Yazılım 25 ŞUBAT 2010 / 10:08

Yüzlerdeki Gülümsemenin Mimarlarından Karikatürist Selçuk Erdem

"Teknolojinin en büyük artısı ‘hemen' kavramını hayata geçirmek olmalı"

"Teknolojinin en büyük artısı ‘hemen' kavramını hayata geçirmek olmalı"


Çevrenize baktığınızda sarı renkli kağıtlara basılmış tabloid mizah dergilerinin veya parlayan monitörlerin arkasından kıkır kıkır gülme sesler duyuyorsanız, bunun sorumlularından biri şüphesiz Selçuk Erdem'dir. Karikatürlerinde yer alan özgün tiplemeleri, kendine has çizgileri ve aynı karede başlayıp biten vurucu esprileriyle yeni neslin en sevdiği karikatüristler arasında sağlam bir yere sahip olan Erdem, özellikle gençler arasında birçok popüler sanatçının ulaşamadığı bir bilinirliğe sahip.

2002 yılında yayın hayatına başlayan Penguen mizah dergisinin kurucuları arasında yer alan Selçuk Erdem, bugün derginin editörleri arasında yer almanın yanında düzenli olarak çizmeye devam ediyor. Dergi, geçtiğimiz haftalarda mobil uygulamasını da devreye soktu. Atılan bu adım, Türkiye'de mizah yayıncılığı konusunda bir ilki temsil ediyor.

Biz de bu bahaneyle Selçuk Erdem'i Penguen'in Taksim'deki yerinde ziyaret ettik. Teknolojiye hangi gözle baktığı, sosyal medya hakkında ne düşündüğü ve Penguen'in mobil uygulamasına dair beklentilerini sorduk.

Bu arada röporatjımız sonrasında Selçuk Erdem BTnet.com.tr okurlarına özel çok hoş bir sürpriz hazırladı. Sürprizi görmek için röpotajın sonuna bakabilir veya buraya tıklayabilirsiniz.İsterseniz öncelikle teknolojinin hayatınızdaki öneminden bahsederek başlayalım.

Teknolojiyi yakından takip etmeyi seviyorum. İnterneti oldukça yoğun kullanıyorum, yeni donanımları olabildiğince takip ediyorum. Özellikle de iPhone kullanıcısı olmaktan son derece memnunum. Bu cihazla hem internete girebiliyorum, hem e-postalarımı kontrol edebiliyorum. Hatta bilgisayarsız kaldığım yaklaşık bir aylık dönem boyunca sadece iPhone'la hayatımı sürdürdüğümü söyleyebilirim. Kısacası beni bir teknoloji bağımlısı olarak görebilirsiniz.

Teknolojinin bir karikatür sanatçısı olarak yaptığınız işe ne gibi katkıları oldu?

Özellikle tablet şeklindeki çizim araçları yaptığımız işi oldukça kolaylaştırıyor. Yaklaşık 1 aydır çizimlerim için 21 inç boyutunda bir Cintiq tablet kullanıyorum. Özellikle bazı ayrıntılara girerken çizimi büyütebilmek beni çok rahatlattı. Renklendirme Photoshop'la yapılıyor. Ben bu işe ilk başladığımda çizdiğimiz karikatürler büyükçe bir makine tarafından kart çekme adını verdiğimiz bir işlemle özel bir malzeme üzerine basılırdı. Sonra da bunları kesip yapıştırarak sayfa planını hazırlar ve filme gönderirdik. Şimdiyse tüm dergi bilgisayar üzerinde hazırlanıyor ve doğrudan matbaaya gönderiliyor. Bu sayede bir hayli hız kazandık.

Yine de sosyal medyadan sizi takip ettiğimiz kadarıyla özellikle derginin teslim gününde sabahlamalarınız devam ediyor.

O durum daha çok yaratıcılık süreciyle ilgili. Bizim yaptığımıza benzer işlerde zamanınız ne kadar çok olursa olsun mutlaka bu zamanı sonuna kadar zorlamanın bir yolunu bulursunuz. Teknik ilerlese de illa bazı şeyleri son dakikaya bırakmayı beceriyoruz.

Teknolojinin işlerinizi hızlandırmak dışında çizim tarzınız olsun, çizime yaklaşımınız olsun herhangi bir etkisi oldu mu? Örneğin üretmek için kendinize daha fazla vakit ayırabiliyor musunuz?

