Telekom 28 NİSAN 2009 / 07:19

Veri Depolama Dosyası: Bölüm 2

Dosyamızın ikinci bölümünde veri depolama sistemlerindeki ve pazardaki gelişmeleri inceliyoruz.

Dosyamızın ikinci bölümünde veri depolama sistemlerindeki ve pazardaki gelişmeleri inceliyoruz.


Bu bölümde veri depolama sistemleri teknolojilerinin son yıllarda nasıl bir gelişim gösterdiğini inceliyoruz. Dünyada ve Türkiye'de veri depolama pazarının nasıl bir büyüme gösterdiğine de göz atacağız.


Seagate İsrail ve Türkiye Ülke Müdürü İpek Binyıldız dünyadaki teknoloji gelişiminin hızına paralel olarak, veri depolama sistemleri teknolojilerinin de gelişim gösterdiğini belirtiyor. Şirketlerinin geliştirdiği dikey kayıt teknolojisi sayesinde aynı boyuttaki disklere daha fazla veri depolanabildiğini söyleyen Binyıldız, dikey kayıt teknolojisi ile kapasite ve performans artarken, şirketlerinin kullanıclarına sunduğu tüm disklerle güç tasarrufu sağlayan ve çevreye duyarlı diskler de geliştirdiğini ifade ediyor.


Artan depolama alanı ihtiyacına paralel olarak Türkiye'de de dünyada olduğu gibi depolama çözümlerine yönelik oluşan talebin artmakta olduğunu vurgulayan Binyıldız, "Türkiye, depolama sektöründe diğer Avrupa ülkelerinin tersine doymuş bir pazar değil, son hızla büyüyen bir pazar. Bunun en iyi kanıtlarından bir tanesi de şirketimizin Türkiye'deki işbirliklerinin gün geçtikçe artması" diyor.


Iron Mountain Digital Satış Müdürü Nezihe Güçlü büyük kurumların, bu konuda daha profesyonel çözümlerle, bilgiyi kaybetmeden önce önlem almayı tercih ettiklerini söylüyor. Güçlü'ye göre kullanıcıların masaüstü ve sabit disklerindeki bilgilerin otomatik yedeklerinin alınması, mobil kullanıcıların ya da şubelerdeki sunucuların merkezde depolanması, uzaktan erişim ile (VPN ile çevirmeli ağ, ADSL gibi bağlantı şekilleriyle) yedek alınmasını sağlayan teknolojiler, veri depolamada her geçen gün daha önemli rol oynuyor. Güçlü, uzak noktalardaki verinin daha güvenli ve merkezi bir alanda toplanması da aynı oranda önemli olduğu için, bu yönde de birçok firmanın geliştirdiği çözümlerin mevcut olduğu bilgisini veriyor.


Güçlü günümüzde kullanılan teknolojlerle ilgili olarak şu örnekleri veriyor: "Yüzlerce PC kullanıcısının olduğu şirketlerde, her kullanıcıda aynı olan dosya, "Send Once" yöntemiyle, tek bir dosya olarak kopyalanabiliyor. Mevcut dosyada bir değişiklik yapıldığında, aynı dosyanın tekrar depolanması yerine, "Delta Block" yöntemiyle, sadece yapılan değişiklikler kaydediliyor. Bu da her anlamda tasarruf sağlıyor. Mobil kullanıcılar ofis dışında çalıştıklarında, PC sabit diskinde oluşturdukları dosyalar, internete bağlandıkları anda bilgisayarlarındaki veri şirket veri merkezlerinde saklanıyor. Dizüstü bilgisayar kaybolsa dahi bilgileri kaybolmuyor. Üstelik kullanıcı, istediği anda verilere başka bir bilgisayardan kendi şifresiyle güvenle ulaşabiliyor".


