Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 26 KASIM 2012 / 15:38

Nokia Lumia 920 incelemesi: Bir telefon bekledikçe böyle mi güzel demlenir?

Bir telefon bekledikçe böyle mi güzel demlenir?

Microsoft ve Nokia işbirliğinin en yeni ürünü olan Windows Phone 8 işletim sistemine sahip Nokia Lumia 920 Türkiye'de piyasaya sürüldü. Peki ama bu iki dev şirket, ortaya koydukları inovasyonla geç kalmışlıklarını affettirebilecekler mi? 



Nokia N9 ile ortaya koyduğu monoblok tasarımla aklımızı başımızdan aldığı günden beri, Windows Phone 8 işletim sistemiyle Nokia serisini bir araya getirecek ilk ürünleri dört gözle bekliyorduk. Windows Phone 7 serisinin işletim sisteminde Türkçe desteği olmaması nedeniyle Türkiye piyasasını es geçmesi, bu konudaki merakımızı ertelememize neden olmuş ve heyecanımızı daha da artırmıştı.

Nihayet geçtiğimiz haftalarda Nokia'nın yeni Lumia serisine dair düzenlediği basın toplantısının biraz öncesinde BTnet.com.tr'nin masasına bir paket ulaştı. Açtığımızda Nokia'nın Windows Phone 8 işletim sistemine sahip Lumia 920 modelinin bir örneği bizi bekliyordu.



Tıpkı N9'da olduğu gibi tek bir parçadan yontulmuş siyah bir mücevher görünümündeki aygıtı özenle kutusundan çıkarıp heyecanla avucumuza aldık ve incelemeye başladık.

Aldık ama sanki ilk anda bir şeyler beklediğimizden farklı gibiydi.

Tasarım bütünlüğü konusunda rahatlıkla ders kitaplarına konu olabilecek bir dilden konuşsa da, yaklaşık 180 gram ağırlığa sahip olan telefon avucumuza biraz büyük gelmişti. Gerçi daha büyüklerini de görmüştük ama bunun büyüklüğü sanki bir başkaydı. Beklenmedik ağırlığının bıraktığı bir his olsa gerek.

Ofiste bunun iyi bir şey olup olmadığına dair hararetli bir tartışma başladı. Ardından bu tartışmanın sosyal medyaya da taşındığını gördüm. Denk geldiğim izlenimlerin önemli bir bölümünde az veya çok hayal kırıklığı hissediliyordu.

Oysa her şey yolunda olmalıydı. Tasarım, ekran kalitesi, elde tutarken malzemenin bıraktığı his, bir cep telefonunda ilk kez bu kadar başarıyla uygulandığını gördüğüm sarsıntı önleyici özelliğe sahip kamera, kablosuz şarj teknolojisi, üzerine bastıkça aşınmasın diye diş kaplamalarında da kullanılan bir madde olan zirkonyumdan yapılmış butonlar...

Dahası içeride kurcalanmayı bekleyen bir sürü servis, yazılım. Nokia telefonun zil tonları için bile orkestra tutup özel beste sipariş etmiş. Düşünün böylesine üzerine titrenen bir ürün...

İlk temastaki şaşkınlık üzerine kurgulanmış bir yazı yazmak yerine, telefon hakkında bir şeyler yazmak için biraz daha beklemeye karar verdim.

Arayüz, keşif ve navigasyon

Aygıt bekledikçe hafiflemedi gerçi ama, tıpkı çay yaprağının kaynar suda yavaş yavaş demlenmesi gibi bekledikçe lezzeti çıkmaya başladı.



İlk önce telefona SIM kartımı takıp ilk kurulumu gerçekleştirmemin ardından Windows Phone 8 işletim sisteminin yaşayan simgelerinin birer mini bilgilendirme ekranına dönüşümünü seyrettim. Marketten yüklediğim birkaç uygulamanın ardından ana ekran hava durumundan Twitter akışlarına kadar beni ilgilendirecek birçok gelişmeyi bir bakışta sunabilen bir reklam panosuna dönüştü.

Bu haliyle telefonun ana ekranına bakmak, ışıklı reklam panolarıyla çevrili Times meydanının ortasında durmak gibi.

Daha sonra Nokia'nın sadece Lumia'ya özgü uygulamalarını kurcalamaya başladım. Peşinen söylemeliyim ki özellikle yön bulma konusunda aygıtın yeteneklerine şapka çıkarmak lazım. Cihazlarında dünyanın tüm bölgelerine ait haritaları ücretsiz olarak sunan Nokia, dilediğiniz bölgenin haritasını indirdikten sonra bu haritalar üzerinde sesli yönlendirmelerle araç veya yaya navigasyonu yapmanıza izin veriyor.

