Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 13 EKİM 2014 / 09:12

Semra Can ile teknoloji üzerine 'Böyleyken Böyle'

2007 yılından itibaren Penguen Dergisi’ndeki ‘Böyleyken Böyle” köşesinde çizdiği kedileri Fıçı ve Miço ile tanıdığımız Semra Can ile sosyal medya ve teknoloji kullanımı üzerine sohbet ettik.



Marmara Üniversitesi Tekstil Öğretmenliği'nden mezun olup, Geleneksel Türk El Sanatları ve eş zamanlı olarak da Seramik Bölümü’nde eğitimine devam etmiş Semra Can. Çocukluğundan beri mizah dergileri okuyan ve Marmara Üniversitesi’nde eğitim gördüğü dönemde öğrenciler tarafından çıkarılan bir dergide komik şiirler yazarak mizah yapabileceğini keşfeden Can, ilk olarak Hıbır’da çizerlik yaptı. Sonrasında sırasıyla Avni, Deli, ve Çarşaf’ın son dönemlerinin ardından Leman’da çizmeye başladı.

İlk profesyonel çizerliğini Metin Üstündağ’ın çıkardığı Öküz Dergisi’nde yapan Semra Can, çalıştığı dergilerin birer birer kapanmaya başlamasıyla farklı işlere yöneldi. Çocuk kitapları resimledi, bir süre Cumhuriyet’in Pazar ekinde çizdi, çizgi film stüdyosunda çalıştı, grafikerlik yaptı. Uzun bir süre mizah dergilerinden uzak kalmasının ardından Bülent Üstün’ün çıkardığı Fermuar Dergisi’nde ‘Böyleyken Böyle’ köşesini çizmeye başladı. Ve bir hafta sonra da yolu halen devam ettiği Penguen Dergisi ile kesişti.

“Böyleyken Böyle” hayatını değiştirdi

Hala Penguen Dergisi’ndeki köşesine devam eden Semra Can, Böyleyken Böyle köşesinin hayatını değiştirdiğini söylüyor. Kedileri ile yaşayan bir karikatüristin hayatından kesitleri anlatan Semra Can'ın yarattığı çizgi karakter, kendisi aslında.

Mizah dergilerinde alışılan erkek egemenliğinin arasından sıyrılarak adını duyuran Can’ın birçok farklı iş alanında ayakta kalmasının sırrını belki de bu sözleri açıklıyor:

“Düşünülenin aksine kadın çizer sayısının az değil. Kadın çizerleri dergilerinde, gazetelerinde çalıştırmak isteyen, bunun önemini bilen insanların sayısı az.”



“Aktif bir sosyal medya kullanıcısı değilim”

Son yıllarda hayatımıza giren ve kullanımı her geçen gün artan soysal medya kullanımını merak ettiğimiz Can, Facebook, Twitter ve Instagram’da kişisel hesabı bulunduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Çok aktif bir sosyal medya kullanıcısı değilim. Yalnızca paylaşılanları okuyorum ve takip ediyorum. Orta halli bir sosyal medya izleyicisiyim. Bu konuda kendimi bir miktar daha geliştirsem iyi olur.”

Sosyal medyada kadın olmanın dezavantajlarını, “İnternetin bu kadar yaygın kullanılmadığı ve sosyal medya mecralarının bulunmadığı dönemlere göre hiç tanımadığınız kişilerden ‘slm’ şeklinde mesajlar alma olasılığımız daha da artmış durumda” şeklinde değerlendiren Semra Can, bir çizer olarak sosyal medyadan işine olan etkilerini şöyle anlatıyor:

“Sadece ülke gündemini değil, insanların da gündemini izleyebildiğim için sanırım neler çizmeliyim konusunda fikirler veriyor. Ya da neleri çizmemeliyim konusunda fikirler veriyor da olabilir.”

Günlük hayatındaki teknoloji kullanımını anlatan Semra Can, eskizlerini çizerken kendi el yazısını kullandığını söylüyor ve eski alışkanlıklarını değiştirmenin kolay olmadığını anlatıyor:

“Akıllı telefon sahibiyim. Çizmeyi düşündüğüm şeyleri, aklıma geldikçe telefonuma not alıyorum. Ama yine de çantamda mutlaka bir not defterim bulunur. Eski alışkanlıkları değiştirmek o kadar da kolay olmuyor sanırım.”

“Bizi engelleyemeyen yasaklar, bizi görünür yaptı”

Özellikle Gezi Olayları başta olmak üzere toplumsal olaylarda Twitter’ın bir haberleşme aracı olarak kullanılmasının ardından hükümet tarafından sosyal medyaya getirilen oldukça sert eleştirileri, bir çizer olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiren Semra Can, toplumu engelleyemeyen yasakların toplumu daha da görünür yaptığını söylüyor. Can sözlerine şöyle devam ediyor:

“Sekiz yaşındaki yeğenimin tableti var. Annem bile akıllı telefon kullanıyor. Herkesin öyle ya da böyle bir bilgisayarı var. Anlamsız yasaklardan sonra hiç ummadığım arkadaşlarım hacker gibi bir şey oldu. Bizi engelleyemeyen yasaklar, bizi görünür yaptı aslında.”

Böyleyken Böyle’den satırlar

Semra Can’ın Böyleyken Böyle köşesindeki karikatürlerini topladığı, köşesi ile aynı adı taşıyan ve 2012 yılında basılan kitabından alıntılar:

  • Beni bir satırlık yerde mi döveceksin aslanım? Kafana paragrafla vururum!

  • Çakal düğünü: Karadeniz’de gelinsiz, damatsız yapılan düğün.

  •  -Fıçı sende pire mi var?

  • -Onlar da benim hayvanlarım…

  • ‘Kapıdan kovsan su giderinden gelir’ hesabıyla bence en arsız ev hayvanı karafatmadır. Onları hep dişi sanmak ve yaratıcılıktan yoksun isim takmak da bir insanlık ayıbımızdır.

  • Bir de erkeklerde çam kokusu var, var ki insan diil Ayder Yaylası…

  • -Kediyiiim gözü kara kediyiiim

  • -Yakarım sobayı da yakarııımm

  • Bir tek annemin yanında fabrika ayarlarıma geri dönüyorum.

  • Eski Mısır’da hapşıranın öleceğine inanılırmış da, o yüzden ‘çok yaşa’ denirmiş?