Yaşam Tarzı 23 KASIM 2012 / 14:46

Antrenman mükemmelleştiriyorsa, teknoloji kusursuzlaştırıyor

Kusursuz sporcuya giden yol teknolojiden geçiyor

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte etkisini hissettirdiği alanlar da aynı hızda artıyor. Özellikle antrenörler ve sporcular, kişisel performanslarının yanı sıra takım performanslarını artırmak adına teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyorlar.



Birçoğumuz spor ve teknoloji denildiğinde Rocky IV filmindeki Rus boksör Ivan Drago’nun antrenmanlarını yaptığı tesisi hatırlarız. Rus boksör, son teknolojiyle donatılan spor salonunda antrenmanlarını yaparken, bir yandan da bilim insanlarının bir takım testlerine tabi tutuluyordu. Drago’nun antrenman modeline karşın, antrenmanlarını dağ başında ve tamamen doğal yöntemlerle gerçekleştiren Rocky Balboa, rakibini yenerek bir bakıma insanın teknolojiye karşı her zaman kazanacağını göstermişti.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=Q-8hOKNbtxg&feature=related[/youtube]

(Filmde geçen antrenman modellerinin karşılaştırılması)

Filmin çekildiği yıldan bu yana geçen 27 senede işin rengi epeyce değişmiş gözüküyor. Teknolojinin her alanda yoğun bir etki oluşturduğu dönemde, sporda bundan nasibini epeyce alıyor. Özellikle dünyada en çok ilgi çeken spor dalı olan futbol, teknolojinin en fazla kullanıldığı alanlardan biri olurken, diğer spor dalları da teknolojiden epeyce faydalanıyorlar.

Teknoloji sadece futbolda kullanılmıyor

Futbolu şimdilik bir tarafa alırsak, diğer spor dalları ve teknoloji arasındaki etkileşimi daha iyi inceleyebiliriz.

Önemi saliselerle ölçülen yüzme dalında, çok küçük zaman aralıkları bile bir yüzücüyü rekordan edebiliyor. Mayonun suyla sürtünme oranı, yapılan materyaller ve esnekliği gibi detayların çok büyük önem taşıdığını düşününce, teknolojinin devreye girmesinin kaçınılmaz olduğunu görüyoruz.



Yüzme ekipmanları üzerine çalışan Speedo şirketi de, 2004 Atina Olimpiyatları için tasarladığı “Speedo Fastskin” modeliyle yüzücüler başarılarını artırmayı başarmıştı. 2008 yılına gelindiğinde şirket Pekin Olimpiyatları için “LZR Racer” adlı mayoyu geliştirdi. Yüzücülerin neredeyse hepsi performanslarını artırırken, tam 72 dalda dünya rekoru kırılmıştı. FINA daha sonra aldığı kararla, sporculara bu tarz avantajlar sağlayan mayoların kullanımına bir takım kısıtlamalar getirerek, oluşabilecek adaletsizleri önlemek istedi.

Bir başka spor dalı olan yelkende de durum pek farklı değil. Rekabetin oldukça yoğun bir şekilde yaşandığı spor dallarından biri olan yelkende de teknolojik imkânlar sonuna kadar zorlanıyor. Bu sporda kullanılan radar benzeri cihaz “Dopple Lidar” lazer ışığı kullanarak lazer ışınlarıyla yüzeyi tarayarak devasa bölgelerde bile olsa rüzgarın şiddeti, yönü ve gerekli diğer özellikleriyle ilgili sporcuya bilgi veriyor.

Basketbol ve teknoloji

Biraz daha popüler olan spor dallarına gelecek olursak, basketbolun da teknolojiyle oldukça iç içe olduğunu görüyoruz. Özellikle diğer Amerikan sporlarında olduğu gibi NBA de, oyuncu ve antrenman analizlerinin yanı sıra işi şova dökmeyi seven yapısıyla teknolojiden sonuna kadar faydalanmaya çalışıyor.

Bu konuya oldukça kafa yoran Nike, geliştirdiği +Basketball ve +Training serileriyle oyuncular antreman performansları hakkında detaylı bilgi verirken, takım içi rekabeti de son derece artırabiliyor.



