Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 12 NİSAN 2012 / 09:47

Turkcell CIO'su İlker Kuruöz: "Bulut artık yağmur olup yağsın istiyoruz"

Turkcell: "Bulut artık yağmur olup yağsın istiyoruz"

11 Nisan'da gerçekleştirilen Turkcell Bilişim Konferansı'da Turkcell CIO'su İlker Kuruöz'le basın mensupları olarak özel bir yemekte bir araya geldik. Bulut bilişim, M2M ve NFC gibi konulara odaklanan bu sohbetten derlediğimiz detayları sizlerle paylaşıyoruz. 



Turkcell'in 11 Nisan'da gerçekleştirdiği Turkcell Bilişim Konferansı sırasında öğle yemeğinde basın mensupları olarak Turkcell CIO'su, (veya bizim daha çok sevdiğimiz tabirle Teknoloji Lideri) İlker Kuruöz'ün konuğuyduk. Swissotel'in üst katlarındaki denize nazır restoranlardan birinde, akıl sağlığını tehlikeye atacak kadar güzel bir manzara eşliğinde kendisiyle uzun uzun sohbet etme şansı yakaladık.

Yemekte öncelikle İlker Kuruöz, yaptığı kısa bir sunuş konuşmasında Turkcell'in bir teknoloji şirketine dönüşme adına nereden nereye geldiğini ve neden düzenledikleri konferansın bu kadar önemli olduğunu şu sözlerle anlattı:
"Süreyya Ciliv 2007 yılında Turkcell'in başına geldiğinde  geldiğinde Turkcell Türkiye'nin lider GSM operatörüydü. Ben de kendisiyle yaklaşık aynı zamanlarda Turkcell'de başlamıştım. Ciliv şirkete geldiğinde ilk olarak Turkcell'in bir vizyon değişikliğine gitmesi gerektiğini ifade etti. Onun gözünde Turkcell sadece bir iletişim şirketi olmakla kalmayıp, bir iletişim ve teknoloji şirketine dönüşmeliydi.

Bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için adım adım ilerledik. Bugün 'Üçlü oyun' olarak isimlendirdiğimiz ve mobil servislerden, sabit servislerden, yakınsamadan ve BT odaklı servislerden oluşan farklı katmanlarda hizmet sunabilen bir şirkete dönüştük. Artık bağlantı sağladığımız herkese beraberinde veri merkezi hizmetleri de sunabiliyoruz."

Doğal olarak  Turkcell gibi büyük bir şirkette böyle bir değişimi sağlayabilmek, başta BT altyapısındaki dönüşüm olmak üzere birçok başlık altında büyük bir çabayı gerektiriyor. Buna insanların düşünce ve çalışma biçiminin değiştirilmesini de ekleyin.

Kuruöz'ün söylediğine göre, özellikle Turkcell ve Superonline ekiplerinin birleşmesinin ardından sabit servislerin de portföye dahil olmasıyla Turkcell'in servis yetenekleri bir hayli genişlemiş. Buna veri, erişim, ses, soft santral, mobil santral gibi sesi bulutla bir araya getiren servisler de dahil.

Diğer yandan ses ve veri aktarımına dayalı hizmetlerin ötesinde bundan daha fazlasına ihtiyaç duyanlar da var. Düşünün ki Türkiye'nin her yerine yayılmış ve çok sayıda işletme dahil nüfusun büyük bir bölümüne veri taşıyabilen bir yapıya sahipsiniz.

Bu durumda, servis odaklı yetenekleri sınırlı tutmak eldeki potansiyeli yeterince değerlendirmemek anlamına gelmez mi?

Turkcell'deki dönüşümün arkasında yatan düşünce de bu.

"Etrafımıza baktığımızda telekomünikasyona dayalı servislerin ötesinde işletim sistemi desteği, veri tabanı barındırma hizmetleri, uygulama yönetimi gibi yeteneklere ihtiyaç duyan irili ufaklı çok sayıda şirket var. Bu nedenle, biz Turkcell'in bir teknoloji şirketi olarak bu yeteneklere de sahip olması gerektiğini düşünüyoruz" diyor Kuruöz.

"Örneğin bazı şirketlerde sayıları binlere ulaşan akıllı telefonları yönetmek CIO'lar için önemli bir sorun. Biz bu konuda Ar-Ge'sini tamamen Turkcell'de gerçekleştirdiğimiz çözümler üretiyoruz ve servis olarak yazılım (SaaS) modeliyle müşterilerimize sunuyoruz."

Turkcell kendi dönüşümünü nasıl yaşayacak?

Bunun üzerine şunu sorduk: "Turkcell bir telekomünikasyon şirketi olarak BT konusunda zaten büyük bir yükün altında olsa gerek. Buna bir de müşterilere sunacağınız bulut ve diğer servisleri eklediğinizde, BT altyapınızın yönetimi ve ölçeklenmesi konusunda zorlanmayacak mısınız?"

"Turkcell teknolojiye yatırımdan kaçınan bir şirket değil" diye cevapladı Kuruöz. "Sektör ilerledikçe bulut ve diğer hizmetler çerçevesinde bir takım fırsatlar ortaya çıkıyor, bizim bunların gerisinde kalmaya tahammülümüz yok. İç süreçlerimizde kullandığımız hizmetleri müşterilerimize sunabileceğimiz servislere dönüştürmek için kendi içimizde 2 yıldır devam eden bir dönüşüm içindeyiz. Servis bazlı dönüşümü sağlamak için organizasyonumuza farklı sektörlerde kurumsal hizmetlerde çalışmış arkadaşları dahil ettik. Aynı zamanda donanım ve yazılım olarak gerekli kapasite için yatırımlarımıza devam ediyoruz."

