Telekom 01 EYLÜL 2015 / 15:27

Türkiye’nin kanser interneti ve kaçan fırsatlar

Dört bir yanda “ışık hızında internet”, “fişek gibi internet” reklamları dönüp duruyor. Peki internet hızımız gerçekten fişek gibi mi?

Yaklaşık 7 yıldır teknoloji basınında gazetecilik yapıyorum. İnternet hizmeti veren birçok şirketin basın toplantılarına defalarca katıldım. Her bir basın toplantısında öyle şeyler anlatılıyor ki zannedersiniz dünyanın en iyi interneti bizde. İnanılmaz yüksek değerlere çıkan hız testleri, sonu gelmeyen “altyapı yatırımı” muhabbetleri, tüm sorunlar ve altyapı eksikleri çözülmüş gibi yapılan sosyal sorumluluk projeleri… Evet, basın toplantılarımız bu gibi muhabbetlerle ve göz boyamalarla geçiyor.



Toplantının yapıldığı 5 yıldızlı otelden çıkıp iş yerime veya evime gittiğim zaman ise gerçekler bir anda yüzüme çarpıveriyor: Aylık periyotta kopma veya ping yükselmesi problemi vermeye başlayan, 75 GB kotayla sınırlandırılmış, kotanın dolması halinde sadece Avrupa’nın değil, tüm dünyanın en yavaş bağlantılarından birine dönüşen, sanki çok gereksiz bir şeymiş gibi upload hızı için fahiş ücretler isteyen internet bağlantı hizmetleri…

Türkiye’de ve dünyada çok çok hızlı bir şekilde büyüyen bir sektör var: Oyun. Bu sektörün büyüme hızı gençlerin gözünden kaçmıyorken, ‘yaşlı’ CEO ve müdür tayfasının farkına varamadığını görüyoruz maalesef. Bu yazımda Türkiye’deki internet ile oyun sektörü arasındaki kanser ilişkiden bahsedeceğim sizlere.

Gelecekte futbolun yerini alabilecek e-sporlar

Rekabetin insanlar arasında uyandırdığı merak ve taraftarlık duygusu… Fenerbahçe mi yoksa Galatasaray mı? Apple mı yoksa Samsung mu? Nvidia mı yoksa AMD mi? Bahsettiğim örnekler için çok sayıda “koyu” taraftar bulmanız mümkün. Çünkü rekabet var. Şu sıralar çeşitli bilgisayar oyunlarını oynayan takımlar ve şahıslar da çok sayıda taraftara sahipler. Zamanında Counter Strike, StarCraft, WarCraft 3 ve Quake gibi oyunlarla başlayan e-spor, günümüzde çığ gibi büyümeye devam ediyor.



Çok değil, bundan 9 sene önce ben de profesyonel seviyede bir WarCraft 3 oyuncusuydum. O zamanlarda bırakın organizasyon sponsorluğunu, dünyanın en büyük turnuvasına katılma hakkı kazanmış oyuncularımıza uçak bileti aldıracak bir sponsor bile bulamıyorduk. Oyunlarımızı Türkiye çapında oynadığımızda 100 milisaniye gecikme ile oynuyorken, yurtdışındaki herhangi bir turnuvaya katılmamız halinde 300 – 400 milisaniye gecikme süreleriyle oyunu oynamamız imkansız bir hale geliyordu. Bu noktada Avrupalı oyuncuların gecikme sürelerinin genellikle 30 milisaniyenin altında olduğunu da belirtelim.

Maça 2-0 geriden başlıyoruz

Geçtiğimiz ay içerisinde gerçekleşen büyük Dota 2 turnuvasında galip gelen Evil Geniuses takımı, 6.6 milyon dolarlık ödülün sahibi oldu. Seattle’da Keyarena’da gerçekleşen turnuvanın final maçını tribünlerden 17 bin kişi izledi. Twitch gibi canlı yayın kanallarında yapılan yayınlarla beraber çok daha fazla izleyiciye ulaşıldı.



Bu kadar yüksek gecikme süresi demek, futbolcunun gözüne güneş gözlüğü takıp görüşünü azaltmak demek. Bir takım her tarafı çok net bir şekilde görürken diğerinin –güneş gözlüğü sebebiyle- görüşü az ise net gören takım maça zaten 2-0 önde başlamıştır.