İşin teknolojik boyutundan bahsetmek gerekirse, ayakkabıların içine yerleştirilen ve kullanıcıların hareketlerini kaydedip telefonuna kablosuz aktaran “+Pressure Sensor” teknolojisi, edinilen verileri farklı ölçümler yapmak için kullanıyor. Bu şekilde oyuncunun antremanları ve oyun tarzı hakkında bilinmeyen veriler elde edilebiliyor.

Programlar, kullanıcıların daha formda olmasına, hızlı ve güçlü hale gelmesine olanak sağlayan bir takım seri antrenmandan oluşuyor. Kullanıcıların hangi yoğunluktan antrenman yapmak istediğine bağlı olarak günlük antrenman programları yaratmasına olanak sağlayan teknoloji, oluşan dijital topluluk sayesinde birbirleriyle paylaşmalarına imkân tanıyor.

Smaç gücü ölçülebiliyor

Bir diğer yandan NBA, All -Star smaç yarışmasının daha çekici olabilmesi için, 2011 Kasım ayında smaç gücünü ölçen bir cihaz yapılması fikrini ortaya atmıştı. 4 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan sistemle, basketbol filesinin içine yerleştirilen iletken tel yardımıyla, elektrik sinyallerinin iletimi sağlanıyor. Topun çemberden geçmesi ile elektrik akımı oluşurken, veriler çip yardımıyla bilgisayara iletiliyor. Program yardımıyla da grafik değerlerine dönüşen değerler anında televizyona naklediliyor.



Smaç, 0 ile 100 smaç gücü G değerleri arasında ölçülüyor. 100 smaç gücü G, test verilerine göre 22 kalibrelik bir tabancanın ateşleme sırasında yarattığı güç ile aynı değeri gösteriyor.

Basketbolda önemli bir teknolojik yere sahip olması beklenen sistemin pazarlanma aşaması için daha yolu olduğu belirtilen sistem sayesinde, belki ileride smaç gücü, sayı, ribaunt, asist gibi istatistikler yanında listenelenebileceğini söyleyebiliriz.

Futbol ve teknoloji

Dünyada en fazla takip edilen spor dalı futbol, teknolojiyi belki de fazla kullanan spor dallarından biri. Özellikle 1966 Dünya Kupası final maçındaki “top çizgiyi geçti mi?” tartışması hala devam ederken, gelişen teknolojiyle birlikte bu tarz sorunları önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bunun yanı sıra antrenman modelleri ve analizler de teknolojiden son derece etkilenerek, oldukça kullanışlı bir hâl alıyor.



Neredeyse 50 senedir futbolda tartışılan en önemli konu; “top çizgiyi geçti mi geçmedi mi?” oldu. FIFA dönem dönem, kale çizgisi teknolojisi, çipli top ya da çizgi hakemi gibi uygulamalara gitse de, bir türlü kalıcı bir çözüm üretemedi.

2010 Dünya Kupası’na gelindiğinde, İngiltere ve Almanya arasında oynanan maçta topun çizginin içerisine çarpmasına karşın, hakem tarafından gol olarak sayılmaması bu tartışmaları tekrardan gündeme getirdi. Bu konuda çalışmalar devam ederken, yıllardır tenis maçlarında kullanılan “Şahin göz” teknolojisinin futbolda da kullanılması düşünülüyor. Teknoloji, stadyum çatılarına yerleştirilen kameralarla topun hareketlerinin izlenmesine odaklanırken, GoalRef sensorlarla topun çizgiyi geçip geçmediğinin tespitini sağlıyor. Teknoloji ilk olarak İngiltere'nin Euro 2012 öncesinde Belçika'yla oynadığı hazırlık karşılaşmasında denenirken, henüz kalıcı olarak kullanıma geçmedi.

