Mobil 02 KASIM 2012 / 16:52

Samsung Galaxy S3: Tasarımın dili sahibinin kulağına fısıldadığında...

Samsung'un geçtiğimiz aylarda piyasaya sürdüğü üst uç telefonu Samsung Galaxy S3 ile biraz vakit geçirdik, izlenimlerimizi derledik. Geç olsun güç olmasın... 



Bir zamanlar işlemci içindeki transistörleri sayacak kadar bu işlere kafayı takmış biriyken, biraz yaşımın ilerlemesi biraz hayat tecrübesi derken bir süredir bilişim ürünlerine farklı bir açıdan baktığımı fark ettim.

Düşüncelerimi ve bakış açımı değiştiren bu farklılığın en büyük sebebi de, şirketlerin teknolojik olgunluğun ötesine geçerek bu olgunluğu yorumlama konusunda ortaya koydukları strateji değişikliği olsa gerek.

Farkındaysanız artık neredeyse hiç kimse pazarlamaya dair mesajlarında 'şu kadar hız', 'bu kadar performans' gibi ifadeleri ön plana çıkarmıyor. Toplam bir deneyim vaat ediyorlar ve bu vaatlerinin gereğini yerine getirmek için uğraşıyorlar.

Bu bakış açısıyla Samsung Galaxy S3'ün bende son derece karmaşık duygular uyandırdığını itiraf etmeliyim. Açılışta sizi karşılayan ve yegane etkileşim noktasını oluşturan 4,8 inçlik ekranın görüntüsünden etkilenmemek mümkün değil. Öyle ki elinizi dokunduğunuz yerde bile sanki suyun üzerine parmağınızla dokunur gibi sesler çıkarıyor cihaz. Tasarımında doğadan esinlendiğini size daha çok belli etmek istercesine.

Tüm bu doğallık ise arka planda şaşırtıcı bir alan içine yerleştirilmiş bütünlükten destek alıyor. 4 çekirdekli işlemci, 1GB bellek, 16GB depolama alanı, ön ve arka tarafta yer alan kameralar, hareket algılayıcıları... Hepsi, parmaklarınızın ucunda akıp giden bir deneyimi size yaşatmak için.

Ve tüm bunlar öyle bir inceliğin içine sıkışmış durumda ki, biraz daha incelse üzerinde USB yuvası koyacak yer bulamayacaklar. İlk bilgisayarı Commodore Vic20 olan biri olarak teknolojik gelişimin bu noktaya gelmesi zaman zaman beni bile şaşırtıyor.

İlk dokunuşun ardından

Daha önceki incelemelerimi okuyanlar bilirler. Tasarımda insana özgü birçok detaya takılırım. Ağır olur beğenmem, hafif olur beğenmem. Geniş olur sıkıntı verir, ince olur elde tutamazsınız.

Birçok alanda teknolojik inovasyonun sınırlarını zorlamasına rağmen, denge ve kavrama konusunda aygıtta kusur bulamadığımı da itiraf etmeliyim. Üzerinde halen fiziksel bir butonun varlığı da beni kullanım açısından ayrıca mutlu eden bir detay.

Aygıtın kamera performansı, ek özellikleri, üç boyutlu oyunlarda sunduğu deneyim konusuna fazlaca yorum getirmek istemiyorum. Aylardır piyasada olan aygıtın bu gibi özelliklerine dair birkaç ansiklopediyi dolduracak kadar yazıldı, çizildi. Yine de belki gibi konularda ortalıkta gezen referans niteliğindeki birkaç cihazdan biri olduğunu söylemem yeterli olacaktır.

Ben sadece bana dokunan noktalarına değinmek istedim ve aygıtı çok beğendim.

Hele geçen gün iPhone 5'i yakından görme fırsatı bulduktan sonra Galaxy S3'ü daha da çok beğendim.

Hepsi bu.