Dünyada birçok büyük firmanın ileri teknolojiye sahip ve çok yüksek kapasiteli veri merkezlerinin, dünyanın her yerinden kullanıcıların erişebileceği şekilde hizmet verdiğini belirten Güçlü Türkiye'de özellikle son dönemde büyük şehirlerde felaket önlemeye ve veri güvenliğine verilen önemin artmasıyla, ciddi yatırımlar yapan firma sayısının da yükseldiğini söylüyor. Sadece kurumsal değil, bireysel kullanıcılara yönelik veri merkezlerinin de hizmet vermeye başladığını hatırlatan Güçlü bilişim firmalarının yanında, büyük ölçekli işletmelerin, kendi veri merkezlerinde katma değeri yüksek güvenli ve efektif çözümlerle bilgilerini koruma altına aldığını söylüyor. Güçlü, "Avrupa Birliği uyum yasaları nedeniyle firmaların verilerinin daha güvenli ortamlarda saklanması zorunluluğu da veri merkezlerinde daha özellikli yazılımlar kullanılmasını gerektiriyor" diyor.


IBM Türk Veri Saklama Sistemleri Platform Lideri Gaye Binark veri depolama sistemlerinin, verinin artış hızına uygun şekilde artan kapasite gereksinimini karşılamak amacıyla, aynı alanda daha fazla kapasite sağlamaya yönelik olarak gelişme gösterdiğini belirtiyor ve pazarda artık daha büyük kapasiteli sürücülerin, daha büyük saklama alanı sağlayacak mecraların görüldüğünün belirtiyor. Binark'a göre gün geçtikçe daha çok kullanıcı bu çözümlere yöneliyor.


Mevcut sistemlerin, daha güçlü işlemci özellikleriyle daha çok kapasiteyi, sürücü ve mecrayı içerecek şekilde büyüdüğünün altını çizen Binark tedarikçi firmaların bu özellikleriyle, kapasite konsolidasyonunu ve artan veri gereksinimini sağlayacak çözümler sunmaya yönelik olarak geliştiğini de sözlerine ekliyor.


Dünyada veri miktarının hızla arttığına işaret eden Binark bunun en büyük nedenlerinin başında, görüntü ve sesle ilgili verilerin çoğalmasının geldiğine dikkat çekiyor. Binark ayrıca bireysel kullanıcılar tarafından oluşturulan Word formatlı dokümanların ve elektronik postaların, büyümeye büyük katkıda bulunduğunu belirtiyor. Binark, "Sağlık sektöründe medikal arşiv olarak adlandırılan görüntülerin, kısa bir süre sonra tüm verilerin yaklaşık yüzde 30'unu oluşturması bekleniyor. Bu artış hızının önümüzdeki yıllarda aynen devam etmesi bekleniyor. Konu veri saklama firmaları açısından değerlendirildiği zaman, pazara verilen/satılan toplam kapasitenin yıllık bazda yüzde 54 artması bekleniyor. Dünyadaki eğilimin izdüşümü Türkiye'de de görülüyor. Türkiye'de veri saklama sistemleri pazarının tahmini olarak yılda yüzde 20 - 25 oranında büyümesi bekleniyor" diyor.


EMC Kıdemli Teknik Danışman Mustafa Özçakır, "İşletmelerin en önemli değerleri arasında yer alan ve sürekli artış eğiliminde olan verinin nerede ve nasıl depolanacağı, gerektiğinde nasıl erişileceği BT yöneticilerinin önünde önemli bir soru işareti olarak durmaktadır" diyor. Özçakır, uzunca bir süre sunucular üzerine bağlı olarak ikinci plana atılmış bir şekilde gelişimini sürdüren veri depolama sistemlerinin, veri büyüklüğü ve önemindeki artış, fiber kanal ve iSCSI teknolojilerindeki gelişim ile birlikte özgürlüklerine kavuştuklarını ve BT yatırım listelerinin üst sıralarında yer almaya başladığını belirtiyor.


Özçakır'a göre günümüz veri depolama eğilimleri arasında şu teknolojilerden bahsediliyor: Veri depolama biriminin doğrudan sunuculara bağlanması ile elde edilen "doğrudan bağlı depolama" (DAS), sunucular ile harici veri depolama sistemleri arasında özel bir network kurulması temeline dayanan "veri depolama ağı" (SAN) ve yerel ağ üzerinden etkin dosya sunumu için özel olarak geliştirilmiş "aygıt" temeline dayanan "ağa bağlı depolama" (NAS) mimarileri.


