Yaşam Tarzı 22 TEMMUZ 2011 / 09:27

Şike tartışmaları bir yana, işte futbolda asıl mesele: Top kaleyi geçti mi geçmedi mi?

Kale çizgisi teknolojisi futbolda kullanılsın mı kullanılmasın mı? Bu konuda tartışmalar son yıllarda dünya futbol gündeminde üst sıralarda yer alırken, bu konuda geliştirilen teknolojiler FIFA tarafından test ediliyor. Mete Gürkan'ın özel haberi.



Aslında işe yarar bir sistem gibi görünüyor ama bu teknolojiye muhalif görüşler de var. Bu görüşler arasında sistemlerin pahalı olmasının ülke, bölge ve ligler arası eşitsizlikleri doğurabileceği ifade ediliyor.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), kale çizgisi teknolojisi testlerine Eylül ayında başladı. Şu anda dokuz sistem test ediliyor. FIFA'dan yapılan açıklamaya göre, tamamı Avrupalı 9 şirket sistemlerinin testi için FIFA'ya başvurmuştu.

Açıklamaya göre, Eylül-Aralık aylarındaki testlerin sonuçları 2012'nin Mart ayında futbol oyun kurallarını belirleyen Uluslararası Futbol Birliği Kurulu'na (IFAB) sunulacak. IFAB, en iyi sistemleri ikinci deneme turuna davet edecek. IFAB, bu alanda teknoloji sağlamaya aday şirketlerden topun çizgiyi geçip geçmediğini bir saniyede doğrulayıp hakeme bildirecek çözümler üretmelerini istiyor.

Kale çizgisi teknolojisi aslında eskiden beri konuşulan bir konu. Ancak konu bariz hakem hatalarının damgasını vurduğu 2010 Dünya Kupası'nda yeniden gündeme geldi. Kupada ikinci turda İngiliz Frank Lampard'ın 38. dakikada takımı Almanya'ya karşı 2-1 yenik durumdayken attığı şutta topun kale çizgisini geçtiği net bir şekilde görülmüş, ancak Uruguaylı hakem Jorge Larrionda topun kale çizgisini geçmediğine karar vermiş ve pozisyonda gol kararı çıkmamıştı. Maçı Almanya 4-1 kazanırken, İngiltere kupaya veda etmişti.

Özellikle bu maçtan sonra alevlenen tartışmalar üzerine normalde futbolda teknoloji kullanımına karşı olduğu bilinen FIFA Başkanı Sepp Blatter konunun yeniden gündeme alınacağını söylemiş, ancak IFAB Temmuz toplantısında bu konuyu gündemine almamıştı.

İlk olarak kriket ve teniste kullanıldı

Esasında bu teknoloji ilk olarak kriket ve tenis sporunda kullanılmaya başlanmıştı. Teniste kullanımı, Amerikan Açık Turnuvası'nda 2004 yılında yaşanan bir tartışmanın devamına uzanıyor. O yıl Serena Williams'ın elendiği bir maçta, hakemin kararının yanlış olduğu görüntü tekrarlarından anlaşıldı. Karar daha sonra değiştirilmedi, ama tenis sporu 2006 yılında bu teknolojiyi kullanmaya başladı. Top ve çizgi ilişkisinin çok önemli olduğu sporda denemeler başarılı oldu ve uygulamaya geçildi.

Cairos ve Hawk-Eye gibi şirketler, çizgi denetimi teknolojisi üreten önemli şirketlerin başında geliyor. Kamera sistemleri yardımıyla topun çizgiyi geçip geçmediğini belirleyen İngiltere merkezli Hawk-Eye ile özel yongalar yardımıyla aynı tespitleri yapabilen Almanya merkezli Cairos, yeni teknolojilerin hakemlere yardımcı olabileceğini söylüyor.

Bu şirketler, geçtiğimiz yıl FIFA'nın teknolojinin kullanımına muhalif tavrını gözden geçirmesi gerektiğini söylemişlerdi. Cairos'un yöneticilerinden Christian Holzer, ''Yüzde 100 doğru veri sağlayan bir teknoloji kullanıyoruz, bu da oyunun daha adil olmasını sağlıyor'' demişti.

Kale çizgisi teknolojisinde kameraların ve manyetik alanların yardımıyla, sinyal yayan algılayıcıların monte edildiği futbol toplarının kale çizgisini geçip geçmediği anlaşılabiliyor. Futbolcular ve teknik direktörler bir süredir hakemlerin verdiği tartışmalı gol kararlarının ardından bu teknolojilerin kullanılması gerektiğini savunuyorlar.