Peki günümüzde ne değişti? 9 sene önce hiç kimsenin umursamadığı e-sporlar, dünyanın her yerinde kabul görmeye başladı. Artık olimpiyatlarda e-sporun yer alması konuşuluyor, e-sporcular da gerçek birer “sporcu” muamelesi görebiliyor, milyon dolarlık turnuvalar düzenleniyor, sponsorlar havada uçuşuyor. Anlayacağınız bu 9 senede e-spor aldı başını gitti. Bu 9 senede oyuncular açısından Türkiye’deki internet ne oldu? Evet, artık yurt dışına çıkışımız 300 – 400 ms gecikmeyle değil. Ama el alemin 9 sene önce ulaşmış olduğu 30 ms’ye hala çok uzağız: 100 ms. Anlayacağınız hala e-spor alanında handikaplıyız.

80 kb/s upload hızıyla imkansız canlı yayınlar

Günümüzde oyun sektörünün yeni trendi ise canlı yayınlar. Önce YouTube’da başlayan oyun oynanış videoları furyası, Twitch gibi bir fikrin ortaya çıkmasıyla beraber canlı yayına taşındı. Twitch.tv üzerinde üyeliği olan her kullanıcı istediği oyunun canlı yayınını yapabiliyor.

Canlı yayınlarda genellikle ekranın büyük bir kısmı oynanan oyuna adanıyorken, ekranın bir köşesinde oyunu oynayan kişinin görüntüsü yer alıyor. Oynanan oyuna göre ekrana çeşitli animasyonlar, chat mesajları ve daha fazlası yerleştiriliyor. Tanınmış yayıncıların pek çoğu günde ortalama 5 – 6 saat oyun yayını yapıyorlar. Oyun meraklıları gerek profesyonellerden oyunu öğrenmek için, gerekse -eğlence ağırlıklı yapılan yayınlarda- eğlenmek için kanallara doluşuyorlar.


Jason "Amaz" Chan, Hearthstone'un en ünlü yayıncılarından.


Piyasadaki popüler her oyun için öne çıkan yayıncılar bulunuyor. Bu popüler yayıncıların yayınlarını anlık 20 bin ve üzeri takipçi izliyor.  Peki bu yayıncılar bu işi hayrına mı yapıyor? Yoksa para kazanıyorlar mı?

Twitch.tv üzerinden para kazanmanın çeşitli yolları var. Bunlardan ilki bağış sistemi. Takipçiler, izledikleri yayıncının okuyacağı mesaj göndermek için belirli bir miktar bağış yapabiliyorlar. Abonelik sistemiyle beraber aylık otomatik bağış da yapılabiliyorken, yayıncılar istedikleri takdirde ekranlarının bir köşesine marka logosu yerleştirerek sponsor da alabiliyorlar.

İsveçli Sebastian “Forsen” Fors, Twitch dünyasının en renkli karakterlerinden biri. Hearthstone oyunuyla adını duyuran Forsen, agresif şakaları, kanser müzik listeleri, inanılmaz yaratıcı takipçileri ve diğer yayıncılarla olan diyaloglarıyla bir fenomen haline geldi. Forsen, Twitch.tv üzerinde yaptığı yayınlardan ayda yaklaşık olarak 20.000 – 30.000 dolar para kazanıyor. Şöyle bir baktığımızda küçük ölçekli işletmelerin bu parayı kazanmakta güçlük çektiğini görüyoruz.


Sebastian "Forsen" Fors


Twitch’in oyunculara sağladığı en büyük avantaj ise kendi oynadıkları oyunu takip eden binlerce oyuncuyla aynı kanal üzerinde muhabbete dahil olabiliyor olmaları. Hearthstone oyunu için bir örnek verelim. Oyuncular, oyunu öğrenmek istediklerinde Trump’ın yayınlarını izliyorlar. Böylece oyunu öğrenmeye çalışan binlerce oyuncuyla beraber, aynı yayına dahil oluyorlar. Soft ve ağırbaşlı esprilerden hoşlanan oyuncular Amaz’i takip ederken, agresif şakalardan ve “fırlamalıktan” hoşlanan oyuncular Forsen’in kanalına doluşup, sohbet alanını işgal ediyorlar.

Türkiye’de Twitch yayıncılığı

Ne yazık ki Türkiye’de oyun oynamanın zor olduğu kadar Twitch yayıncılığı da zor. Sebebi ise yine tahmin edebileceğiniz üzere internet hızlarımız. Canlı yayın yapabilmek için ciddi anlamda hızlı bir upload hızına ihtiyacımız var. Fakat internet servis sağlayıcılarımız yüksek upload hızına sadece iş yerlerinin ihtiyaç duyacağını düşündükleri için bunu “kurumsal internet” kategorisinde değerlendiriyorlar. İşin içerisine “kurumsal” girdiği zaman da son kullanıcı için gereksiz seviyede yüksek fiyat etiketleriyle karşılaşıyoruz.

