Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 12 ŞUBAT 2014 / 10:36

Değer aktarımının güçle mücadelesi

Geçtiğimiz yılın en akılda kalıcı değerlerinden biri olan Bitcoin bir sayısal para birimi mi yoksa Hawala’nın yeni bir sürümü mü?



8. yüzyıldan bu yana Çin, Hindistan, Afrika ve Ortadoğu’da sıkça kullanılan ve Hawala olarak bilinen para gönderim sistemi, kayıt altına alınamıyor ve tamamen güven temelinde gerçekleştiriliyor.

Kasım ayının ikinci haftasında okuyucularla buluşan BThaber’in manşetinde “Gerçekte hiç olmayan bir para birimi yayılabilir mi?” başlıklı bir habere yer vermiştik. O haberde “Hiçbir merkezi bulunmayan bir para birimi kurulu para sistemi için bir tehdit midir?” sorgulamasında bulunmuştuk. Kredi kartları ve basılı para birimlerinin bankalar aracılığıyla dolaşımı devletler ve uluslararası anlaşmalarla oluşturulan komisyonların denetimine tabi olduğu için her hareketin izlenebildiği bir ortamda Bitcoin’in rolünü sorgulamıştık.

O haberde şu cümleye yer vermiştik:
“Hiç kimseye ait olmayan, merkezileştirilmemiş, kullanıcıdan kullanıcıya aktarılan sayısal para birimi olan Bitcoin, bugüne kadarki hiçbir para birimine benzemiyor. Ne bir aileye, ne bir devlete, ne de bir şirkete ait olan para birimi, ardında bir iz bırakmadığı için sayısal ortamda takip edilemiyor.”

Evet, Bitcoin hiçbir para birimine benzemiyor ama bir para gönderi sistemine olan Hawala’ya çok benziyor. Bitcoin’e bir de bu açıdan bakmak gerekiyor.

8. yüzyıldan bu yana Çin, Hindistan, Afrika ve Orta Doğu’da sıkça kullanılan ve Hawala olarak bilinen para gönderim sistemi, kayıt altına alınamıyor ve tamamen güven temelinde gerçekleştiriliyor. Geleneksel bankacılık sistemlerinin ortaya çıkışından çok önce bulunan bu sistemin günümüz Bitcoin’ine esin kaynağı oluşturduğu varsayılabilir.

Bitcoin’in kaçınılmaz sonu deflasyon

Hawala’yı hatırlamadan önce Bitcoin’in birkaç özelliğini hatırlayalım. Madencilikle ortaya çıkarılan Bitcoin’lerin sayısı belli. Yani ne yaparsak yapalım en başından beri piyasaya sürülebilecek Bitcoin sayısı sınırlı olduğu için Bitcoin’e olan ilgi arttıkça kişilerin elindeki Bitcoin’ler değerleniyor. Buradan şu iki sonuç çıkıyor:
1. Her işlemde Bitcoin çıkarmak zorlaştığı için maliyeti de artıyor.

2. Bunu takiben elde tutulan Bitcoin’lerin değeri her geçen zamanda artıyor. Bu durum ekonomideki deflasyondan farklı değil. Yani enflasyonu azaltmak için piyasaya para arzını kısmaya eşdeğer.

Bu sonuçların yanı sıra Bitcoin’lerin bir başka özelliği de her işlemin Bitcoin Transaction Graph’te (Bitcoin İşlem Grafiği) tutuluyor olması. Bu sayede Bitcoin’ler kopyalanamıyor ve aynı Bitcoin tekrar harcanamıyor. Sayısal olmayan para ya da altın gibi değerlere kıyasla her Bitcoin işlemi görülebiliyor. Kişilerin kimlikleri görülmese de İsrail’deki iki profesörün araştırmalarına göre, büyük işlemlerin büyük bölümünün hangi hesaplarla gerçekleştirildiği ortaya çıkarılabiliyor. Bununla birlikte Bitcoin tamamen sayısal olduğu için çalınmaya müsait ve bir kez çalındıktan sonra geri dönüşü imkansız.



