Yazılım 30 ARALIK 2008 / 09:48

Kürek sporu merakı, uluslararası bir şirket takımı ortaya çıkardı

Bircom Genel Müdürü Burçin Bircanoğlu’nun kürek sporuna olan merakı profesyonel bir takım yarattı. Artık uluslararası arenada Türkiye’yi temsil eden bir şirket kürek takımı takımı var.

Bircom Genel Müdürü Burçin Bircanoğlu’nun kürek sporuna olan merakı profesyonel bir takım yarattı. Artık uluslararası arenada Türkiye’yi temsil eden bir şirket kürek takımı takımı var.


Bircom Genel Müdürü Burçin Bircanoğlu, kürek sporuna lise yıllarında gönül vermiş bir yönetici. Bugün ise sabah gün doğumuyla birlikte uyanan ve altıbuçukta küreklerin başına geçen bir profesyonel. Kürek sporunda profesyonelleşmesinde ise 2007 yılında kürek sporu yapmasına olanak sağlayan Denizcilik İşletmeleri Spor Kulübü’ne yaptırdığı kayıt önemli bir açılım noktası olmuş. O günden bu yana düzenli olarak kürek çeken Bircanoğlu’nun bu merakı profesyonel bir kürek takımı da yaratmış. Kürek sporunu tam bir takım oyunu olarak tanımlayan Bircanoğlu’nun şirket çalışanları arasında motivasyonu güçlendirmek amacıyla iç iletişim aktivitesi düşüncesiyle başlattığı kürek antremanları, form seviyesinin hızla yükselmesiyle, renk değiştirmeye başlamış.


Yöneticiler de dahil olmak üzere şirket personelinin önemli bir bölümünün katılımıyla yapılan ve 1 yıl kesintisiz devam eden antrenmanlar, uluslararası arenada müdadele edebilecek bir kürek takımının temelini atmış. Bircanoğlu’nun baş kürekçisi olduğu Bircom çalışanlarından oluşan kürek takımı, artık uluslarası yarışmalarda Türkiye’yi temsil ediyor. Kürek dalında en prestijli yarışmalardan biri olan FISA World Rowing Masters Regatta’ya Türkiye’den katılan ilk şirket takımı olma özelliğini taşıyan Bircom Kürek Takımı’nın hedefinde ise Viyana’da gerçekleşecek olan 2009 FISA World Rowing Masters Regatta yarışlarında iyi bir derece almak var. Biz de Bircanoğlu ile kendisinin bu spora olan merakı ve başarılı bir kürek takımına dönüşen kürek serüvenini konuştuk:


Kürek sporuna merakınız nasıl başladı? Ne kadar zamandır bu sporla uğraşıyorsunuz?Lise döneminde 1987 yılında Galatasaray kürek takımında küreğe başladım. O yıllarda Boğaz’da Kuruçeşme’de kürek çekiyorduk. Lise bittikten sonra bisiklet sporuyla ilgilenmeye başladım ve küreğe ara verdim. Daha sonra tekrar başlamak için ne kadar çaba sarf etsem de kulüplerin baraj göllerine yönelmiş olmasından dolayı kolay ulaşılabilir bir kulüp bulamadım. 2007 yılında bir rastlantı sonucu Haliç’te kürek çekme imkanı sunan Denizcilik İşletmeleri Spor Kulübü’ne kayıt oldum. Son bir buçuk yıldır da düzenli olarak kürek çekiyorum.


Profesyonel iş yaşamınıza bu hobi nasıl yansıyor? Günlük yaşamınızda bu hobiyi nasıl konumlandırıyorsunuz?


Yaptığım spor gereği sabah çok erken kalkıyorum. Saat 5.30’da gün doğumuyla birlikte uyanıyorum. 6.30’da ise suda oluyoruz. Dolayısıyla hiçbir toplantıyla çakışmıyor. Sabah o saatte kalkmak için akşam da ona göre erken yatmak gerekiyor tabii. Yurtdışından misafirlerimiz geldiğinde biraz zorlansam da bu disiplini bozmuyorum. Spor yaptıktan sonra gün boyu kendimi zinde hissediyorum. Spor, iş ve yaşam kalitesini çok ama çok artırıyor. Gün içerisinde daha zinde, daha mutlu ve işinizde de çok daha disiplinli oluyorsunuz. Özellikle koyduğunuz hedefler doğrultusunda çalıştığınızda gerçekten spor yapmak çok daha anlamlı oluyor. Bedensel olarak daha güçlü olmanız aslında zorluklara dayanımınızı her yönde artırıyor. Ayrıca iyi bir şey yapma hissini her sabah yaşamak muhteşem bir duygu. Bu duyguyu hepimiz biliriz. Erkenden kalkabilmek, o tatlıyı yememek, sigarayı bırakabilmek, vb… Ben her sabah güne iyi bir şey yaparak başlıyorum ve bu duygu zaman içinde alışkanlık yaratıyor. Bir süre sonra bu duyguyu her an yaşamak için hep doğru olanı yapma eğilimi gösteriyorsunuz. Kürek çeken mesai arkadaşlarım sigaradan kurtuldular ve kilo verdiler. Artık hayata daha olumlu bakıyorlar.