Bütün bu yaklaşımlarda veri depolama ortamı olarak değişik tür ve hızlarda manyetik disklerin kullanıldığını belirten Özçakır günümüzde 15 bin devir/dakika hıza ve fiber kanal arayüze sahip manyetik disklerin kullanılabilir durumda olmasına rağmen mekanik parçalardan oluşan bu depolama ortamlarının artan performans ihtiyaçlarını karşılayamadığını söylüyor. Özçakır, "Kurumsal ve üst seviye alanında faaliyet gösteren bazı üreticiler günümüzün en hızlı mekanik disklerine kıyasla 30 kat daha fazla performans sağlayan "Flash disk" teknolojisini ürünlerinde kullanmaya başlamışlardır. Artan kapasite talebini cevaplayabilmek için ise sahip olunan fiziksel depolama kapasitesinden daha fazlasını sunuculara sanal olarak atayıp mevcut sistemin kaynaklarının daha verimli kullanılmasını ve yatırım maliyetlerinin düşürülmesini sağlayan "sanallaştırma" teknolojileri gündeme gelmiştir" diyor.


Dünyada ve Türkiye'deki pazarın nasıl büyüme gösterdiği sorusuna Özçakır şu cevabı veriyor: "DAS mimarisi, düşük sahip olma maliyeti ile küçük ölçekli işletmeler tarafından en çok tercih edilen yaklaşım olmakla birlikte veri miktarındaki artışa paralel olarak işletim maliyetlerinin artması, DAS çözümlerinin esnek ve genişlemeye müsait olmaması nedeniyle SAN ve NAS sistemlerine geçiş temel eğilim olarak gözlenmektedir. Böylece işletmeler verilerini gerektiğinde genişleyebilen tek bir noktada konsolide ederken düşük depolama kapasiteli sunucu adacıklarının sebep olduğu enerji , bakım ve işletim maliyetlerinin de önüne geçmekte ve toplam sahip olma maliyetlerini (TCO) düşürmektedirler.


Önceleri, uzmanlık gerektiren fiber kanal teknolojisi kullanılarak oluşturulan SAN mimarileri, iSCSI protokolünün gelişimi ve yaygınlaşması ile birlikte yönetimi basit, sahip olması ve işletimi çok daha ucuz çözümler halinde dönüşmüştür.


Yüksek maliyetli fiber kanal bağlantı elemanları yerine uygun maliyetli gigabit ethernet ekipmanlar kullanılarak kurulan iSCSI SAN'ler, DAS mimarisinden SAN mimarisine geçişte işletmelerin öncelikli tercihi olmaktadır. Araştırmalar günümüzde toplam SAN pazarı içerisinde yaklaşık yüzde 10'luk paya sahip olan iSCSI SAN'in 2010 itibari ile yüzde 30'luk bir pay ile 5 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne erişeceğini öngörmektedir.


İşletmelerin ölçekleri büyüdükçe kullanılan uygulamaların sayısı da artmakta ve bilgiye erişim ihtiyacı da çeşitlilik göstermektedir. Çoklu protokol desteğine sahip ürünler, SAN ve NAS mimarilerini aynı sistemde birleştirerek yüksek performanslı fiber kanal ile uygun maliyetli iSCSI protokolleri üzerinden blok erişim, Windows ve Unix ortamları için dosya erişim protokollerini (CIFS,NFS) tek bir sistemle sağlayabilmektedir.


