Telekom 29 NİSAN 2009 / 06:26

Veri Depolama Dosyası: Bölüm 3

Dosyamızın bu bölümünde veri güvenliği teknolojilerini tanıyor ve veri depolamanın geleceğine göz atıyoruz.

Dosyamızın bu bölümünde veri güvenliği teknolojilerini tanıyor ve veri depolamanın geleceğine göz atıyoruz.


Bu bölümde depolanan verilerin güvenliğinin nasıl sağlandığını, bunun için hangi teknolojilerden yararlanıldığına bakıyoruz. Ayrıca, önümüzdeki yıllarda veri depolama alanında beklenen yenilikleri ve teknolojileri de yakından tanıyacağız.


Veri güvenliği teknolojileri


Bilgiye sahip olunması ve saklanması kadar güvenliğinin de en önemli konulardan biri olduğunu söyleyen Iron Mountain Digital Satış Müdürü Nezihe Güçlü uzak noktadan erişim yöntemlerinde şu anda kullanılan 128-bit AES şifreleme yöntemi ile hem yedekleme sırasında hem de veri merkezinde verilerin şifreli olarak saklandığını, böylece, kullanıcı dışında kimsenin veriyi göremediğini söylüyor.


Depolanan verilerin güvenliğinin iki açıdan değerlendirildiğini söyleyen IBM Türk Veri Saklama Sistemleri Platform Lideri Gaye Binark öncelikle verilerin kaybolmamaları için yedeklenmeleri gerektiğini belirtiyor. Günümüzde oldukça gelişmiş replikasyon ve yedekleme yöntemleri kullanıldığını ifade eden Binark firmaların olası veri kayıplarını önlemek için kendi ihtiyaç ve bütçelerine uygun çözüm ve yöntemler arasından seçim yaptıklarını, önemli olanın firma yapısına ve gereksinimlerine en uygun yöntemin seçilmesi olduğunu düşünüyor.


Binark, verinin istenmeyen ellere geçmesini önlemek amacıyla, depolama sistemlerinde şifrelenerek korunması konusunun da giderek artan bir ihtiyaç haline geldiğini, dünya üzerinde veri hırsızlığı, mağdur firmaların uğradığı zarar, bu konudaki kanuni düzenleme ve zorunlulukların her geçen gün arttığını ifade ediyor. Binark'a göre verinin şifrelenerek saklanması, bir yerden bir yere aktarılacak verinin şifreli bir şekilde gönderilmesi, bu konuda alınacak en önemli tedbirlerden birini oluşturuyor. Binark, "Veri depolamada teyp verilerinin şifrelenmesinin ardından, disk sistemlerinde de aynı yaklaşımı görüyoruz diyor.


EMC Kıdemli Teknik Danışman Mustafa Özçakır, deprem, yangın gibi felaketlerin yanı sıra basit bir kullanıcı hatasından da kaynaklanabilecek veri kayıplarına karşı önlem alınmasının en az verilerin depolanması için gerekli altyapıyı hazırlamak kadar önemli olduğunu belirtiyor. Verilerin korunmasında genel yaklaşımın verinin yüksek kapasiteli ve saklama ömürlü manyetik teypler üzerine periyodik olarak yedeklenmesi olduğunu söyleyen Özçakır, sürekli artan kapasite ve hız ihtiyacının karşılanabilmesi için LTO (Linear Tape Open) ve SDLT (Super Digital Linear Tape) teknolojilerinin birbirleri ile yarıştığını belirtiyor. Özçakır, "Her geçen gün daha hızlı ve yüksek kapasiteli teyp teknolojileri kullanıma sunulsa da sadece bu şekliyle verinin korunamayacağı anlaşılmış, sanal teyp kütüphanesi, Snapshot, klonlama, replikasyon gibi tamamlayıcı teknolojiler gündeme gelmiştir. Sık kullanılmayan verilerin arşivlenerek ya da de-duplication yöntemleri ile periyodik yedeklenecek verinin en aza indirilmesini sağlayan çözümler geliştirilmiştir.