Teknolojiyle birlikte antreman modelleri de değişiyor

Futbol kulüpleri de, özellikle altyapı tesislerinde teknolojiyi kullanırken, bu konuda en somut ve çarpıcı sistemi son iki yılın Alman Ligi Şampiyonu Borussia Dortmund kurdu. “Footbonaut” adlı sistemi hayata geçiren kulüp, sistemle birlikte özellikle genç oyuncuları teknik kapasitelerini artırmayı amaçlıyor. Mart ayından bu yana kullanılan sistem, küp şeklinde bir saha modelinden oluşuyor. Footbonaut, futbolcuya çeşitli hızlarda toplar gönderiyor. Footbonaut'un tam ortasında bulunan oyuncu kendisine otomatik olarak atılan topları en doğru yere göndermeye çalışıyor.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=08Qf15Fz8Ek[/youtube]

(Footbonaut Antrenman Sistemi)

Adidas şirketi de aynı NikePlus’ın basketbol için yarattığı sistemin bir benzerini futbol kramponları üzerinde hayata geçirdi. Şirket, miCoach uyumlu adizero f50 isimli kramponu üretirken, rampon, taban kısmında hız sensörü ve performans takip sistemi bulunduruyor.

Sistem, hareketleri 360 derecelik açıyla yakalamanın yanı sıra her saniye kaydedilen ortalama hız, her 5 saniyede kaydedilen azami hız, slalom sayısı ve sprint süresi, mesafe, kısa adım ve uzun adım değerlerini de içinde bulunduran başlıca performans değerlerinin ölçümünü yapabiliyor. Ayrıca yerleşik hafıza, yedi saat boyunca kullanıcıların bütün ölçümlerini kaydedebiliyor. Bu veriler daha sonra kablosuz bir şekilde iPhone, PC ve MAC’e kolaylıkla aktarılabiliyor. Oyuncular bu sistem sayesinde elde ettikleri performans verilerini birbirleriyle karşılaştırarak, takım içi rekabeti de artırma şansı yakalıyorlar.

Antreman ve maç performansları spor analitiği sistemleriyle daha net sonuçlar veriyor

Ülkemizde ve yurt dışında birçok kulüp, oyuncularının antrenman ve maç performanslarını analiz etmenin yanı sıra takım performansı hakkında verileri analiz ederek, uzun maç periyotlarında daha verimli sonuçlar almak istiyorlar.

http://www.youtube.com/watch?v=FP8Luk17eTY

Bu konuda ülkemizde çalışma yapan Exa-Tech adlı şirket, spor analitiği üzerine yaptığı çalışmalar sonucu geliştirdiği “Sentio” adlı spor analitiği çözümüyle sporcuların olduğu kadar kulüplerin de işini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Şirket, Sentio projesiyle IBM tarafından yapılan SmartCamp yarışmasında da birincilik ödülü aldı.



Çözümden biraz söz edersek, Sentio’nun temelde sporcuların maç ve antremanlar esnasında, ne kadar mesafe kaydettiklerini, oyun içindeki pas ve şut sayılarının yanı sıra isabet oranlarını tespit ettiğini görüyoruz. Kamera bazlı çalışan sistem, bu istatistikleri kare kare alıp, sonuçları çıkartıyor. Üç kameraya kadar çekim yapabilen sistem, bir dizüstü bilgisayar ve bir adet tabletle çalışıyor.



Buradan çıkarttığı gerçek zamanlı fiziksel, teknik ve taktiksel sonuçları teknik adamlara gönderen sistem, mobil olmasının avantajıyla her türlü stadyum tipinde rahatlıkla uygulanabiliyor.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Exa-Tech şirketinin kurucularından Bekir Şirin, geliştirdikleri çözümün Türkiye için bir ilk olduğunu belirtirken, ülke olarak bu tarz konularda gelişimin şart olduğunu söyledi. Şirin, geliştirdikleri çözümü şimdiye kadar Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın maçlarında test ettiklerini ifade ederken, konuyla ilgili TFF’nin de desteğini aldıklarını ve Türkiye-Romanya arasındaki hazırlık maçının analizlerini çıkarttıklarını dile getirdi.

Uygulamayı ilerleyen zamanlarda basketbol ve Amerikan futbolu gibi diğer spor dallarına da yaymak istediklerini belirten Şirin, çözümü bazı Alman ve Fransız kulüplerinin kullanmak istediklerini ifade etti.