Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 06 MART 2012 / 23:46

PS Vita İncelemesi: Akıllı telefon çağında bir efsanenin var olma mücadelesi

PS Vita incelemesi: Akıllılar arasında bir oyuncu

PSP'nin halefi olan PlayStation Vita, acaba mobil oyun dünyasında rekabeti kendi kulvarına taşıyabilecek mi? Mobil eğlence adına vaat ettikleri, 1 dolara uygulama satın almaya alışan kullanıcıları AAA standardında oyun oynamak için daha fazla ödemeye ikna etmeye yetecek mi? Detaylı incelememizde bu soruların cevaplarını arıyoruz.



7 yıl… İlk kez 2004 yılının sonlarına doğru piyasaya çıkan PlayStation Portable’ın, yani PSP’nin halefinin gelmesi için aradan kocaman bir 7 yıl geçmesi gerekti.

PSP ilk elimize geçtiğinde platformun en az PlayStation 2 kadar becerikli olduğu söyleniyordu. Sürekli eklenen yeni özellikler ve mevcut özelliklerin gelişimine paralel olarak, oyun üreticileri de tıpkı geleneksel konsollarda olduğu gibi sistemin kendilerine neler sunabileceğini yavaş yavaş keşfetmeye başladılar.

Zaman geçtikçe God of War, Tekken 6, Patapon ve diğer birçok oyun eşliğinde, sadece oyun için tasarlanmış ve sabit platform üzerine oturtulmuş bir mobil cihazın neler yapabildiğine adım adım şahit olduk.

Ancak PSP, bir süredir çağdaş beklentileri karşılamaktan uzak kalmanın yanı sıra, bir oyun konsolu olarak ekonomik ömrünü doldurduğuna dair sinyaller vermeye başlamıştı.

Sony, nihayet geçtiğimiz haftalarda kendisinden beklenen hamleyi yaptı ve PSP'nin bir sonraki nesli olarak tanımlayabileceğiniz PlayStation Vita'yı Türkiye dahil birçok ülkede satışa sundu.

Biz de mobil oyun sektörü adına oldukça önemli olduğunu düşündüğümüz bu yeni platform hakkındaki görüşlerimizi sizlerle paylaşalım istedik.

Pozisyonlandırma

2005 yılında PSP ilk elime geçtiğinde ne kadar etkilendiğimi hatırlıyorum. Görüntü kalitesi, platform bütünlüğü, oyunların oynanabilirliği ve daha birçok detayın içinde barındıran böyle bir cihazın bu kadar küçük bir boyutta sunulmasına dair şaşkınlığımı gizleyemiyordum.

Çünkü o zamanlar böylesine becerikli bir aletin dengi, karşılığı yoktu. Akıllı cep telefonu kavramının esamesinin okunmadığı, mobil cihazların konuşmanın ötesine yeni yeni geçmeye başladığı bir dönemde böylesine yetenekli bir cihazla karşılaşmak beni çok şaşırtmıştı.

Peki ya PS Vita?



İtiraf edeyim ki akıllı telefonların ve tabletlerin teknolojinin uç noktasını böylesine zorladığı bir ortamda, Vita’yı ilk gördüğümde PSP’yi gördüğüm ölçüde şaşırmadım. Çünkü bu kez göreceklerime çoktan hazırdım. Yüksek çözünürlüklü OLED ekranlar, ağzına kadar oyunla dolu uygulama dükkanları, sosyal paylaşıma açık mobil işletim sistemi platformları ve daha neler neler…

Fakat diğer yandan, bugüne kadar ortaya çıkan tüm akıllı mobil cihazlar, özellikleri ne olursa olsun hep oyuna bir ek fonksiyon olarak bakıyorlardı. Akıllı telefon? Konuşursun, yanında oyun da oynarsın. Tablet? İnternette gezersin, yanında oyun oynarsın. Yani oyun bunlarda hep öne çıkan bir içerik olsa da, hiçbir zaman cihazın ortaya çıkış amacı, birinci önceliği olmadı.