Uygun maliyetli ve yüksek kapasiteli disk altyapısı kullanan sanal teyp kütüphanesi (VTL) çözümleri, fiziksel teyp kütüphaneleri ve teyp kullanımında yaşanan performans ve güvenilirlik sorunlarını adreslemektedir. Teyp sürücülerine kıyasla daha yüksek performansa sahip disk sürücüler ile yedekleme ve kurtarma işlemleri daha hızlı gerçekleştirilirken, RAID kullanımı ile teyp kartuşlarında yaşanan bozulmalara bağlı veri kayıpları ortadan kalkmaktadır.


Snapshot kullanımı ile verinin bulunduğu depolama sistemi üzerinde farklı anlara ait görüntüleri alınarak, veri kaybı olduğunda veri bu anlık görüntüler kullanılarak doğrudan disk üzerinden kurtarılabildiği gibi verinin klonları çıkarılarak uygulama testi, raporlama gibi işlemler üretim verisi riske edilmeden ve performans etkisi yaşanmadan bu klonlar üzerinde gerçekleştirilebilmektedir.


Replikasyon ile veri senkron ya da asenkron olarak farklı bir lokasyona aktarılarak üretim verisinin bir kopyasının başka bir lokasyonda bulundurulması sağlanmaktadır. Üreticiler veri depolama sistemleri arasında fiber ya da IP ağları üzerinden diskten-diske replikasyon çözümleri sunabilmektedirler.


Sürekli denetim olmaksızın tam bir veri koruma stratejisi oluşturulması düşünülemez. İşletmeler oluşturdukları veri koruma çözümü ne olursa olsun alınan önlemleri sürekli denetlemeli ve ihtiyaç duyduklarında kullanılabilir olmalarını sağlamalıdır" diyor.


HP Türkiye Kurumsal Sunucu ve Veri Depolama Grup Müdürü Levend İskit veri kurtarma çözümlerinin, bir felaket anında, son kullanıcı kesintiden etkilenmeden yedek sistemlerin devreye alınmasını sağlayacak şekilde uçtan uca tasarlandığını söylüyor. İskit, "Bu işlemlerin başarılı olabilmeleri için, ana üretim ortamına gerçek anlamda entegre edilmiş olmaları şarttır. Aksi takdirde, çözümlerde oluşan problemler nedeniyle iş sürekliliğine yönelik ihtiyaçlar beklenen sürede giderilemez. Bu ihtiyaçların giderilmemesi, kritik iş süreçlerinin kesintiden olumsuz etkilenmesine ve dolayısıyla şirketin imajının, finansal ve rekabet gücünün zarar görmesine yol açabilir" diyor.


Seagate İsrail ve Türkiye Ülke Müdürü İpek Binyıldız disk çalındığında veya üçüncü şahısların eline geçtiğinde içindeki verilen görüntülenememesi için özel olarak tasarlanan disklerden bahsediyor. Ayrıca, geliştirdikleri teknolojilerin sözkonusu güvenliği sağlamak için bulunan gelişmiş firmware ile biometri, şifreleme ya da akıllı kart gibi teknolojileri kullandığını belirtiyor.


Veri depolamanın geleceği


Iron Mountain Digital Satış Müdürü Nezihe Güçlü, veri depolama konusunda Türkiye'de altyapı yatırımı yapamayacak küçük ve orta ölçekli firmalara barındırma hizmeti veren firmaların artacağını öngörüyor. Güçlü'ye göre katma değerli hizmet sunan bu firmalar, güvenilir, teknik ve finansal gücü yüksek grup firmaları olacağından, hem kullanıcı, hem de bu hizmeti sağlayan firmalar için büyük bir iş potansiyeli oluşuyor.


Veri depolama alanında yeni teknolojilerle ilgili çalışmaların hızla devam ettiğini belirten IBM Türk Veri Saklama Sistemleri Platform Lideri Gaye Binark artan veri ihtiyacının en etkin şekilde karşılanması, sistemlerin daha kolay yönetilmesi, bütün bunların daha az güç ve enerji harcanarak sağlanmasının, çalışmaların ana hedefini oluşturduğunu söylüyor. Binark'a göre daha az bakım ihtiyacı gösteren, kendi kendini yenileyebilen, yönetimi daha kolay ve daha az müdahale edilen sistemler ve bunları sağlayacak teknolojilerin, çalışmaların ve beklenen gelişmelerin temelini teşkil ettiğini ifade ediyor.


