verecektir. Google Analytics gibi araçlar, kullanıcı demografiniz hakkında bilgi sağlayabilir. Bu bilgilerle, mevcut kitlenize daha iyi hitap edebilir, hatta sitenizi diğer demografik özelliklere hitap edecek şekilde değiştirebilirsiniz.

5. Mobil Performansı Unutmak

Araştırmalar, tüm web trafiğinin %54’ünün mobil cihazlardan geldiğini gösteriyor. Bu nedenle web siteniz bir telefonda, tablette veya e-okuyucuda yanıt vermiyorsa; çok büyük bir kullanıcı kitlesi kaçırıyorsunuz demektir.

Bu cihazların her birinin farklı boyutları ve özellikleri vardır, bu nedenle sitenizin ortama uyum sağlayabilmesi ve tutarlı bir deneyim sunabilmesi gerekir.

Örneğin, telefonunuzda 12 boyutunda bir yazı tipi okumaya çalıştığınızı hayal edin, bu korkunç olurdu.  Böyle bir durumun neticesinde siteniz olumsuz etkilenecektir.

Ama sadece yazı tipleri ve stiller değil. Ayrıca, web sitenizin işlevselliğinin cihazlar arasında tutarlı kalmasını sağlamalısınız. Örneğin, mobil cihazlarda imlecin üzerine gelemezsiniz, bu bir kullanıcının deneyimini nasıl etkiler? Ayrıca, mobil işlevsellik SEO’da büyük rol oynar. Bu nedenle web sitenize yanıt verme yeteneği eklemek, arama motorlarında daha iyi sıralanmanıza ve daha fazla trafik oluşturmanıza yardımcı olacaktır.

6. Gecikmeli Yükleme Süreleri

Yüklenmesi sonsuza kadar süren bir web sitesi sadece can sıkıcı olmakla kalmaz, aynı zamanda insanları dolaşmaktan da caydırır. Google, kullanıcıların %90’ının yalnızca 5 saniye sonra bir sayfa bırakacağını buldu. Bu günlerde hızlı yükleme süreleri temel olarak normdur.

Peki ne yapmalısınız?

Öncelikle Sitechecker veya GTmetrix gibi araçları kullanarak web sitenizin yükleme hızını kontrol edin. Yükleme hızı çok düşükse indirmeye yardımcı olmak için atabileceğiniz birkaç adım vardır. Örneğin; önbelleğe almak, sitenizdeki resimleri optimize etmek ve gereksiz bitleri kaldırmak için kodunuzu kısaltmak.

Ayrıca CDNleri (İçerik Dağıtım Ağları) kullanmanızı öneriyoruz. CDNler, web varlıklarınızı dünyanın dört bir yanındaki sunucularda depolayarak yükleme hızlarını arttırmaya yardımcı olur. Bu, kullanıcılarınızın bunlara daha hızlı erişmesini sağlar. Ayrıca web sitenizi DDoS saldırılarına karşı savunmanıza yardımcı olur.

Arama motorları, iyi bir kullanıcı deneyimi sağlayan ve hemen çıkma oranları düşük olan web sitelerine öncelik verdiğinden, web sitenizi hızlandırmak onu daha keşfedilebilir hale getirecektir.

 

ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.