Bu da tablet ve akıllı telefonların oyun konusundaki başarısını biraz ‘gelgeç oyunlar’ diyebileceğimiz alanla sınırlı bıraktı. Dokunmak? Tamam. Çekmek, sürüklemek, bırakmak? Tamam. Peki ya D-Pad? Analog kontrol? İşte onları ekrandaki simülasyondan halletmek zorundasınız. Adamı sağa mı götüreceğiz? Ekranın sağına dokun. Ateş edeceğiz? Ekranın altına dokun. Roket? Ekranın üstüne dokun. Sonuç? Ekranın yarısını kapatan, terleyen ve yapışan parmaklar, tepkisiz kontrol araçları.

Fare kullanmaya öyle bir alışmışız ki, dokunduğumuz yerden bir tık sesi gelip düğme içeri göçmezse rahatsız oluyoruz.

PS Vita’nın ortaya çıkış amacı ise oyun, sadece oyun. Tamam, mükemmel görüntü veren ekranında film izleyip internette de gezinebilirsiniz ama platform “Benim asıl işim oyun” diye bağırıyor. Diğerleri işin tuzu, baharatı...

Alete yatay olarak yerleşen 5 inçlik yüksek çözünürlüklü OLED ekran, fonksiyonunu yerine getirme ve tasarıma uyum sağlama konusunda gerçek bir mühendislik harikası olduğunu düşündüğüm çift analog kontrol, dört adet kontrol tuşu, iki adet omuz tuşu, ön ve arka dokunmatik paneller... Her şeyiyle oyun için kurgulanmış.

Kısacası bu 1-2 yıl sonra kenara atıp yenisini alacağınız bir aygıt değil, safkan bir oyun konsolu. AAA sınıfı profesyonel kalitedeki oyunları avucunuza taşıyacak bir yapı. Yaşamak için, gelir için zamana ihtiyacı var.

En az 6 yıl bizimle birlikte yaşayacak, potansiyelini zamanla ortaya koyacak, piyasada kaldığı sürece adım adım gelişecek bir platformdan bahsediyoruz (neden böyle düşündüğümüzün nedenlerini ayrıntılı olarak şu makalemizde bulabilirsiniz).

Dolayısıyla ürünü değerlendirirken öncelikle işe bu yönüyle bakmak gerekiyor.

Kontroller

PS Vita’nın üzerinde alt omuz butonları ve analog kontrol üzerinde yer alan butonlar hariç olmak üzere PS3 Dual Shock kontrolcülerde bulunan tüm fonksiyonlar aynen yer alıyor. Vita, bunlara ek olarak ön ve arka kamera, arka dokunmatik ekran ve dahili mikrofonu da ekliyor.

Sistem üzerinde yer alan kameralar, sosyal platformlarda ve birlikte oynadığınız oyunlarda kendi görüntünüzü paylaşmanızı sağladığı gibi, platformun artırılmış gerçeklik (Augmented Reality – AR) tabanlı uygulamaların çalıştırılmasına olanak sağlıyor. Örneğin sistemle gelen 6 adet AR kartını masaya dizerek paketten çıkan kod yardımıyla indirdiğiniz 3 adet oyunu çalıştırdığınızda, bu kartların bir anda yüzme havuzu ve futbol sahasına dönüştüğüne şahit oluyorsunuz. Sonrasında da bu kurgulanmış dünyayı oyun sahasına dönüştürüp oynamaya başlıyorsunuz.

Şimdilik bu etkiyi en yakın görebildiğiniz oyunlardan biri Reality Fighters. Bu oyunu oynarken oyun platformu olarak kameranızı masanızın üzerine döndürürseniz, dövüşçüleriniz masaya yerleşiyor ve odanızda kıran kırana bir mücadeleye girişiyorlar.



Arka dokunmatik ekran ise bugüne kadar diğer mobil aygıtlarda nasıl olup da kimsenin aklına gelmediğine hayret ettiğim bir diğer ayrıntı. PS Vita’nın arka kısmında yer alan bu özel alana dokunduğunuzda, destekleyen oyunlar nereye dokunduğunuzu hemen algılayabiliyor.