Çoklu protokol desteği sağlayan sistemler orta ölçekli işletmelerin farklı veri depolama ihtiyaçlarını tek sistemde karşılarken büyük ölçekli işletmeler, finans ve telekom şirketlerine bakıldığında kullanılan uygulamaların yüksek performans ve fonksiyonellik gereksinimleri birçok özelliği içeren "hepsi bir arada" çözümlerden ziyade belli bir amaç için geliştirilen çözümlere gidildiği görülmektedir. Bu çözümler arasında binlerde diske kadar ölçeklenebilen ve yüzlerce sunucunun bağlanabildiği üst seviye veri depolama sistemleri, online arşiv ve regülasyon ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılabilecek "içerik adresli depolama" (CAS), SATA disk kullanımı ile uygun maliyetli yedekleme platformu sağlayan "sanal teyp kütüphanesi" (VTL) çözümleri sayılabilir".


HP Türkiye Kurumsal Sunucu ve Veri Depolama Grup Müdürü Levend İskit endüstri standartlarına ve sanallaştırmaya dayalı, modüler yazılımlar yardımıyla otomasyonu mümkün kılan ve merkezi olarak yönetilebilen yapıların, basit, çevik ve verimli olmayı sağladığını belirtiyor. İskit'e göre bu yapıların içinde kullanılan veri depolama sistemleri her geçen gün daha yüksek kapasite ve performans, daha akıllı özellikler ile kurumların BT yapılarını iş süreçlerine kolayca adapte etmelerini sağlıyor. Veri yönetimi ve güvenliği konusunda da yoğun ilerlemeler kaydedildiğini ifade eden İskit, şimdiye kadar kullanılan teknolojiler sayesinde, verileri yapılandırılmış, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış olarak gruplara ayırdığımız zaman, depolanan verinin daha verimli olarak yönetilmesi ve bu veriden katma değer alınmasının söz konusu olduğunu söylüyor.


İskit,"Özellikle ikinci ve üçüncü kategorilerdeki verilerde kurum için çok değerli bilgiler bulunabiliyor. Verinin tipi, yaşı, erişilme sıkılığı, en son erişilmesi ve iş süreçleri ile bağlantılarından yola çıkıp kurum içindeki verinin doğru şekilde yönetimi ve daha sonra da güvenliğinin sağlanması işletmeler için en sıcak konu.


Uygunluk diye adlandırılan verinin önceden belirlenmiş kurallar dâhilinde depolanması ve saklanması, verinin güvenliği ve geriye dönük kayıtların doğru olarak tutulması açısından büyük önem taşıyor. Yapılan araştırmalar, her yıl milyonlarca müşteriye ait veri farklı yollardan kaybedilebildiğini gösteriyor. Veri güvenliği, kaybolan verinin mahremiyetini korurken kurum içinde değiştirilemeyen ortamlarda tutulan veri de geriye dönük kayıtların doğru şekilde saklanmasını mümkün kılıyor" diyor.


İskit'e göre sunucu sanallaştırması ise veri depolamaya olan ihtiyacı giderek artırdığı için artık veri depolamada büyük miktarlarda verilerin tutulması diskin, disk hızının teknolojileriyle karşılanamaz hale geliyor. Bu nedenle veri depolama sanallaştırması son derece önem kazanıyor ve büyüyen veri miktarları için vazgeçilmez bir çözüm haline geliyor.


Veri depolama alanındaki büyümenin, sunucu pazarından önemli bir oranla daha hızlı geliştiğini belirten İskit bu alanda da, verinin önemi ve miktarı arttıkça da daha komplike veri depolama mekanizmalarına doğru artan bir eğilim olduğuna dikkat çekiyor. İskit," Veri kaybı yaşandığı zaman şirketlerin "hafızası siliniyor". Şirketler, hafıza kaybına uğramamak için verilerini daha güvenli ortamlarda saklamaları gerektiğinin bilincine her geçen gün daha çok varıyor".


İskit, ülkemizdeki veri depolama pazarının, yeni çıkan ve çıkması beklenen kanunlar, kurumsallaşan şirket sayısındaki artış ve veriye dayalı karar verme süreçlerinin giderek yaygınlaşması gibi faktörler nedeniyle, hızlı bir büyüme sergilediğini belirtiyor. İskit, "Katma değerli üretim ve hizmet sektörlerinde yaşanan bu hızlanma ve sanayileşme süreçleri, veri depolama pazarının geçtiğimiz yıllara göre çok daha fazla bir büyüme sağlamasına yol açacak. Ben bu büyümenin, Türkiye'nin yasal, yönetişim ve kişi başı gelir açılarından Avrupa Birliği ile uyum seviyesine gelinceye kadar da devam edeceğine inanıyorum.