Bilgisayarda oyunların neredeyse tamamı 1080p (Full HD) çözünürlükte, saniyede 60 kare görüntü hızıyla oynanıyor. Bu görüntünü olduğu gibi, maksimum kalitede aktarılması için yaklaşık 12 Mbps upload hızına ihtiyaç duyuluyor. Bitrate’i düşürerek daha düşük kalitede, aynı çözünürlükte, aynı fps ile de yayın yapabiliriz. Diyelim ki kaliteyi 3’te birine çektik, 4 Mbps’lik yayın yapıyoruz. Türkiye’de 4 Mbps upload hızı bulmak kolay mı? Pek değil…



Türkiye’nin en yaygın internet servis sağlayıcısı TTNET, 100 Mbps download hızına sahip internetiyle bile sadece 1 Mbps upload hızı sağlıyor. Bir süre öncesine kadar 3 Mbps upload hızına sunan Superonline, bu yazıyı yazmaya başlamadan önce arayıp sorduğumda 25, 50 ve 100 Mbps hızındaki fiber internetlrinde artık 5 Mbps upload hızı verildiğini söylediler. Türksat Kablo ise 50 Mbps ve üzeri bağlantı hızlarına 4 Mbit upload hızı sunuyor. TTNET’in upload hızı konusunda ciddi geride kaldığını söylememiz mümkün.

Tek sorun upload hızı mı?

Elbette ki değil. Bağlantı hızlarımızı bir şekilde denkleştirdik, yayını Full HD değil de HD yapmaya karar verdik. 4 Mbps’lik bir kalitede yayın yaptığımızda dakikada 30 MB, saatte 1800 MB internet kotası harcıyoruz. Günde 5 – 6 saat yayın yaptığımız için her gün yaklaşık 10 GB internet harcamaya başladık. Ayda 300 GB eder ki bu sayı sadece günde 5 – 6 saatlik yayını kapsıyor. Adil kullanım kotasının aşılması durumunda 3 Mbps download / 1 Mbps upload hızına düşüyoruz ki bu hızla bırakın HD’yi, 360p bile yayın yapılmaz. İnternet servis sağlayıcılarının adil kullanım kotası bulunmayan internet paketleri var. Fakat bu paketlerin fiyatları da inanılmaz pahalı. Anlayacağınız Türkiye’de Twitch yayıncılığı işine kalkışırsak işimiz var…

Oyunlar artık DVD’de değil, bulutta

Bir zamanlar oyunlarımızı bilgisayarlar için disketle, konsollar için kasetle veya kartuşla satın alırdık. Sonra CD’ler çıktı meydana. CD’lerin devri bitti, DVD’ler geldi. DVD’den sonra BluRay’ler yaygınlaştı diyemeyeceğim. Zira BluRay’ler yaygınlaşana kadar oyun sektöründe bulut bilişim yaygınlaştı. Artık oyunlarımızı Steam ve Origin gibi servislerden kolayca satın alıp bilgisayarımıza indirebiliyoruz. Bulut bilişimin zirve yaptığı bu dönemde DVD kutusu ve lojistik masrafları çıkarıldığında, pek çok oyun neredeyse yarı fiyatına Steam’den alınabiliyor.



Steam’den oyun satın alınabiliyor alınmasına da bilgisayarımıza indirebiliyor muyuz? En yaygın olarak kullanılan 16 Mbps bağlantı ile günümüzde 50 GB’lere ulaşan oyunları indirmemiz saatler değil, günler sürüyor. Tabii bu günler boyunca internet tamamen kullanımda olduğu için internetten de faydalanamıyoruz. Bir de adil kullanım kotası var; 75 GB. Sadece bir oyunu satın alıp indirdiğimiz takdirde kotamızdan geriye 25 GB kalıyor. Kota dolduktan sonrası? 3 Mbps bağlantı iner mi 50 GB? İnmez tabii ki…

Şimdilik henüz yaygınlaşmamış olsa da yakın bir gelecekte oyun akışı teknolojisi bizleri bekliyor. Binlerce dolarlık bilgisayara sahip olamayan kullanıcılar, oyunlarını bulut üzerinden maksimum performansla oynayabilecekler. Oyunun yönlendirme komutları istemci bilgisayardan buluta gönderilip, bulutta tüm görsel hesaplar yapılıp, kullanıcıya tamamen canlı video görüntüsü olarak gönderilecek. Bu, hem donanım maliyetini düşürüyor, hem enerji tasarrufu sağlıyor. Fakat maalesef bu kotalarla, bu bağlantı hızlarıyla, bu gecikme süreleriyle Game Streaming trenini de kaçıracağız…