Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 04 MART 2013 / 14:54

Verin bedavaya gitsin: Yazılım korsanlığına farklı bakış

Biz basın mensupları, yazılım korsanlığının şirketlere ve ülke ekonomisine verdiği zararlar üzerine sık sık ilgili kurumlardan gelen bilgilere, raporlara, hatta uyarı mahiyetinde mesajlara yer veriyoruz. İyi ama bu işin sonu gerçekten de düşündüğünüz kadar vahim mi? Ben Hammersley, konuya çok daha farklı bir açıdan yaklaşıyor. Okuyalım... 



Endüstriyel casusluk, yazılım korsanlığı ve telif haklarının ihlali uzun zamandır gündemi yoğun bir şekilde işgal eden bir konu. Dünyanın önde gelen ekonomik güçlerini temsil eden yöneticiler yıllardır bunların önüne geçmek için kanunlar çıkardılar, cezalar ve yaptırımlar uyguladılar. Bilgi ekonomisi ekseninde kendi çapında bir soğuk savaş başladı, bu işin sonunda da kabak hep Çin ve diğer gelişmekte olan ülkelerin başına patladı.

Bize diretilen şuydu: Her gün saldırı altında olduğumuz bu dünyada, bu işin sonu gerçek dünyada cezalandırmaya kadar da gitse fikirlerimizi korumalıydık.

Fakat tüm bunlar bilginin çalınabilir ve tüketilebilir bir malzeme olduğu, fikirlerin tıpkı tahtaya yazdıkça eksilen bir tebeşir gibi zamanla tükeneceği varsayımından kaynaklanıyor. Biliyoruz ki bunlar doğru değil.

Peki buna rağmen kendimizi endüstriyel casusluğa karşı gerçekten korumalı mıyız?

Yazılım korsanlığı bu konuda çok ilginç bir örnek oluşturuyor. Eğer olgun bir pazarda faaliyet gösteriyorsanız, yazılım korsanlığıyla mücadele etme ihtiyacı bir yere kadar anlaşılabilir. Ama diyelim ki gelişmekte olan bir pazara, örneğin Afrika'ya gitmek istiyorsunuz. Bu durumda kısa vadede kar elde etmek için yazılımı koruma çabanız, uzun vadede sizi çok daha geniş bir pazarın getireceği gelirden mahkum bırakabilir.

Ne demek istediğimizi biraz daha net açıklayalım. Eğer bir ofis paketini, yazılım fiyatlarının kişi başına gelire kıyasla yüksek olmasına bağlı olarak  yazılım korsanlığının yaygın olduğu bir pazara sunar ve yaygınlaşmasına göz yumarsanız, bir süre sonra kullanıcıların ilgili ürüne ve ürünün etrafındaki ekosisteme "kilitlendiğini" görürsünüz.  Bu bir kez gerçekleştiğinde, parası olan işletmeler yazılımınızın son sürümlerini takip etmeye ve satın almaya kendilerini zorlanmış hissederler.

Ayrıca böyle bir ortamda birileri korsan da olsa sizin ürünlerinizi kullanmıyorsa, başkalarının ürünlerini kullanacak ve onlara alışacak demektir.

İnsanlar sizin ürünlerinizi korsan olarak kullanıyorlarsa, bunun sebebi çoğunlukla ürününüzü sevmelerinden ama sizin istediğiniz parayı veremeyecek durumda olmalarından kaynaklanır.

Diğer yandan bu ilgili kullanıcıların sizin ekosisteminize bağlanması anlamına gelir. Orijinal ürünlerinizin kopyalara göre daha iyi ve avantajlı olacağı varsayımıyla, fırsat bulduklarında para verip satın almak için yine sizi tercih edeceklerdir.

Bazılarınız bundan dolayı şikayetçi olabilir, milyonlarca dolarlık teknoloji ve Ar-Ge yatırımının sonunda ürünlerinin bu şekilde suistimal edilmesini kabullenmeyebilir. Ama bu da doğru değil. Bilgi bekledikçe veya paylaştıkça eksilen bir şey değildir. Dolayısıyla yaptığınız her bir araştırma sadece bugün iyi ürünler ortaya koymanıza değil, yarının yeni fikirlerini keşfetmenize yardımcı olur.

İşte bu anlayış sizden doğrudan kopyalanabilecek bir şey değildir. Başkalarının bunu tıpkı sizin gibi çalışarak elde etmesi gerekir.

Bilgiyi nasıl olsa başka bir yerden alabildiği için kendi başına üretmeyen toplulukların içine düştüğü durumu ekonomistler "Kaynak Tuzağı" olarak isimlendiriyor. Örneğin petrole bağımlı bir ekonominiz varsa ve buradan gelen gelirle bilgiyi satın alarak hayatınızı devam ettiriyorsanız, petrol bittiğinde başınız dertte demektir.

Aslında sırf bu nedenle bile rakiplerinizin sizden bilgi çalmasını özendirmeniz gerekir. Onları buna ne kadar zorlarsanız, size olan bağlılıkları o ölçüde artar.

Ve bunu ne kadar çok yaparlarsa, kendi başlarına bir şeyler yapmaktan o ölçüde vazgeçerler.

Hammersley'in anlattıkları size de tanıdık geldi mi?
YORUMLAR
unutulan 15 MART 2013 / 10:59 0 0
Nikola tesla gibi birden bazı resimler icatlar yapmaya kalkın bakalım.En başta eğitim sistemi buna ters tir.Avrupa da eğitim almış biri olarak bizde bu ihtimali sıfıra düşüren bir eğitim sistemi kuranların bu konulara çok uzaktırlar.Nasıl olur? bir insan akşamdan sabaha tarihe geçecek bir dahi olabilir mi?Tekel bizim en tepemizden başlıyor,olası bir ihtimal bile onları rahatsız ediyor.
behrat 04 MART 2013 / 19:36 0 0
her şeyin başı tekelcilik!!! bazı firmalar tekelden vazgeçerse... herkes rahatlar kendileri bile.