Veri depolama pazarı yine sanallaşma mimarileri ile bir evrim geçirerek, donanım alımlarını daha çok donanımı servis gibi alma süreçlerine doğru yönlendirebilir. Veri depolama pazarında donanımla ilişkili yazılımların payı daha da artacak. Veri depolama pazarının 2010 yılına kadar yıllık yüzde 17 civarında büyüyeceğini tahmin ediyorum" diyor.


Western Digital EMEA Bölgesi Markalı Ürünler Kıdemli Direktörü Didier Trassaert, "İnternetin daha çok kullanılmaya başlanması, ses ve görüntü kaydeden cihazların her gün artarak son kullanıcılar ile buluşması ve bu bilgileri arşivleme - paylaşma isteği veri depolama cihazlarına olan ilgiyi günden güne artırıyor. Veri depolama denince de hem güvenlik hem de son yıllarda maliyetlerinin ucuzlaması sebebi ile akla ilk gelen cihazlar sabit diskler" diyor.


Trassaert, Türkiye'de de yıllar içinde satılan dahili ve harici sabit disk sayısının arttığını ve günümüzde senelik 2,5 milyon adede dayandığını söylüyor. Söz konusu olanın sadece adetlerdeki artış değil, aynı zamanda kapasitelerdeki artış olduğuna dikkat çeken Trassaert insanların her gün daha çok bilgiyi muhafaza etme isteğinde olduğunu belirtiyor. Trassaert, "Bundan bir yıl önce en çok satan kapasite 80 GB iken, bugün 160 GB hatta 250 GB en çok talep gören kapasiteler. Teknolojinin gelişimi ile beraber senenin ikinci yarısına doğru 320GB'ın en popüler kapasite olacağını öngörmek yanlış olmaz. Bunda tabi ki en büyük etkenlerden biri de sabit disklerin içindeki plakaların yüzey yoğunluğunun gün geçtikçe artması ve bunun fiyatlara da son kullanıcılara olumlu yansıması. Bugün masaüstü disklerde plaka başına 500GB veri depolama kullanılan ürünler mevcut" diyor.


Trassaert'e göre çarpıcı olan diğer bir konu ise insanların gün geçtikçe daha çok bilinçlenmeleri ve verilerini yedekleyebileceği ikinci bir sabit diske yönelmeleri. Perakende zincirlerinin sıklıkla mağaza açmaları, yabancı zincirlerin ülkemize ilgisi ve internet üzerinden satışların yaygınlaşması da coğrafi olarak erişimi artırdığı için büyümeye olumlu katkıda bulunuyor. IDC raporuna göre 2009 yılında Türkiye'de satılan harici sabit disklerin adedi, 2008 yılına göre 2 kattan fazla artmış durumda ve pazar bu yönde gelişmeye devam ediyor. Özellikle 2.5'' form faktörlü taşınabilir harici diskler günden güne daha yaygın hale geliyor.


Bunun yanında kurumsal şirketlerin dikkat ettiği diğer bir konunun ise doğa ile dost ürünler üretmek olduğunun altını çizen Trassaert, hem doğanın hem de son kullanıcıların kazandığı ürünlerin, küresel ısınma sorununu ciddiye alan ve buna karşı bilinçli bir tüketici gibi hareket etmek isteyenler için ideal çözüm olma yolunda ilerlediğini belirtiyor.


Yarın: Depolanan verilerin güvenliği nasıl sağlanıyor? Bunun için hangi teknolojilerden yararlanılıyor? Önümüzdeki yıllarda veri depolama alanında ne gibi yenilikler bekleniyor? Ortaya hangi teknolojiler çıkacak?