Mobil 05 MAYIS 2015 / 10:27

Mobil rehberliğinde uçtan uca değişim

Hızla dijitalleşen dünyada mobil iletişim teknolojilerinin önemli bir rolü var ve bu rol giderek daha da kapsamlı bir hale geliyor. Bunun bir örneği, cebimizdeki bankamız.



“We Are Social” isimli kuruluşun Ocak 2015 tarihli raporunda, tüm dünya nüfusunun yüzde 51’nin mobil iletişim aracı kullandığı tespiti ortaya konuyor. Dikkat çekici olan, bu rakamın, yüzde 42 olan aktif internet kullanıcılarından daha fazla olması. Öte yandan çeşitli nedenlerden ötürü geleneksel bankacılık uygulamalarının yayılmakta zorluk çektiği Afrika kıtasındaki birçok ülkede uzun yıllardır cep telefonları kullanılarak fatura ödenmesi, para transferi gibi temel bankacılık işlemlerinin gerçekleştirildiğini de biliyoruz. Bu iki bilgi, sürekli cebimizde taşıdığımız ve giderek daha akıllanan bu aygıtlar aracılığıyla hayatımıza giren bankacılık uygulamalarının geleceğinin parlak olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Türkiye’de hızlı gelişim var

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan IBM Türk yetkililerine göre, mobil sadece B2C açısından değil, B2E ve B2B açısından da önemli potansiyeller taşıyor. Bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için mobil teknolojilerin kurumsal bilişim ihtiyaçlarını tam olarak karşılayacak şekilde olgunlaşması gerek. Yani analitik kullanarak büyük veriyi analiz edebilen sistemlerle entegre olmaları, bulut teknolojisinden faydalanmaları ve en önemlisi, güvenli olmaları şart. Bu amaçlar, farklı kuruluşların işbirliğini beraberinde getiriyor. IBM ile Apple’ın yaptığı stratejik işbirliği bunun en önde gelen örneklerinden biri.

IBM Türk yetkilerine göre, Türkiye’de de mobil bankacılık uygulamalarının gelişmekte olduğu görülüyor. BDDK’nın bankalar ile ilgili getirdiği düzenlemeler, diğer kanallar gibi mobil bankacılığın da temel ilkelerini düzenliyor. Mobil bankacılığın yanında, mobil cüzdan da Türkiye’de gelişmekte olan bir alan. Bankaların bu imkandan yararlanmak için çeşitli denemeler içerisinde olduğu, yaratıcı ve farklı yaklaşımlar geliştirmekte olduğu görülüyor. IBM Türk yetkililerine göre, mobil cüzdanın da hem bankalar için hem de son kullanıcılar için çeşitli avantajlar getireceği açıkça ortada.

Bilgiyi doğru kullanan kazanır

Örneğin B bankasında hesabı olan bir banka müşterisi, A bankasının sunduğu teklifler B bankasına göre daha cazip ise A bankasında hesabı olmamasına rağmen A bankasının uygulamasını yükleyerek para gönderme gibi hizmetlerden yararlanabilecek. İleri tarihlerde banka ödemelerini de yine A bankasının uygulaması üzerinden gerçekleştirebilecek. A bankası bu sayede, kendi müşterisi olmayan bir kişiye hizmet sunma imkanı bulacağı gibi, onunla ilgili bilgilere sahip olarak, giderek daha fazla kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunabilecek. Son kullanıcıların, mobil cüzdan gibi mobil bankacılık uygulamalarını kullanırken yaşadıkları müşteri deneyimi de banka seçimi konusunda tercihlerini etkileyen bir unsur olacak.

Paydaşlar artacak

Bu rekabette fark yaratmak için bankalar, başta hızlı tüketim ürünleri şirketleri olmak üzere, farklı sektörlerle işbirlikleri yapacaklar. Bu sayede son kullanıcıya daha cazip teklifler ve fırsatlar sunulabilecekler. Mobil cüzdanın şu andaki sadakat kartları gibi bir fonksiyonu olacak, ancak IBM Türk yetkililerine göre, sadakat kartlarına göre çok daha avantajlı olacaklar. Örneğin bir alışveriş merkezi, sadakat kart sahibi müşterinin şubesinde alışveriş yaptığını ancak kişi kasaya geldiği zaman fark edebiliyor ve ona sadece kasada ödeme yaptığı sırada birkaç seçenek ile sınırlı teklif sunabiliyor. Mobil cüzdan ile birlikteyse müşteri şubeye giriş yaptığı anda algılanabilecek ve çok daha fazla sayıda teklif o daha kasaya gitmeden sunulabilecek. Bu arada, mobil cüzdan uygulaması son kullanıcının mobil aygıt seçimini de etkileyen bir unsur olacak. Örneğin mobil aygıtın parmak izi ile güvenlik sağlayıp sağlayamadığı, kişisel bilgilerin mobil aygıt içerisindeki bir çipte mi saklandığı, yoksa bir bulut sistemi üzerinde mi saklandığı gibi konular mobil aygıtları üreten firmaların kendilerini rekabet karşısında ayrıştırdıkları bir unsur halini alacak.