Yaratıcılık çok karmaşık bir süreç, böyle şeylerin bu sürece doğrudan etki etmesi çok zor. Teknolojinin bize daha çok işin teknik kısmıyla, zanaatıyla ilgili şeylerde faydası oluyor. Ama kafaya çok bir etkisi var mı derseniz bence yok. Ama şöyle de bir şey var ki, internet sayesinde yapıtlarımıza dair geri dönüşleri çok daha hızlı alabiliyoruz. Özelikle sosyal medya bunu oldukça kolaylaştırdı. Düşünün ki eskiden olduğu gibi birine mektup yazmaya karar verdiniz. Mektup elinize on günde ulaşıyor, siz de her mektuba cevap yazamıyorsunuz. Şimdiyse durum farklı. Okuyucuyla artık Twitter ve benzeri platformlarda iletişim kurabiliyor ve yazdıklarına cevap verebiliyorum. Ama tabii bunun da yaptığınız işe olan etkisi sınırlı. Çünkü yaratıcılık söz konusu olduğunda olabildiğince özgün olmak zorundasınız. Ne beğenilmiş, ne beğenilmemiş konusunu kapının dışında bırakıp biraz kafanızın dikine gitmeniz gerekiyor yani. Ama sonuç olarak günümüzde iletişimin ve etkileşimin bu kadar kolay hale gelmesinden dolayı memnunum.

Sosyal medyadaki takipçileriniz arasında çok fazla işinize karışmak isteyen oluyor mu? Bu gibi kişilere nasıl bir tepki gösteriyorsunuz?

İnternette normal bir şekilde ilerleyen tartışmaları duygusal bir platforma taşıyarak sonuçsuz noktalara doğru sürükleme eğiliminde olan kişiler illa ki var. Hatta bunlara troll diye isim bile takmışlar. Kendinizi aştığınız noktada bazen bu gibi insanların hedefi olabiliyorsunuz. O yüzden bu tarz ortamlarda kuracağınız etkileşimin sınırlarını iyi belirlemeniz gerekiyor. O sınırı aşarsanız faydalı eleştirilerden sıyrılıp kendinizi çerçöpün ortasında bulabilirsiniz. Yani bu sular aslında biraz tehlikeli. Bu tarz insanları üzerinize çektiğinizde uğraşmak bir hayli yorucu olabiliyor.

Bizim gözlemlediğimiz kadarıyla iletişim kurduğunuz sosyal mecralarda insanlara yukarıdan bakmadan, samimi ve kontrollü diyaloglar geliştirebiliyorsunuz. Bu konuda kendinize koyduğunuz kurallar var mı?

Hayır, kurduğum bu iletişim şekli tamamen sezgisel. Biraz deneme yanılmayla gidiyorum. Benimle iletişim kurmaya çalışanlara olabildiğince cevap vermeye çalışıyorum ama arada bir ona cevap verdin bana vermedin gibi küslükler çıkabiliyor. Bu ortamlarda etkileşim işte bu yüzden zor, çünkü herkese cevap vermeye kalkarsanız bu iş bütün gününüzü alan bir mesaiye dönüşür. Örneğin geçen gün Twitter'da yazdığım bir şeye 100'ün üstünde cevap geldi. Tüm bunlara birer cevap yazmaya kalkarsam bu başlı başına bir iş haline geliyor. Facebook grubumda 30 bin kişiye yakın insan var, Friendfeed üzerinde bir hesabım var. Kısacası dengeli bir şekilde ilerlemeye çalışıyorum ama bu çok da kolay değil. Açıkçası sosyal medyaya dahil olmak herkese önerebileceğim bir şey değil. İster kişi ister marka olun, ne yaptığınızı pek bilmiyorsanız bence hiç girmeyin. Zor çünkü.

Teknolojik gelişimin yaptığınız iş üzerinde olumsuz bir etkisi oldu mu? Özelikle yapıtlarınızın bu kadar kolay paylaşılabilir olmasından rahatsız oluyor musunuz?

Açıkçası internetin dergi satışlarımızı negatif yönde etkileyip etkilemediği yönünde elimizde yapılmış bir araştırma yok. Kişisel görüşüm internet nedeniyle satışlarımızın bir miktar azaldığı yönünde. Ama dediğim gibi bunlar kendi görüşlerim, somut verilere dayalı şeyler değil.

Siz internet üzerinden içerik paylaşımı konusunda ne düşünüyorsunuz? Çizdiğiniz karikatürlerin internette dolaşan zincir e-postalarda en çok paylaşılan malzemelerden biri olması canınızı sıkıyor mu?

