Yaşam Tarzı 08 MAYIS 2011 / 22:45

İnceleme: Crysis 2

Türkler oyun yaparsa kralını yapar: Crysis 2'yi inceledik

Oyundan öte dev bir prodüksiyonu andıran Crysis 2'nin açılışında Oscar ödüllü Hans Zimmer'in bestesi eşliğinde Türkçe olarak "Bir Cevat Yerli yapımı" yazarken, incelemesek olur muydu hiç?



Her ne kadar Türkiye'den olmasa da, Almanya'daki Crytek'in sahibi Yerli kardeşler tıpkı Matrix'in yapımcısı Wachowski kardeşler gibi bir süredir oyun piyasasının tozunu attırmakta meşgul. İlk olarak Far Cry serisi, ardından Crysis ve Crysis 2 gibi yapımlara imza atan Crytek'in ünü öyle bir aldı yürüdü ki, yaptıkları işler neredeyse Hollywood filmleriyle kıyaslanıyor. 6 aydan uzun süre üzerinde uğraşılan senaryolardan, Hans Zimmer'in müziklerinden, şimdiye dek bir oyun sisteminde göreceğiniz en kaliteli grafiklerden bahsediyoruz...

Neticede BTnet.com.tr olarak gerek akşamları, gerek hafta sonları bizim de biraz Crysis 2'ye bakma fırsatımız oldu. İzlenimlerimizi de sizinle paylaşmak istedik.

Senaryo

Crysis 2'nin senaryosu, felaket sonrası New York'ta geçiyor. Dünya kendilerini yürüyen makinelerin içine yerleştiren kafadan bacaklılardan oluşan Sef adlı bir ırkın saldırısı altında buluyor. Siz oyuna bir denizaltı yardımıyla ilk oyunun kahramanı olan Prophet'le buluşmak üzere yola çıkan Alcatraz adlı bir asker olarak başlıyorsunuz. Ancak sonradan bazı şeyler ters gidiyor ve kumsalda kendinizden geçmiş bir halde yatarken Prophet tarafından kurtarılıyorsunuz. Ardından bu koşturmacalı hayattan iyice sıkıldığını söyleyen Prophet giysiyi size giydiriyor ve dramatik bir biçimde hayata veda ediyor.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=SHLEbuj5x6Q[/youtube]

Bundan sonrası, sizi yönlendiren bir bilim insanı ve diğer karakterlerle etkileşim halinde geçiyor. Üzerinizde zamanla farklı özelliklerini aktif hale geçirebildiğiniz bir nano giysi var. Bu giysi size görünmezlikten insan üstü güç sergilemeye kadar bir dizi özellik kazandırıyor. Düşmanlarınız da iki gruba ayrılıyor: Bu zırhı sizden almak isteyen özel harekat timleri ve dünyayı istila etmek için uğraşan Sef ırkı.

Fakat zaman içinde anlıyorsunuz ki üzerinizdeki zırh aslında Sef'leri ortadan kaldırmanın sırrına sahip, ve Sef dediğiniz ırk da aslında dünyaya o kadar uzak değil...



Oynanabilirlik

Crysis 2, muhteşem görüntüleri bir kenara bırakırsanız aslında klasik önüne geleni vur ve sana söyleneni yap tarzında bir oyun. Bu sırada bazı ağır silahları ve hafif zırhlıları kullanma şansınız da var, ama bu özellikler örneğin bir Killzone 3'teki kadar çeşitliliğe sahip değil.

Crysis 2'nin bu tarza kattığı en önemli özellik karakter gelişimiyle ilgili. Üzerinizde taşıdığınız nano zırh, savaş sonrasında Sef'lerden düşen nano katalizörler yardımıyla farklı özellikler sergilemek üzere geliştirilebiliyor. Temel olarak bu giysinin 3 farklı özelliği var: Daha fazla hız kazandırmak, ateşe karşı direnç oluşturmak ve sizi görünmez yapmak. Bu özelliklerin her biri de temel bir enerji seviyesine bağımlı ve bu nedenle uzun süre açık tutamıyorsunuz.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=OxjYmeYPKrA[/youtube]

Diğer yandan, yeterince nano katalizör toplarsanız bu özellikleri geliştirmek, hatta yepyeni algılar kazanmak mümkün. Örneğin bunlardan biri düşman denetim sistemleri. Bu özelliği aktif hale getirdiğinizde düşman size ateş edince size doğru gelen merminin yolu giysi tarafından otomatik olarak çiziliyor. Böylece size nereden ateş edildiğini daha rahat anlayabiliyorsunuz.

Bu arada oyunda sağlık sistemi, giysinin zamanla sizi iyileştirmesi esasına dayanıyor. Bir miktar darbe alıp kendinizi koruyacak bir yere saklanırsanız bir süre sonra toparlamaya başlıyorsunuz. Üst üste çok fazla darbe alırsanız yapacak bir şey yok, düştüğünüz yerde kalıyorsunuz.