Ama burada iki uygulama özellikle dikkatimi çekti. Bunlardan ilki Nokia Ulaşım. Bu uygulama, bulunduğunuz yerden gitmek istediğiniz yere nasıl ulaşabileceğinizi toplu taşıma araçlarını da işin içine katarak planlıyor. Diyelim ki Bomonti'den Taksim'e gitmek istiyorum diyorsunuz. "Önce 900 metre metro durağına yürüyeceksin, oradan metroya bineceksin, 3 durak sonra ineceksin" şeklinde adım adım anlatıyor.

Gerçi gözlemlediğimiz kadarıyla hala ciddi eksikleri var. Mesela Avrupa yakasından Anadolu yakasına bir rota çizdiğinizde hiçbir sonuç alamıyorsunuz. Bir sokaktan başka bir sokağa gitmek istediğinizde de sonuç alma şansınız düşük. Şişli'den Merter'e 1 saat 52 dakikalık rota çizmesi de efsane bir hareket oldu bizim için.

Ama fikir çok etkileyici, uygulama verilerinin güncellenmesiyle birkaç aya kadar güvenilir bir kaynağa dönüşebileceğini umuyorum.

İkincisi ise Nokia Bilen Göz. Uygulamayı açıyorsunuz, telefonu bulunduğunuz konumda herhangi bir yöne doğru tutuyorsunuz, kamera açılıyor ve baktığınız yönde hangi konumda neyin olduğu artırılmış gerçeklik uygulaması eşliğinde size gösteriliyor.



Binalara yön ve mesafe gösteren sanal tabelalar takılmış gibi. Anlatması zor, denemeniz lazım.

Fotoğraf ve video kalitesi

Lumia 920'de yer alan sarsıntı önleyici kameranın ne kadar başarılı olduğuna dair birçok yerde incelemeler çıkmıştı. Bu konuda şahsen yaptığımız denemelerden de gayet iyi sonuçlar aldık.

Bu arada fotoğraf makinesinin özellikle bu gibi aygıtların zayıf noktasını oluşturan gece çekimlerinde son derece başarılı olduğunu da not etmemiz lazım.

Hatta biraz fazla başarılı, neredeyse gecenizi gündüze çevirecek kadar.

[caption id="attachment_61309" align="alignnone" width="455" caption="Akşam vakti Kadıköy vapuru. Tıklayın büyüsün."][/caption]

Açıkçası bunun tam olarak istenen şey olup olmadığı konusunda biraz kararsızlık yaşadık. Çünkü kamera özellikle gece çekimlerinde gözünüzün görebileceğinden çok daha fazla ışık yakalıyor.

Yine de hepimiz gereğinden aydınlık fotoğrafları gereğinden karanlık fotoğraflara tercih edeceğimiz konusunda hemfikiriz. Bunu da aygıtın hanesine bir artı puan olarak yazalım.

Fotoğraf makinesine dahil olan ve mağazadan Lumia'ya özel olarak indirebileceğiniz bazı özel filtreler de bir hayli neşeli. Bunlardan Sinemagraph adlı filtre özellikle üzerinde durmaya değer. Bu filtreyle aşağıdakine benzer, sadece bir kısmı hareketli fotoğraflar çekebiliyorsunuz.



Kendi çektiğim örnekleri kalitesini bozmadan nasıl paylaşacağımı hala keşfedemediğim için olayı gözünüzde canlandırmanız açısından yukarıda bir örnek paylaşıyorum.

Ücretsiz Müzik servisleri ve Mix Radio

Nokia Lumia 920'de FM radyo mevcut değil, ama Nokia bunun yerine Mix Radio adını verdiği harika bir uygulamayı telefona dahil etmiş.

Bu uygulamayı çalıştırdığınızda, profesyonel müzisyenler tarafından oluşturulmuş ve zevkinize göre farklı tarzlarda düzenlenmiş müzik listelerine ulaşarak telefonunuzdan ücretsiz olarak dinleyebiliyorsunuz. Örneğin "80'lerden pop parçaları çal" diyorsunuz, aygıt çalmaya başlıyor. Latin yapalım, klasik yapalım diyorsunuz, "Emrin başım üstüne paşam" diyor.