İnsanlar bunları paylaşmasında bir sakınca görmüyorum. İnternet daha çok yeniyken de aynı şeyi düşünüyordum. 90'ların sonunda, internetin hızlı yayılmaya başladığı zamanlarda çizdiğim karikatürler mesaj zincirlerinde dönmeye başlayınca önceleri çok şaşırmıştım. Şimdi genel olarak bu tür şeylerde olabildiğince özgürlükçüyüm, yani paylaşımdan yanayım. Bunun arkasından sanatçı nasıl para kazanacak gibi sorular geliyor ama bunun da bir çaresi bulunur diye düşünüyorum. Bunların neden olacağı sorunların yaşamın doğal döngüsü içinde bir şekilde çözüleceğine inanıyorum.

Bunun nasıl olabileceğine dair sizin bir düşünceniz var mı?

Açıkçası yok. İşin bir ucunda sponsorluklar, reklamlarda yer almak gibi fırsatlar var ama bu da başka sorunları beraberinde getiriyor. Şu anda bununla ilgili kurulmuş düzgün bir model yok. Sonunda ne olacak ben de bilmiyorum. Gerçekleştirdiğimiz mobil dergi uygulamasını bu alanda yapılmış bir deneme olarak görüyoruz. Sonuçlarına bakacağız.

İnternette bir e-dergi yerine neden önce mobil uygulamayla başladınız?

Derginin internetteki modeline henüz tam olarak karar vermiş değiliz. İnternette bizim derginin tamamını tarayıp koyanlar var, bunları el altından arayıp bulmak mümkün. Biz kendimiz ilk elden bunu yapmak istemedik. Burada bir abonelik modelinin çalışıp çalışmayacağı konusunda da şüphelerim var. Buradaki stratejimizi zamanla olgunlaştıracağız. Ama netice olarak şimdilik bu modeli pek parlak görmüyorum. Belki tablet bilgisayarlar, iPad vesaire yayıldığında durum biraz değişebilir. Ona da o zaman bakmak lazım. Bir yandan da derginin bu kağıt üzerindeki halini korumak istiyoruz. VoloVita ile birlikte gerçekleştirdiğimiz mobil uygulamayı daha çok kültürel bir deney olarak görüyoruz. Mobil uygulamanın abone rakamları gelmeye başladığında, belki duruma göre e-dergi çalışmalarına hız verebiliriz.

Şu anda abone sayıları ile ilgili olarak bir veri var mı elinizde?

Henüz yok, uygulama çok yeni. Bir de halen iPhone uygulamamızın onay almasını bekliyoruz. Belki o da çıktığı zaman rakamları yeniden değerlendirmemiz daha mantıklı olur.

Uygulamanız sadece Turkcell'le mi sınırlı olacak?

Bunun teknik detayları konusunda bilgim yok ama şahsen diğer operatörlere de yayılsın isterim. Bu konuda neler yapabileceğimize bakacağız.

Teknoloji esprileriniz arasında hangi sıklıkta yer alıyor? Son yıllarda teknolojinin yaygınlaşmasıyla teknoloji karikatürlerinizde kendine daha çok yer buluyor mu?

Aslında 90'ların sonunda internet esprilerini daha çok yapıyordum. Şimdi de ara ara yapıyorum. İki yıl önce ‘Piksel Piksel Anadolu' diye kısa hikâyelerden oluşan bir seri yapmıştım, devam ettiremedim. Onlar tam teknoloji esprileriydi. Bunları sitem açıldığında koymayı planlıyorum. Orada çok fazla insanın anlayamayacağı, sadece teknolojiyi yakından takip edenlerin yakalayabileceği tarzda espriler vardı.

Uzun süredir beklenen kişisel sitenize dair hazırlıklarınız nasıl gidiyor?

Sitenin tasarımıyla ilgili bazı kararlar vermem lazım. Tasarıma karar verdiğim zaman gerisi hazır sayılır. Zaten Wordpress blogu üstüne kurulu bir şey olacak. 1-2 ay içinde açılır diye tahmin ediyorum.

Bir aralar sinek.com vardı. O projeye ne oldu?

Sinek.com'u yapmayı 2001'de bıraktım. O zamanlar internetin Türkiye'de hızla geliştiği bir dönemdi. Sanırım o yüzden site çok ses getirdi, akılda kaldı. Aslında genel olarak bakıldığında çok kısa bir dönem açık kaldı ama o haliyle akıllara kazındı. Bir zamanlar orada yer alan karikatürler halen internet üzerinde başka sitelerde dolaşıyor. Sinek.com alan adını da uzun süre önce bıraktım, selcukerdem.com ile devam edeceğim.

Elinizde olsaydı nasıl bir teknoloji geliştirirdiniz?