Herşeyin temeli güven

2015 yılına baktığımız zaman, IBM Türk yetkililerine göre, Türkiye’de ve dünyada mobil teknolojilerin önem kazanmaya devam ettiği, yenilikçi uygulamaların artarak hayatımıza girdiği bir dönem olacak. Önümüzdeki yıllarda kurumsal ihtiyaçları karşılayabilen uygulamalar giderek daha yaygınlaştıkça, son kullanıcının da mobile olan güveni artacak, mobil aygıtlar giderek artan bir biçimde iletişim aracı olmanın ötesinde, iş yapış biçiminin merkezine oturacak.

Mobil ödeme dünyası daha yolun çok başında

Şu an hali hazırda mobil cüzdan başlığı altında piyasada çeşitli oyuncular mevcut ve hepsi farklı özellikleri ile öne çıkmaya çalışıyor. Fakat Intertech ADK ve Dijital Kuşak Bankacılığı Projeleri Genel Müdür Yardımcısı Kadir Mustafa Öztürk’e göre, kullanım olarak bireyler tarafında kredi kartı alışkanlığının yerini tam olarak aldığını söyleyemeyiz. Bunun birinci nedeni kullanıcıların bu uygulamaları nasıl kullanacağını bilmiyor olması, ikinci neden de üye işyerlerinde mobil cüzdanlardan ödemenin nasıl alınacağı ile ilgili bilgi eksikliği olması. Ayrıca, Öztürk’ün de belirttiği gibi, üye işyeri tarafında bu ödemelerin alınacağı altyapının POS’lar dışında olmaması da başka bir etken. “Bunlar için çeşitli alternatifler üzerinde çalışılıyor. Benzer sıkıntı NFC destekli kredi kartlarında da vardı. Kartların desteği olmasına rağmen, üye işyerlerinde NFC ödemesi alabilen POS sayısı yeteri kadar olmadığı için bu ödeme şekli yaygınlaşamadı” hatırlatmasını da yapan Öztürk, bu yapının bankalara, kullanıcılara, operatörlere ve diğer tüm paydaşlara ne gibi faydalar sağladığını şöyle anlattı:

“Faydalarından bahsetmek gerekirse hızlı ve güvenli olması ki, özellikle e-Ticaret sitelerinde kart numaranızı vermeden daha güvenli alışveriş yapabilme imkanı sağlanabiliyor. Alışveriş yapmanın dışında 7/24 istediğiniz kişiye banka hesabı olmasa dahi hızlı bir şekilde para transferi yapabiliyorsunuz. Konuyu bankalar açısından ele alırsak, bu piyasada olmak şart. Çünkü bu şekilde, alışveriş ve para transferlerinde en iyi hizmeti sunup kendilerine maliyet açısından çok daha uygun bir kanal yaratmış olurlar. Ayrıca müşterilerine anlık kampanyalar ve sadakat programlarını cüzdan uygulamaları üzerinden sağlayabilirler. Operatörler açısından bakıldığında, akıllı telefonların hepsi internet erişimine sahip olmalı. Bu nedenle onlar da finansal markete uygun çözümler geliştirmeliler. Altyapılarını bu hizmetleri daha iyi sunabilmek adına inovatif yaklaşımlarla zenginleştirmeleri gerek.”

Öztürk’e göre, mobil ödeme dünyası henüz emekleme döneminde. Teknolojinin gelişmesi ile çok daha hızlı gelişiyor olacak. Çünkü piyasaya her gün yeni oyuncular, yeni hizmetler ile girmeye devam ediyor. “IDC’nin raporuna göre 2017’de yapılacak olan 1 trilyon dolar civarında ödemenin mobil cüzdanlar üzerinden yapılacağı tahmin ediliyor” diyen Öztürk ekliyor: “Bu rakam, tüm paydaşların bu işe ne kadar önem vermesi ve üzerine düşmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.”