Aslında ekran dediğime bakmayın, burası görüntü veren bir bölge değil. Sadece algılamaya yönelik bir alan. Bu sayede oyunda tanımlanmış özel yetenekleri devreye alabiliyor, oyundaki dünyanın biçimini değiştirip objeleri oraya buraya sürükleyebiliyor, hatta ön ve arka ekranların aynı bölgesini iki parmağınızın arasına kıstırarak ekrandaki şeyi sıkıştırabiliyorsunuz.

Tüm bunların yanı sıra, diğer tüm mobil platformlarda görmeye alıştığımız ve aygıtın pozisyonunu raporlayan ivmeölçerler de artık sistemin bir parçası. Bu sayede örneğin nişan alırken kontrollerle oynamak yerine aygıtı sağa sola yatırarak veya çevirerek de benzer sonuç almak mümkün.

PS3 ile Koordinasyon ve Remote Play

Açıkçası PS Vita’nın bizim tarafımızda en heyecanla beklediğimiz özelliklerinden biri “Remote Play” özelliğinin tüm oyunları kapsayacak biçimde yaygınlaşmasıydı. Yani PS Vita’yı PS3’e bağlayacaktık, PS3’te favori oyunumuzu çalıştıracaktık ve görüntüyü Vita’ya aktararak canımızın istediği oyunu evde canımızın istediği yerde oynayacaktık (ed: biz de tufaya düşmüşüz).

Maalesef şimdilik durum tam olarak böyle değil. Aslında PS3 için hazırlanan, ancak Sony’nin haricinde geliştirilen ve resmi olarak desteklenmeyen bir özel sistem yazılımı sayesinde bunun gayet güzel olabileceği gösterildi. Ama Sony bu özelliği şimdilik sadece belli oyunlarla sınırlı tutacak gibi görünüyor.

Sebebi muhtemelen PS3 kontrolleriyle PS Vita kontrollerinin birbiriyle tam olarak eşlenmemesi (2. omuz butonları ve analog butonların eksikliği gibi). Ben şahsen bu özelliğin 1-2 yıl içinde gelecek bir güncellemeyle Vita’ya dahil edileceğini düşünüyorum.



Bu arada Remote Play özelliğinin eksikliğine rağmen Vita ile birlikte Cross Play adı verilen bir özellik gündeme gelmiş. Bu sayede bazı oyunların Vita sürümüyle, PS3 sürümündeki mücadeleye doğrudan ortak olabiliyorsunuz. Örneğin Vita’daki Wipeout 2048 ile, PS3’teki Wipeout HD oynayanların arasına karışıp yarışmak mümkün. Yarın bir gün muhtemelen Vita’daki Tekken’den PS3’teki rakipleri de maça davet edebileceksiniz.

PS Vita’nın 3G sürümünün de olduğunu düşünürseniz, yarın bir gün toplu taşımada veya şehirlerarası otobüste seyahat ederken de aynı şeyi yapabileceğinizin hayalini kurmak fena olmasa gerek.

Kullanıcı Arayüzü

PS Vita'nın kullanıcı arayüzü, dokunmatik arayüze sahip akıllı telefonlardan bol miktarda ilham almış. Simgeler yuvarlak. basıyorsunuz çalışıyor. Basılı tutuyorsunuz, yerini değiştirme ve silme gibi fonksiyonlar devreye giriyor. Sürüklüyorsunuz ekran değişiyor. Alıştığımız türden şeyler...



Ancak uygulama yönetimi kısmında bir takım güzel sürprizler ve hoş fikirler var. Örneğin uygulama sayfa şeklinde açılıyor. Kapatmak için kenarından tutup post-it söker gibi çekiyorsunuz, uygulama kağıt gibi yırtılıp ekran dışına kayarak kapanıyor. Önemli işler için sizi sürekli bilgilendirmek üzere bir uyarı penceresi de sağ üstte yer alıyor. Gayet hoş.

Ürün ilk piyasaya çıktığında Japonya'daki kullanıcılar biraz arayüzün tepkisizliğinden şikayet etmişlerdi ama öyle görünüyor ki güncellemeyle bu iş çözülmüş.