Pandora'ya benzeyen bu sistemin iki nefis özelliği daha var: Birincisi, kendiniz üç adete kadar sanatçı seçerek bu sanatçıların müzik tarzına uygun bir listenin sizin için oluşturulmasını isteyebiliyorsunuz. İkincisi, gideceğiniz yerde internet bağlantısı yoksa veya mobil bağlantı kotanızı doldurmak istemiyorsanız seçtiğiniz listedeki parçaları dinlemek üzere telefonunuza indirebiliyorsunuz.

Tabii bu sistemin bazı kısıtları da var. Örneğin telefonunuza indirebileceğiniz liste sayısı en fazla 4. Bir saat içinde ileri tuşuna basarak atlayabileceğiniz parça sayısı 6. Ayrıca "Bana Pet Shop Boys tarzı çal" diyebiliyorsunuz, arada Pet Shop Boys şarkıları da katıştırıyor doğal olarak ama "Bana Pet Shop Boys'tan Domino Dancing çal" diyemiyorsunuz. Böyle bir talebiniz varsa sizi parasını bastırıp parçayı satın almak üzere Nokia müzik dükkanına yönlendiriyor.

Kısacası bu bir keşif platformu ve tıpkı gerçek radyo kanallarında olduğu gibi biraz gelişigüzellik üzerine kurulu. Ama işleyiş muhteşem. Windows Phone 8 işletim sisteminin neredeyse her şeyi ana sayfaya sabitleyebilmesi sayesinde, telefonunuzun açılış ekranına yerleştireceğiniz bir simgeye dokunarak dilediğiniz tarzda müzik dinlemek harika.

Mağaza ve uygulama çeşitliği

Genel olarak işin mağaza tarafına dair şimdilik fazla yorum yapmak istemiyorum, çünkü içeride fazla dolanamadım. Yeni şekillenen bir platform olduğu için iOS ve Android'e kıyasla uygulama sayısının biraz az olduğu doğru, yine de her geçen gün sayıları artan mevcut 120 bine yakın uygulamanın az olduğunu düşünmüyorum. En azından şimdilik kendi ihtiyaçlarım adına ne ararsam buldum.



Bunun yanı sıra, özellikle Windows Phone 8'in Türkiye piyasasında yaygınlaşmasıyla önümüzdeki aylarda yerli uygulamaların sayısında hızlı bir artış olacağını öngörmek zor değil.

Bu arada Skydrive gibi uygulamalarla bulut entegrasyonunun Windows Phone 8 platformuna dahil olduğunu ve Office yazılım setinin aygıta doğuştan dahil edildiğini de not etmek lazım.

Yeni bir platform bizim için de öğrenecek çok şey anlamına geliyor. Burada şimdilik ilk izlenimin gayet olumlu olduğunu söylemekle yetinelim.

Birlikten gerçekten de kuvvet doğacak mı?

Nokia'nın Microsoft ile birlikteliğinin en yeni ürünü hakkında bunca şey yazdık. Peki ya sonuç?

Yazının başlarında Nokia Lumia 920'nin kullandıkça kendini daha iyi gösteren bir ürün olduğunu, kullanıcının elinde biraz demlenmesi gerektiğini ima etmiştim.

Gerçekten de ilk bakışta insanı etkileyen bir donanım setinin, yazılım ve servislerle nasıl daha da yüceltilebildiğinin en iyi örneklerinden birini bu telefonda gördüm. Hala da görmeye devam ediyorum. Aygıtı keşfetmeye devam ettikçe daha önce farkına varmadığım yepyeni özelliklerle karşılaşıyorum. Açıkça söyleyeyim, eğer Nokia içine bu kadar sürpriz koymasaydı sonuçtan belki de bu kadar etkilenmezdim.



İşin garip tarafı, Lumia 920'nin boyutlarına bile alışmaya başladım. Nokia'nın yeni nesil tasarım anlayışının uç noktası olarak gördüğüm Nokia N9 bile dönüp yeniden bakınca küçük gelmeye başladı.

Açıkçası reklamlarında söyledikleri gibi Nokia Lumia 920'ye aşık olur musunuz bilmem. Ben şahsen teknolojik aygıtlara aşık olmayı uzun süre önce bıraktım, bu camia pek sadakat kaldırmıyor.

Ama Nokia Lumia 920'yi çok seveceğinize eminim.

Dünyanın en köklü mobil cihaz üreticilerinden birinin, nihayet başını kumdan kaldırıp güçlü bir şekilde rekabete dahil olduğunu görmek sevindirici.