Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 06 EYLÜL 2013 / 16:11

Türkiye vatandaşın veri gizliliğini önemsiyor mu?

NSA skandalının ardından birçok ülkede Gmail gibi hizmetlerin kullanımı sorgulanırken, veri sızdırılan ülkeler arasında yer alan ülkelerden Türkiye'de herhangi bir yaptırım ya da kayda değer bir açıklama yok.


NSA skandalının ardından Avrupalı şirketler ABD’nin bulut sağlayıcılarıyla çalışmayı bırakabilir.


Sayısal İşlerden Sorumlu Avrupa Komisyoneri Neelie Kroes


ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) tüm dünyadaki verileri topladığı, ABD merkezli şirketlerin sunucularına doğrudan eriştiği hakkında belgelerin ortaya çıkmasının ardından tüm dünyadan tepkiler yükseldi. Bulut bilişime güvenin azaldığıyla ilgili raporlar ortaya çıkarken, ABD’nin Bilgi Teknolojileri ve İnovasyon Vakfı’nın (ITIF) NSA skandalından sonra yaptığı araştırma, ABD’li bulut sağlayıcıları zor günlerin beklediği sonucuyla yayınlandı.

Avrupa’daki birçok ülkeden sert açıklamalar gelirken, Avrupa Komisyoneri Neelie Kroes, kullanıcıların verilerini tehdit altında hissetmeleri durumunda bulut bilişim pazarında önemli bir kayıp yaşanabileceğini söyledi ve ekledi:
“Neden birileri size, başkaları tarafından görüntülendiğinden şüphelendiği verilerini saklaması için para versin ki? Eğer Avrupalı kullanıcılar ABD hükümetine güvenmezse, bulut sağlayıcılarına da güvenmez. Yanılmıyorsam bu da Amerikan şirketleri için milyarlarca avroya mâl olur. Eğer ben ABD’li bir bulut sağlayıcısı olsaydım, hükümetime karşı biraz hayal kırıklığına uğramış olurdum.”

ABD şirketlerinin güvenilirliği sorgulanıyor

“Eğer bir Büyük Birader olacaksa, yabancı bir Büyük Birader’dense yerel bir Büyük Birader’i tercih ederim” sözlerinin sahibi internet güvenlik şirketi F-Secure adına konuşan Mikko Hypponen, ABD yerine kendilerine yakın ülkelerin veri merkezlerini kullanmayı tercih edeceklerini açıkladı. Fransa, kendi kamu bulutunu oluştururken, aralarında veri merkezi sağlayıcısı Cloudwatt’ın da bulunduğu iki yeni girişim için 150 milyon avroyu gözden çıkardı.



Avrupalı operatörlerden Orange ve Deutsche Telekom endişeleri gidermek için kendi bulutlarını oluşturuyor. Almanya’da birçok kamu kuruluşu şimdiden yerel bulut sağlayıcılarından hizmet almaya başlarken, bu sağlayıcılar “Bulut Hizmetleri: Almanya’da üretildi” ibaresini ekleyerek reklam kampanyalarını yürütüyor. İsveç, kamu sektöründe Google uygulamalarının kullanılmasını yasakladı.

Brezilya’da soruşturma, Hindistan’da yasak başladı

Bu gelişmelerin ardından Brezilya’nın telekom alanındaki düzenleyici kuruluşu Anatel, ulusal operatörlerle yabancı şirketler arasında yapılan anlaşmaları incelemeye alarak olası bir NSA sızıntısı konusunda çalışmaya başladı. İspanya merkezli Telefonic, Meksika merkezli America Movil ve İtalya merkezli Telecom İtalia’nın Brezilya’daki yerel varlıkları ve ülkenin en büyük telefon şirketi Oi soruşturma kapmasına alındı. Anatel, 2011 yılında Brezilya’nın başına gelen ülkenin ilk kadın başkanı Dilma Roussef’in dinlenmesine dair belgelerin ortaya çıkmasının ardından harekete geçti.



Hindistan ise sunucuları ABD’de bulunan Gmail gibi e-posta sağlayıcılardan hizmet alınmaması için harekete geçti. Kamu çalışanlarının Gmail kullanımını sona erdirmesini isteyen hükümet, yaklaşık 500 bin kamu çalışanı üzerinden veri sızıntısını engellemek istiyor.

Türkiye’de neler oluyor?

Türkiye’de ise Dışişleri Bakanlığı 17 Haziran’da The Guardian’da yayımlanan haberle ilgili bir açıklamada bulunma gereği duydu. Açıklamada, 2009 yılında Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de aralarında bulunduğu G-20 toplantısında telefonların dinlendiğine dair çıkan haberlerin kaygı verici olduğu ifade edildi. Açıklamanın devamı ise şu şekilde:
“Sözkonusu haberde yer verilen iddialarda en ufak bir doğruluk payı bulunması halinde bunun öncelikle ilgili ülke açısından bir skandal teşkil edeceği aşikârdır. Uluslararası işbirliğinde karşılıklı güven, saygı ve şeffaflığın esas olması gereken bir ortamda, haberin doğru olması halinde, müttefik bir ülkenin böyle bir hareketinin kabul edilemez bulunacağı açıktır.

Bu konuda İngiliz makamlarının resmi ve tatmin edici bir açıklama sunması beklenmektedir. Nitekim bu konuda gerekli diplomatik girişimler yapılmıştır.”

Peki İngiltere’nin doğrudan taraf olduğu iddia edilen belgeler gerçekse;

- Ülkemiz tatmin edici bir yanıtı yine bu ülkeden alabilir mi?
- Türkiye bu iddiaların doğruluğu karşısında bir adım atacak mı?
- Verileri sızdırdığı ortaya çıkan şirketlerin ülkemizdeki durumları ne olacak?
- Tüm dünya ülkeleri çalkalanırken ülkemizde yeterli açıklamada bulunulmamasını sıradan mı karşılamalıyız?

Bu soruların cevabı ülkemizin, vatandaşlarının veri gizliliğine ne kadar saygı gösterdiğinin ifadesi olacaktır.