Konum Servisleri ve PlayStation Store

PS Vita’nın konum servislerine bağlı olarak kullandığı Near adlı bir uygulama oldukça dikkat çekici. Sisteme dahil olarak gelen bu uygulamayla kendi konumunuzu paylaşarak çevrenizde kimlerin olduğunu ve hangi oyunların popülerlikte üst sıralara çıktığını görebiliyorsunuz. Ben en son baktığımda yaklaşık 3 kilometrelik bir çemberde en az 50 kullanıcı olduğunu rapor ediyordu.

Near, birlikte oynamak ve sosyalleşmek adına oldukça ilginç bir uygulama gibi görünüyor. Ama hala eksikleri var. Örneğin kimin o anda ne oynadığını görmek veya aynı oyunları oynuyorsanız birlikte oynamaya davet etmek gibi seçenekler şimdilik uygulamanın içinde yok.



Buradan gelen bilgilerle bazı oyunlar size arkadaş edinme konusunda yönlendirme yapıyor, ama uygulamanın şimdilik en çok işe yarayan fonksiyonu bundan ibaret. Ayrıca bazı oyun içi objelere ancak bu yolla bulduğunuz kullanıcıların profili üzerinden keşfederek sahip olabiliyorsunuz. Bir nevi hediye alıp verme olayı gibi.

Oyun tabanlı sosyalleşme konusunda oldukça yüksek bir potansiyeli olduğunu düşündüğüm bu uygulamanın gelecek sürümlerde çok daha fazlasını yapabileceğini düşünüyorum. Bunu bir gelişim potansiyeli olarak cebimize koyalım.

PlayStation Store ise PS Vita’ya özel oyunların yanı sıra Facebook, Twitter gibi uygulamalara, Minis adı verilen mini oyunlara ve PS Vita üzerinde oynayabileceğiniz PSP oyunlarına ev sahipliği yapıyor. Vita’ya özgü içeriklerin sayısı henüz bir elin parmakları kadar, ama henüz yeni başlıyorlar. Bu konudaki gelişimi zamanla göreceğiz.

Burada can sıkacak bir durum varsa, o da uygulama fiyatları. iPhone ve iPad sayesinde herhangi bir oyun veya uygulamaya 1 dolardan daha fazla para ödemenin neredeyse soygun olarak görüldüğü bir çağda, PS Vita’ya özel oyunların oyununa göre sizden 12 lirayla 122 lira arasında bir para istemesi insanı şöyle bir duraklatıyor. Gerçi Minis ve PSP kategorisinde 3-5 liraya da oyunlar var ama bunu alıp Angry Birds oynamak da doğrusunu söylemek gerekirse insanı tatmin etmiyor.

Oyunların bu fiyata değip değmeyeceği de doğal olarak oyununa göre değişiyor. Değen de var, değmeyen de. Parayı basmadan önce biraz yorum okuyup video izlemek fena olmayabilir.

Oyunlar ve Bellek Sistemi

Sony, PS Vita ile PSP’de kullandığı UMD adı verilen optik diskleri bir kenara bırakarak Nintendo’nun yaptığı gibi kendi özel oyun kartlarına yönelmiş. Tamamen kendine özgü ve standart dışı bir yapıya sahip olan bu kartların çoğu, oynadığınız oyunun kayıt dosyalarını ve güncellemelerini de saklamanızı sağlayacak ek kapasiteyle birlikte geliyor. Biraz maliyeti yüksek bir yaklaşım, ama en azından taşınabilirliğe ve pil ömrüne bir miktar katkıda bulunuyor olsa gerek.

Bu arada elinizde yeterli kapasitede bellek kartları varsa, piyasadaki hemen her oyunun indirilebilir sürümlerinin PlayStation Store üzerinden satın alınabildiğini söylemekte fayda var. Ama gördüğüm kadarıyla bu şekilde satın almanın donanım maliyetini aradan çıkarmasına rağmen getirdiği bir fiyat avantajı yok. Bu konu hallolana kadar kartlarla idare etmek daha iyi.



Kartları hadi anlarız, ancak ilginç daha ilginç olan kısmı PS Vita’nın kullandığı bellek kartlarının da tamamen yeni ve kendine özgü bir standarda sahip oluşu. Yani PS Vita ile kullanılan bellek kartları ne SD ile, ne microSD ile, ne Memory Stick Pro Duo ile uyumlu değil (ed: Sony ortalığı format cennetine çevirmeyi de oldum olası pek sevmiştir).