Hız konusuna ağırlık verirdim. İnternet hızlanıyor ama uygulamalar ağırlaşıyor, sayfalar çeşitleniyor derken hız algınız yine yavaşlıyor. Ben bu konularda biraz sabırsızım, internette görüntülemek istediğim sayfa biraz geciktiği zaman kızan bir adamım. Hem görüntüleme hem internet tarafında her şey çok daha hızlı olsun isterim. Aslında iPad benim hayalimdeki şeye oldukça yakın. İlk sürümü belki mükemmel olmayacaktır ama devamında teknoloji açısından gidilecek iyi bir yol olduğunu düşünüyorum. Benim hayal ettiğim de aşağı yukarı böyle bir şeydi, yani iPhone ile dizüstü bilgisayar arasında bir şey. O boyda çizim yapabileceğim bir tablet de örneğin çok işime yarar. Hayalim böyle bir şey. Küçük bir tablet, yanında kalemi, canım istediğinde kitap okuyabileceğim bir platform. Kindle almayı düşünüyordum ama iPad'i bekleyeceğim sanırım.

Aslında teknolojinin önümüzdeki yıllarda sağlayacağı en önemli şey "hemen" kavramını hayata geçirmek olmalı. Hemen bir şey indirmek, hemen sahip olmak... O yüzden derginin elektronik formunu böyle platformlar için üretmek daha mantıklı olabilir. Örneğin mobil uygulamamızla Çarşamba günü derginin yeni sayısına ulaşmanız mümkün, ama biz dergiyi Türkiye'nin her yerine Çarşamba günü ulaştıramıyoruz. Tablet kavramının bu konuda ilginç bir açılım olacağını düşünüyorum.

Bilgisayar kullanımında tercihiniz nedir?

Birkaç aydır Apple kulanıcısıyım, son derece de memnunum. Bizim dergilerde hep Apple vardı, Mac vardı. Ben uzun yıllar PC ve üzerinde işletim sistemi olarak Linux kullandım. Bundan 6-7 yıl kadar önce bir gün Microsoft'tan nefret edip Linux kurmuştum, o zamandan kalma bir alışkanlık. Donanım konusunda da birçok markanın cefasını çektim. Fakat Mac hem işletim sistemi olarak, hem donanım olarak bütün ihtiyaçlarımı karşılıyor. Kullanmaktan son derece memnunum.

Sosyal ağlarda yer almak dışında günlük olarak takip ettiğiniz siteler var mı?

Zaman zaman belli siteler, belli bloglar oluyor. Ama onlar da o kadar çok ki bir süre sonra takip edemez hale geliyorum. Bir de ben kafası çok kolay dağılan bir adamım. Yani tek bir konuyla değil, bana ilginç gelen birçok şeyle bir arada ilgilenmeyi seviyorum. Tabi öyle olunca takip edilmesi gereken liste çok uzuyor. Bunları takip etmek de bir süre sonra insanı kendi yapması gereken işlerden alıkoyuyor. O yüzden belli bir noktadan sonra bıraktım, artık düzenli bir şey takip etmiyorum. Sosyal medyanın da bu anlamda faydası oldu. Uygun bir takip listesi ayarlayabilirseniz en iyi şeylerin her gün pat diye önünüze düştüğünü görüyorsunuz. Sosyal ağları biraz da bu amaç için kullanıyorum. Son günlerde bazen ffffound.com karşısında vakit geçiriyorum. Bunlar dönem dönem değişiyor. Fakat liste uzarsa süre sonra böyle her şey dikkatinizi çelmeye başlıyor ve zaman öldürür hale geliyor. İnternete girdiğiniz anda hop diye gerçek dünyadan kopuyorsunuz, o yüzden bilgisayarda çalışmak aslında çok zor bir şey. Bilgisayar açıkken sizi gel gel diye çağırıyor, bazen karşı koyabilmek için bilgisayarı kapatıp gözümün önünden kaldırıyorum.

Profesyonel olarak karikatürist olmasaydınız ne olurdunuz?

Bu alandan çok uzaklaşmazdım. Örneğin belki yazar olurdum, mutlaka yaratıcı bir alanda kalmaya çalışırdım. Belki küçüklüğümüzden beri internet olsaydı sadece internet konulu işler yapan bir adam olurdum. Kısacası belki yazardım, belki çizerdim ama yaratıcılıktan ve görsel tasarımdan pek uzaklaşmazdım.Selçuk Erdem'in BT.net.com.tr okurlarına özel bir sürprizi var!

Röportajımızın sonunda Selçuk Erdem ricamızı kırmadı ve BTnet.com.tr okurları için özel bir çizim gerçekleştirdi. Bizler de bu anı sizlerle paylaşmak için kameramızla kayıt altına aldık.

Aşağıdaki videoya tıklayarak Selçuk Erdem'in size özel sürprizini görebilirsiniz.