Seagate İsrail ve Türkiye Ülke Müdürü İpek Binyıldız sektördeki yeniliklerden en önemlilerini bir diske sığabilecek veri miktarını artıran dikey kayıt teknolojisi ve en az onun kadar önemli, veri aktarım hızını en yükseğe çıkartan SATA (Serial Advanced Technology Attachment) teknolojisi olarak tanımlıyor. SATA'nın şu anda harici disklerde de geniş çapta kullanıldığını ve bu disklerin performansını en üst seviyeye çıkardığını söyleyen Binyıldız, "Ayrıca, teknolojinin gelişimine paralel olarak; önümüzdeki dönemde daha yüksek kapasiteli, daha uygun fiyatlı, daha yüksek performans sağlayan ve daha düşük güç tüketimi olan diskler görüleceği muhakkaktır" diyor.


EMC Kıdemli Teknik Danışman Mustafa Özçakır önümüzdeki yıllarda depolama ürünlerinde, disk sanallaştırma ve ‘Grid storage' konularında çok büyük ilerlemeler ve değişimler olacağına inandıklarını ve bu konudaki çalışmalarının da tüm hızla sürdüğünü söylüyor.


HP Türkiye Kurumsal Sunucu ve Veri Depolama Grup Müdürü Levend İskit depolama sistemlerinde mevcut ve geleceğe yönelik eğilimler arasında verinin tek kopyasının tutulması, Solid State disk teknolojisi, Cloud (Bulut) ve kümelenmiş yapıda sanallaştırılmış depolama sistemleri gibi konuların yer aldığını belirtiyor.


İskit, "De-duplication" denilen ve verinin birden fazla kopyasını tek kopyaya dönüştüren çözümlerin özellikle teyp kütüphanelerinde yaygın hale geldiğini söylüyor ve yakında bu teknolojinin depolama dizinlerine de yayılacağını düşünüyor.


İskit, "Verinin donanım tipinden bağımsız olarak konsolide edilerek tek merkezden yönetimini sağlayan depolama sanallaştırma çözümlerinin de ileride daha yaygınlaşacağını görmekteyiz. Sanallaştırma sayesinde daha az disk ve dolayısıyla daha az elektrik tüketen depolama sistemleri hayata geçirilebiliyor.


Disklerin uzun süre kullanılmaması durumunda durdurulmasını sağlayan teknolojiler de enerji tasarrufu sağlayacaklarından ileride kullanımları yaygınlaşacaktır. SAN ortamlarında 8 Gbps bağlantıların kullanımı yaygınlaşacaktır. önümüzdeki 5 sene içerisinde 10 Gbps hızında ‘fibre channel' ağlar gerçek olabilir.


Ayrıca verinin herhangi bir andaki kopyasına kolay ve hızlı geri dönüş daha da önem kazanacağından, Continuous Data Protection teknolojisinin de depolama dizinlerinde yaygınlaşacağını tahmin etmekteyiz.


Büyüyen veri depolama altyapıları için katma değerli yönetim araçları önem kazanıyor. Disk alanı kaynak yönetimi, kritik uygulamaların depolama açısından bağımlılıklarının keşfi, yedekleme yönetimi, performans yönetimi ve detaylı raporlama ile karışık ortamları yönetmek daha kolaylaşıyor.


Veri depolama sistemlerinde daha fazla kapasite ve daha güçlü sistemlerin yanı sıra son dönemde çevrecilik de öne çıkıyor. Bağımsız araştırma kuruluşu StorageIO Group, veri merkezlerindeki donanım ürünlerinin tükettiği toplam enerjinin yüzde 37-40'ının veri depolama tarafından kullanıldığını belirtiyor. Veri depolama sistemlerinin gerektirdiği güç ve soğutma kaynaklarını azaltabilmek için direkt ve endirekt teknolojiler kullanılmaya başladı. Bunlardan en gelişmiş olanları, işletmelerin sadece ihtiyaç duydukları kadar disk alanı ile çalışabilmeleri" diyor.


Yarın: Son yıllarda dijital içeriklerin gelişmesiyle bireysel tüketicilerin veri depolamaya ilgisi hangi oranda arttı? Gelecekte hangi boyuta ulaşması öngörülüyor?