Düşmanların yapay zekaları ise baştan söyleyelim ki o kadar da parlak değil. Sürüsü bir anda etrafınızı sardıklarında etkili oluyorlar, ama bire bir karşılaşmalarda oldukça kolay hedef haline geliyorlar.



Grafikler

Crysis 2'nin sistem gereksinimleri olarak o kadar yüksek ki, "Can it run Crysis" lafı internet üzerinde deyim yerine bile kullanılmaya başlandı. Hani ağzınızı açık bırakır mı bilmem, ama savaş sonrası New York'u hayata geçirme konusunda oldukça başarılı.

Üstelik ortam sadece harika çizilmiş görüntülerden ibaret değil, bildiğiniz yaşayan bir hali var. Oyunu oynarken ara ara size "bakmak için basılı tut" tarzı bir uyarı gönderiliyor. Bu tuşa basarsanız üzerinizden uçup giden dev bir düşman gemisi, düşen bir helikopter, hatta bırakın bunları arkasında dev bir toz bulutu bırakarak devrilen bir köprü veya gökdelen bile görebilirsiniz. Örneğin aşağıdaki sahne önceden hazırlanmış bir film değil, tamamen oyun motoruna dahil olarak kurgulanmış bir anı yansıtıyor. Görünüm gerçekten inanılmaz.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=TvXmqapMofQ[/youtube]

Sesler

Crysis 2'nin sesleri şimdiye dek denk geldiğimiz en iyi sesler değil, ama ortalamanın bir hayli üzerinde. Oyun özellikle de müzikler konusunda hayli başarılı bir profil ortaya koyuyor. Patlamalar, ateş sesleri, metalin metale çarpmasıyla çıkan sesler, ara senaryo geçişlerinde brifing alırken yükselen müzik gayet güzel. Ama uzaylıların biraz daha kendilerine özgü sesler çıkarmalarını da beklerdik. Bu detay neredeyse olduğu gibi atlanmış. Mesela Transformers filmlerindeki yaklaşım bir örnek olabilirdi.

Bu arada Crysis 2'nin tamamen Türkçe olarak seslendirildiğinin özellikle altını çizmekte fayda var. Üstelik çeviriler ve seslendirme de bir hayli iyi. Hatta İngilizce'den daha iyi. Birkaç kez İngilizce seslerle acaba nasıl oluyor diye dönüp baktığımda, sonradan hep Türkçe'ye geri döndüm. İşin ilginç yanı İngilizce ve Türkçe seslendirmelerde ses renkleri de bir hayli benziyor. Sanki aynı kişiye iki dilde seslendirmişler gibi, çok ilginç.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=umRevHM7CeE[/youtube]

Bu arada oyunun ilk ortaya çıkan fragmanlarında Laz şivesiyle konuşan askerden hareketle Türkçe seslendirmeye pek dikkat edilmediğini düşünmüştük, ama aslında öyle değilmiş. Hatta oyunun başından sonuna kadar o askerin dışında şiveyle konuşan da yok.

Seslendirmeler de olabildiğince sansürsüz, hatta biraz fazla sansürsüz. Ateş hattının ortasında ister sizinle birlikte savaşanlar olsun, ister düşman olsun biraz sıkışınca küfrü basıveriyorlar. Üstelik öyle böyle değil, bildiğiniz soy sop gidenler var. Oyun bir anda Behzat Ç.'nin biplenmemiş haline dönüşüyor. Aynı durum PS3 için özel olan ve yine Türkçe seslendirilen Killzone 3'te de vardı. İyi mi kötü mü bilemedim. Filmlerde "Fuck you" benzeri lafların "Lanet olsun adamım" gibi formlara dönüştürülmesine alışmışken böylesi değişik geldi.

Sonuç

Crysis 2'nin özellikle grafikler konusunda şimdiye dek eşi görülmemiş bir başarıya imza attığı doğrudur. Senaryo, sesler ve diyaloglar da hiç fena değil. Özellikle de senaryo üzerinde hayli uğraşılmış olduğu belli, olaylar sürekli beklemediğiniz yerlere doğru gidiveriyor. Oynanabilirlik, itiraf etmek gerekirse şimdilik en yakın rakiplerinden biri olarak kabul edilen PS3'teki Killzone 3'ün gerisinde. Ama bu kesinlikle oynanabilirliği zayıf demek değil. Bizim görüşümüze göre sadece en iyinin biraz gerisinde diyelim...



Eğer PC'nizin bu oyunu kabul edilebilecek bir hız ve kalite seviyesinde oynatabileceğini düşünüyorsanız, veya böyle dertlerin olmadığı bir konsola sahipseniz alın oynayın. Hatta sesleri ayarlayıp Türkçe oynayın.

Bu tarz oyunlardan hoşlanıyorsanız ve sizi senaryo modunda bile uzun süre oyalayacak bir oyun arayışındaysanız, seveceğinizi garanti ederim.