Daha da kötüsü, PS Vita üzerinde dahili bellek olmadığı için konsolu aldığınızda üzerine uygulama ve demo yüklemek için gidip fiyatları 60 TL civarından başlayan bu kartlardan da bir tane almak zorundasınız.

Kısacası PS Vita’nın 799 ile 959 TL’lik ilk satınalma maliyetine en az 60 TL civarında kart parası eklemeye şimdiden hazır olun. Daha önceki Sony cihazlarından kalan Memory Stick kartlarınızı bu platformda kullanmayı ise unutun.

Unutmadan, aygıtın pilinin yoğun oyun seanslarına yaklaşık 3-4 saat civarı bir süre dayanabildiğini ve pilin değiştirilebilir olmadığını not düşelim.

Kullanım Ömrü ve Potansiyel

PS Vita, yazının başlarında da belirttiğimiz gibi oyun da oynatan bir mobil cihaz değil, oyun oynatmak üzere yaratılmış bir mobil cihaz. Yani bildiğiniz anlamda bir oyun konsolu ve her oyun konsolunda olduğu gibi piyasada en az 6-7 yıl değişmeden kalacağı tahmin ediliyor.

Bu nedenle hem donanım, hem teknik özellikler açısından zamanın aşındırıcı etkisine direnecek şekilde imal edilmiş. Kullanım sırasında yansıttığı ergonomi ve sağlamlık hissi, 4 çekirdekli Arm Cortex A9 işlemcisi, 960x544 çözünürlükteki 5 inç OLED ekran, kamera ve ağ bağlantı yetenekleri ve yenilikçi kontroller, önümüzdeki yıllarda ortaya çıkabilecek hemen her ihtiyacı karşılayacak ölçekte düşünülmüş. HD kalitesinde video, müzik, sosyal uygulamalar ve web tarayıcı da buna dahil.



Diğer yandan PSP’nin ve PS3’ün yaşadığı gelişimi yakından takip etmiş bir kullanıcı olarak, bu tarz oyun konsollarının gerçek potansiyelinin zamanla ortaya çıktığını hatırlatmam da yerinde olacaktır.

Sonuç

PS Vita henüz ilk günlerini yaşayan bir konsol. Ortaya koyduğu potansiyeli göz önünde tuttuğumuzda geleceğinin parlak olduğunu söyleyebilirim. Hele de Remote Play gibi şimdilik uyum sorunlarından dolayı bilerek kilitlendiğini düşündüğüm bazı özelliklerin işler hale gelmesi ve oyuna yönelik sosyal uygulamaların çeşitlenmesi durumunda bana göre büyük bir potansiyel vaat ediyor.

Ancak ortaya koyduğu inovasyona rağmen işi PSP’ninki kadar kolay olmayacak. Bu kez karşısındaki en büyük rakibi ne Nintendo ne bir başkası. İnsanları icabında 1 dolara uygulama satın almaya alıştıran uygulama ekonomisi ve aklını başka yerlerde de kullanmayı seven tabletler, cep telefonları.

Tamam, PS Vita mobil oyun platformu adına şu an için piyasada bulabileceğiniz en iyi deneyimi sunuyor. Tamam, arkasında Sony gibi bir dev var ve büyük oyun üreticilerinin desteğini alması zor olmayacak.

Ama oyun konusundaki değerini ve farklılığını net bir şekilde ortaya koymaya ihtiyacı var ki, oyunlar için talep ettiği fiyatı hak ettiğini gösterebilsin.

Belki bir yarış oyunu değil, ama yarın bir gün mobil ortamda bir God of War, bir Modern Warfare 3, bir Tekken oynamak istediğinizde başka hiçbir platformun size bu kadar keyif vermeyeceğinden emin olabilirsiniz.

Tıpkı efsaneye dönüşen Uncharted serisinin PS Vita'ya özel sürümünde olduğu gibi.



PS Vita ile ilgili lansman sonrasında yaptığımız detaylı habere bu adresten ulaşabilirsiniz.