Para birimi mi yoksa para gönderi yöntemi mi?

Sonu gelecek bir para birimi olarak Bitcoin, pek güvenilir olmayabilir. Hatta bir yatırım aracı olarak da pek uzun vadeli katkı getirmeyebilir. Zira kişilerin ilgisi azaldıkça Bitcoin’in de değeri düşecektir. Ancak eğer bir kişiye gizli şekilde para göndermek istiyorsanız Bitcoin çok iyi bir araç olabilir. İşte bu nedenle Bitcoin belki de günümüzün yeni para birimi değil ama yeni “Hawala”sı.

Peki, 8. yüzyıldan bu yana kullanılan Hawala’nın detaylarında ne yatıyor? İlk çıktığı dönemde bir değeri iletmeyi kolaylaştırmaya yarayan Hawala, tamamen “güven” temeline dayanıyor. Eğer kimliğinin bilinmesini isteyen iki kişi, gönderinin miktarının da gizli kalması koşuluyla iki aracı (simsar) kullanarak gönderi yapabiliyor. Bu işlemler için herhangi bir belge ya da kimlik istenmiyor.

Hawala nasıl çalışıyor?

Aslında sistemin temelinde “havaleci” olarak tanımlayabileceğimiz, bu iş için küçük bir komisyon alan simsarlar bulunuyor. “Parayı hareket ettirmeden para transferi” olarak özetlenebilecek sistem özetle şu şekilde çalışıyor:
Parayı göndermek isteyen kişi, genellikle başka bir şehirde yaşayan bir başkasına iletilmek üzere bir simsar ile anlaşarak tutarı kendisine veriyor. Bununla birlikte bir de şifre üzerinde mutabık kalınıyor. Tutarı alan simsar paranın gönderileceği şehirdeki bir başka simsar ile iletişime geçiyor ve belirlenen şifre konusunda bilgilendirmede bulunuyor. Göndericiden şifreyi öğrenen alıcı kendi şehrindeki simsarı bularak şifreyi iletiyor. Eğer şifre doğruysa ikinci simsar, komisyonunu alarak parayı aktarıyor. Paranın gerçek transferi ise iki simsar arasında daha sonra gerçekleştiriliyor. Burada iki simsarın kendi arasındaki güven büyük önem taşıyor.



Bitcoin ile benzerlikleri ise gerçek kişiler bilinmeden işlem yapılmasıyla başlıyor. Uzak bir noktaya para aktarmak için en ideal yöntemlerden birini oluşturuyor. Hawala’nın sayısal ve hızlı sürümü Bitcoin için yasa dışı faaliyetleri besleyebileceği ifade ediliyor.

Amaç maddi değeri kontrol altında tutmak mı?

Özetle, Bitcoin sağladığı anonim olma özelliği ve kısıtlı değer yaratma fırsatıyla daha çok bir gönderi aracı olarak konumlanabilir. Tüm para birimlerinin yerini alabilecek bir yapı yerine gönderilerin kontrol altına alınamamasını sağlayacak bir sistem vaat eden Bitcoin’in Hawala benzeri yapısı devletlerin, bir nevi parayı ve gücü elinde bulunduran kurum ve devletlerin sinirini bozuyor.

Maddi değerlerin sağladığı gücün, anonimlikle yarışının yansıması günümüzde Bitcoin ile açığa çıksa da bu rekabetin 8. yüzyıla kadar dayandığı görülüyor. Anonim kalma çabası bireyin hakkı olarak insan hakları bildirgesinde tanımlansa da maddi bir değer yaratıldığında bu hak görmezden geliniyor hatta yasa dışı faaliyetlerde kullanılabilir endişesiyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.

Sebep gerçekten yasa dışı faaliyetler mi, yoksa maddi değerlerin kontrol altında tutulma çabası mı? Cevaplarının her biri birbiriyle çelişen bu sorunun henüz net bir cevabı bulunamıyor ya da bulunmaması isteniyor.