Her iki yarı sahada çizgiler, köşe noktaları ve kalelerin üzerinde olmak üzere altışar kamera yerleştiriliyor. Saniyede 500 kare geçişiyle futbol topunun hareketlerini izleyen bu kameralardan aktarılan görüntüler, bir bilgisayar tarafından anında inceleniyor. Eğer topun çizgiyi geçtiğine hükmedilirse, yarım saniye içinde hakemin saatine ya da kulaklığına sinyal gönderiliyor.

Teknolojinin pahalı olması bölgeler arası eşitsizlik doğurabilir mi?

Bu teknolojinin kullanımına karşı çıkanlar gerekçe olarak sistemin pahalı olmasını öne çıkarıyor. Dünya kupası maçlarıyla yerel lig maçlarında aynı teknolojinin yer almamasının futbolun evrenselliğini ve doğallığını etkileyeceğini savunuyorlar. Ya da herhangi bir ülkede sistem üst ligde kullanılırken, alt liglerde uygulanamamasının ülke içi eşitsizlikler doğurabileceğini belirtiyorlar. Şirketler ise buna çözüm olarak sponsorluk sistemini öneriyorlar.

Dilerseniz bu tartışmayı gündeme getiren unutulmaz maçlardan birkaç tanesini yeniden hatırlayalım:

Fenerbahçe-Beşiktaş
Yıl: 1991




Son dakikası içerisindeki olaylarla unutulmazlar arasına giren maç. Yan hakemin Fenerbahçe kalecisi Engin İpekoglu ile arasındaki unutulmaz diyalog ve Engin’in milyonlar önünde televizyonda ettiği küfürle bir kere daha futbol dünyasına damgasını vurmuştu. Kadıköy’deki maçın tartışması yıllarca sürdü. Top çizgiyi geçti mi geçmedi mi konusu hala tartışılır.

İngiltere - Almanya Dünya Kupası Finali
Yıl: 1966




98 bin kişilik ünlü Wembley Stadı, yıllardır konuşulacak dev final için hazırdı. Almanlar Haller'in golüyle maça başladı. İngilizler Hurst ile hemen cevap verdi. Maç uzun süre 1-1 devam etti. İngiltere 78. dakikada Peters ile 2-1 öne geçti. Almanya 89. dakikada  Weber ile golü bularak durumu 2-2 yaptı. Maç artık uzatmalara kalmıştı. 101. dakikada İngiliz Hurst, sağdan gelen ortaya mükemmel vurdu. Top önce üst direğe, sonra da tam kale çizgisinin üstüne vurup dışarı çıktı. İsviçreli hakem Gottfried Dienst, yardımcısının kararıyla golü verdi. Ancak top çizgiyi geçmemişti. Almanlar itiraz etse de, kararın artık geri dönüşü yoktu. Ev sahibi İngiltere ilk kez dünya kupasını kazanmanın sevincini yaşıyordu.

İngiltere – Almanya Dünya Kupası maçı
Yıl: 2010




Yine bir İngiltere-Almanya maçı. 2010 Dünya Kupası ikinci tur maçında Almanya ve İngiltere karşı karşıya. Mücadele Almanya'nın 4-1'lik üstünlüğüyle sona erdi. Fakat maç 2-1 iken, 38. dakikada yaşanan pozisyon maçın skorundan daha çok konuşuldu. Maça iyi başlayan Almanya, 21 ve 32. dakikalarda bulduğu gollerle İngiltere karşısında iki farklı üstünlüğü yakaladı. Üçüncü gol için rakip sahada pres yapan Almanlar, 37. dakikada bir anda topu filelerinde gördü ve İngilizler umutlandı. Panzerler golün şaşkınlığını yaşarken, Lampard kimsenin beklemediği bir anda ceza sahası dışından sert vurdu ve top önce üst direğe çarptı, ardından kale çizgisinin yaklaşık 20 - 30 santim içine düştü.İngilizler seviniyordu, ancak hakem topun çizgiyi geçmediğini belirterek oyunu devam ettirdi.

Beşiktaş - Karabük Süper Lig maçı
Yıl: 2011




İçinde bulunduğumuz yıldan taze bir örnek. Beşiktaş’ın Portekizli oyuncusu Hugo Almeida'nın şutunda top, kale çizgisini yaklaşık 30 santim geçti ve dışarı çıktı. Hakem golü vermedi. Bu pozisyon üstüne tartışmalar aylarca sürdü.