Soft SIM ve M2M'e nasıl bakıyor?

Devamında konu Soft SIM (yani SIM kart fonksiyonlarının cihazlarla bütünleştirilmesi) ve M2M'e (makineden makineye iletişim) konusuna geldi (ed: M2M konusuna şu haberimizde etraflıca değinmiştik).



SIM'e hakim olmanın operatörün en büyük değerleri arasında geldiğini söyleyen Kuruöz, Turkcell Ar-Ge ekibinin SIM platformu üzerindeki mobil finansal servisler gibi hizmetlerin tamamını tek elden gerçekleştirebildiğini söyledi.

M2M konusunun ise pazarı büyütecek önemli bir kavram olduğunun altını çizen Kuruöz, şunları kaydetti: "M2M konusunda çok inanıyoruz. Çünkü neticede mobil servisleri kullanacak insan sayısında bir sınır var. Makineler bu alanda bize yeni bir ufuk açacak. Şimdiye kadar sağlık modülleri başta olmak üzere M2M uygulamalarına dair birçok çözüm geliştirdik. Ekiplerimiz şu anda bu çözümleri farklı alanlara nasıl uygulayacaklarına bakıyorlar."

Kuruöz, makinelerin kalabalık gruplar halinde iletişime dahil olmasının GSM altyapısı üzerinde aşırı yük oluşturup oluşturmayacağı yönündeki sorumuza GSM şebekelerinin ölçeklenebilirlik konusunda gayet esnek yapılar olduğu ve LTE gibi teknolojilerle bu yeteneğin daha da gelişeceği sözleriyle cevap verdi.

Bu arada baz istasyonundan gelen verilerin aktarılmasında fiber bağlantılar önemli olmasına rağmen, fiber hatların yaygınlaşmasında en büyük sorunun "kazabilmek" olduğuna dair ilgi çekici bir tespitte bulundu.

NFC'nin kıymeti yakında daha çok anlaşılacak

Bu aralar özellikle mobil operatörlerin gündeminde olan bir diğer konu da NFC. Turkcell, başta kendi markasıyla pazara sunduğu akıllı telefonlar olmak üzere NFC'nin yaygınlaşması için büyük çaba harcıyor.

Peki, şu an günlük hayatta NFC algısı ne durumda? Kuruöz'e göre henüz NFC penetrasyonu beklenen seviyede değil, ama NFC'li cihazlar yaygınlaşmaya devam ettikçe NFC'nin Bluetooth gibi giderek vazgeçilmez olacağını düşünüyor.

Tabii bu konuya dikkat çekecek uygulamalar da önemli. Mesela KGS güzel bir örnek, ancak bunun yanına yaygın başka kullanım örnekleri de koymak gerekiyor. Kuruöz bu konuda birkaç yenilikçi fikir üzerinde çalıştıklarını söyledi, ama şimdilik detay vermedi.

Turkcell'in kendisi buluttan ne fayda sağlıyor?

Geldik belki de en önemli soruya. Turkcell bulut servisleri konusuna bu kadar eğilirken, hatta kavramı endüstri devrimi kadar önemli bir noktaya taşırken, acaba dev bir kurum olarak kendisi buluttan ne fayda sağlıyor?

Bu konuda Kuruöz'ün paylaştığı bilgiler şöyle:
"Bulutun en önemli faydalarından biri elinizdeki kaynakları sanallaştırabilmek. Biz bugüne kadar elimizdeki 4 bin sunucunun yüzde 50'sini sanallaştırdık. Bundan birkaç yıl önce bu oran yüzde 10 seviyesindeydi. Sunucu alımlarımız her geçen gün düşüyor, yönetim konusunda kaynakları daha verimli kullanabiliyoruz.

Bu durum bize büyük ölçüde esneklik ve ölçeklenebilirlik kazandırdı. Örneğin çiftçi paketini ilk olarak tüketiciye sunduğumuzda, öngördüğümüz talebin 10 katına yakın bir taleple karşılaştık. Bu durum sistemde bu servis için ayırdığımız kaynakları yeni duruma göre ölçeklememizi gerektiriyordu. Eskiden olsa sadece donanımı satın almak için 6 hafta beklerdik. Oysa bu sistemle kaynak aktarımı yaparak istenen ek kaynağı sağlamamız sadece yarım saat sürdü. Sunucu sanallaştırma sayesinde depolama alanının verimli kullanımıyla, son birkaç yıldır 5,5 petabyte olan depolama kapasitemizi artırmak zorunda kalmadık.

Bir diğer konu da yönetimle ilgili. Örneğin Turkcell'de ben geldiğimden beri 6 yıldır iş yükü 2 kat arttı, insan kaynağındaki artış sıfır. Sistem yöneticisi başına düşen sunucu sayısı 2 katına çıkmasına rağmen işleri aksatmadan sürdürebiliyoruz."

Son olarak Kuruöz, Türkiye'de bulut servislerinin tüketiciler tarafındaki bilinirliğine dair bir araştırma yaptıklarını ve kabaca rakamlarla kurumların yüzde 70'inin bu kavrama şüpheci yaklaşırken, yüzde 30'unun bulut servislerini kullanmayı değerlendirebileceğini söyledi. Bunu da umut verici bir rakam olarak belirtti.

Şimdilik bu konuya dair notlarımız bu kadar. Bir üst paragraftaki araştırma sonuçları bizlerle paylaşıldığında biz de sizlere aktaracağız.


Levent Daşkıran
twitter.com/leventd
linkedin.com/in/leventd
YORUMLAR
Murat YILMAZ 13 NİSAN 2012 / 11:38 0 0
Fiyatları düşürürseniz yağar.