Sizce kürek sporunun en iyi yanları neler?Kürek muhteşem bir spor. Hedefe odaklı çalışma, liderlik, takım oyunu gibi sayısız unsurlar içeriyor. Zor bir spor. Dayanıklılığı, zorluklara karşı direnci ve pes etmemeyi öğretiyor. Kürekte şans faktörü yoktur. İyi antrenman yapan vücut kapasitesi yüksek olan kazanır. Dolayısıyla hak etme olgusu bu sporda çok güzel gelişir. Çalışırsın, hak edersin ve madalya senindir. Rakibine geçildiysen, demek ki o daha çok bedel ödemiştir ve daha çok hak etmiştir. Litvanya’da yarıştan sonra Bircom kürek takımından Kadir arkadaşım, “Demek ki haftada 3 gün yetmiyormuş” dedi, sporun güzel yönü de işte bu… Sorunun çözümünü doğru yerde aramayı öğreniyorsunuz. Başkalarını ya da hakem gibi 3. bir kişiyi suçlayarak kürekte şampiyon olamazsınız.


Bu hobinin şirket geneline yayılması nasıl oldu? Galatasaray Kulübü’ndeyken benimle birlikte aynı dönemde kürek çeken ve şu anda lojistikten sorumlu olan Ergül Köksüren, takıma katılan ilk kişi oldu. Ardından teknik servis grubundan 2 kişi denemek için geldi. Daha sonra yazılım grubundan bir çalışan derken Genel Müdür Yardımcımız Henri Çiprut da ekibimize katıldı.


Aynı şirketten takım olarak böyle bir hobi ile uğraşmak nasıl bir motivasyon sağlıyor sizce?Kürek sporunda takım halinde hareket etmek, zamanlama, dikkat çok önemli. Bu sporun şirketimize ayrı bir hava ve motivasyon kattığını düşünüyorum. Örneğin, Bircom kürek takımı olarak Litvanya’da düzenlenen FISA World Rowing Masters Regatta 2008 dünya kürek yarışmasında 4 çifte ve 2 çifte dallarında yarıştık. Ben her iki takımın da hamlası, yani baş kürekçisiyim. Ritmi ben oluşturuyorum ve takım bana uyarak kürek çekiyor. Bu sporda takımın uyumu, kuvvetten daha önemli. Kürekler aynı anda suya girmeli, güç aynı anda verilmeli ve kürekler aynı anda sudan çıkmalı. Burada bir kişi bu düzeni bozarsa tekne büyük bir hızla yavaşlıyor ve yön değiştiriyor. Herkes mükemmel olmak zorunda ve ben herkesin çekebileceği tempolara çıkmalıyım. Yani benim çok güçlü ve hızlı kürek çekmem takımı şampiyon yapmıyor. Teknedeki en yavaş arkadaşımın çekebileceği hızda kürek çekmeliyim. Bu tam bir takım oyunu. Tüm takım gelişmek zorunda, bireysel başarıya yer yok. Tabii düşük tempoda güçlü kürek çekerek de fark yaratılabiliyor.


Profesyonelleşmeniz ne kadar zaman aldı? Kaç kişilik bir takımınız var? Takımımız 6 kişiden oluşuyor. Bu 6 kişi içerisinden 4 kişi haftada 3 gün 6.30 – 7.30 arası Haliç’te antrenman yapıyoruz. Ayrıca 2 gün de ağırlık antrenmanı oluyor. Bircom kürek takımı olarak 1 yıldır birlikte kürek çekiyoruz. Dragon boat disiplinindeki yarışlara da şirketimizden 16 kişilik bir ekip katılıyor. Bu disiplinde de bu yıl en iyi 3. zamanı gerçekleştirdik.


Katıldığınız son uluslarası yarış hakkında biraz bilgi verir misiniz? Sonuç ne oldu? Nasıl bir deneyim yaşadınız?Bircom kürek takımı olarak 4-7 Eylül tarihleri arasında Litvanya’nın Trakai kentinde düzenlenen FISA World Rowing Masters Regatta 2008 dünya kürek yarışmasında 2 çifte ve 4 çifte dallarında ülkemizi temsil ettik. Kürek dalında en prestijli yarışmalardan biri olan FISA World Rowing Masters Regatta’ya Türkiye’den katılan ilk firma takımı olmanın gururunu yaşadık. Takımımız benimle birlikte Ergül Köksüren, Kadir Kaya ve Ersin Çağlar’dan oluştu. Şampiyonaya yoğun ve özel bir antrenman programıyla hazırlandık. Arkadaşlarım ve ben, ülkemizi en iyi şekilde temsil edebilmek ve yarıştığımız her iki dalda da başarılı olmak için elimizden geleni yaptık. Tam olarak istediğimiz sonuca ulaşamasak da ülkemizi temsil etmek büyük bir mutluluk kaynağıydı.


Bundan sonraki süreçte Bircom kürek takımı olarak hedefleriniz neler?Yıl boyu Türkiye Kürek Federasyonu’nun düzenlediği yarışmalara katılıyor olacağız. 2009 yılında FISA World Rowing Masters Regatta yarışları Viyana’da olacak. Katılımın Litvanya’ya göre çok daha fazla olacağını düşünüyoruz. Biz uçak biletlerimizi şimdiden ayırttık. Hedeflerimiz çok daha büyük ve bu hedeflere ulaşmak için önümüzde 12 ay var. Dragon boat yarışlarını da atlamayalım. Bircom geçen sene ilk kez katıldığı bu yarışta 3. en iyi zamanı yapmıştı. Bu sene Bircom ekibi çok daha fazla çalışacak ve çok daha iyi dereceler alacak.


Son olarak sizce çalışanlar için spor yapmanın nasıl bir önemi var?Tüm şirket sahipleri ve yöneticilerini sporu insanların hayatına sokmak için çalışmaya davet ediyorum. Her yaşta, herkesin yapabileceği bir spor dalı var. İnsanlar rekabeti, kaybetmeyi, kazanmayı, centilmen olmayı, yani iyi bir insan olmayı en iyi spordan öğreniyorlar.