Yaşam Tarzı Konuk Yazarlar 28 NİSAN 2014 / 15:12

Ana akım sosyal medya: Twitter

Bir süredir alternatif medya olarak tanımladığımız sosyal medyanın en bilinen temsilcilerinden biri olan Twitter ana akım sosyal medya olmuş da haberimiz bile yokmuş.



“Twitter demokrasi getirmez ama demokrasi Twitter getirir”



Bir süredir mikroblog sitesi Twitter gündemimizden düşmüyor. Peki neden bu kadar gündemde kalıyor? Neden toplumun fikir ayrılığına düşmesine neden olacak kadar önem taşıyor?

Sosyal medyanın bu denli önem kazanmasının nedeni belki de ana akım medyadan umduğunu bulamayan toplumdan kaynaklanıyor. Ana akım medya her ne kadar kamusal iletişim sağlamak amacıyla ortaya çıkmış olsa da kapitalizmin de etkisiyle her geçen gün ticari bir hâl alıyor. Medya, çıkarları doğrultusunda kimi gruplarla işbirliği yaparken kimisini de karşısına alıp aleyhinde yayınlar yapıp bazı konuların gündeme getirilmesini, bazılarının ise arka plana atılmasını sağlayabiliyor. Bazı krizler medya yayınları ile manipüle edilerek toplumun daha kolayca kontrol altına alınması da sağlanabiliyor. Bu durum ana akım medyadan kaçanların oluşturduğu alternatifte dünya sıralamasına girmemize sebep oluyor.

Geniş kitlelere giden günlük gazeteler ve televizyonların – ülkemizde Gezi Parkı, dünya çapında Wall Street’i işgal et gibi – yaşanan olaylar karşısında tepkisiz kalmasının sonucunda “bireysel özgürlükler” alanı gibi görülen Twitter, hemen her gün Türkiye Cumhuriyeti’nin üst düzey yetkililerinin açıklamalarına konu oluyor.

Twitter ortaya koyduğu fikirlerle çelişiyor

Twitter mahkeme kararlarıyla da olsa hakaret içermeyen Twitter mesajlarının Türkiye’den görüntülenmesini engellemesi şirketin ortaya koyduğu fikirlerle çelişiyor. Birçok ülkede uzun süre direnen Twitter, belki de en büyük yaptırımı gördüğü liberal ve büyüyen piyasalardan biri olan Türkiye’nin yaptırımı karşısında yelkenleri suya çabuk indirdi. Oysa mahkeme kararı nedeniyle kapatıldığı bilinen Twitter ile ilgili Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da daha önceki açıklamalarında çağdaş hukuktan alıntı yaparak şunları söylemişti:
“Bir mikro blog ağı olan Twitter’ın insanların kendilerini ifade edebildikleri, düşüncelerini açıklayabildikleri bir alandır. Bu alandaki düşünce ve iletişim özgürlüğünün mutlaka korunması gerekiyor. Twitter’ın ticari bir şirket olmasından öte, toplumsal yapıyı etkileyerek yönlendirebilecek potansiyele sahip olması nedeniyle sosyal boyutları da ağırlık kazanan bir kuruluş.”

Youtube gibi şirketlerin ‘özgürlükçü’ düşüncesi asla olamaz

Öncelikle sorgulanması gereken, Twitter’ın bir özgürlük sembolü olup olmadığı. Bu sorunun yanıtını Korsan Parti Sözcüsü Avukat Serhat Koç şu şekilde veriyor:
“Youtube gibi kanallar nihai demokratikleşme araçları değillerdir. Twitter gibi sitelerin birer şirket olduklarını ve temel amaçlarının kâr etmek olduğunu asla unutmayalım. Eğer bir şeyi yaymak istiyorsak internette ticari olmayan siteler ve araçlar da vardır. Bunlar da kullanılabilir. Her şekilde de kopyalanarak artar o içerik ve kimse de bu hıza ne teknikle ne hukukla yetişemez.

Youtube gibi şirketlerin ‘özgürlükçü’ düşüncesi asla olamaz. Şirketler muhatap olduğunuzu unutmayınız. Şirketlerin size demokrasi borcu yoktur. Wikileaks olayında bunu zaten banka gibi kurumların sitelerinde ve çevrimiçi araçlarında yaşanan iki yüzlülükle gördük. Artık bizler (Korsan Parti olarak) zaten Google, Facebook, Change.org, GoDaddy ve benzeri kurumların -İnternette bunların listesi mevcuttur- kullanmıyoruz ve neden kullanmadığımızı da açıklıyoruz herkese."

Hem otoriter hem de özgürlükçü rejimlerde sosyal medya üzerinde baskı, engelleme, fişleme gibi insan haklarını temelden sarsacak girişimler olduğu görülüyor. Sosyal medyanın da kendi içerisinde ana akımını yaratması “alternatif” olarak bakılan yolların da kapanmasına sebep oluyor.

Twitter da artık herkesin izlediği, devletlerin yani otoritenin dikkatini çeken bir yaygınlığa ulaştı. Ana akım medya araçlarına müdahale edilmesi, otorite için nasıl kaçınılmaz olduysa, geçmişin alternatif medyası Twitter’a -günümüzün “ana akım sosyal medyasına”- da müdahale kaçınılmaz oldu.

Ticari bir şirket olan Twitter’ın bir demokrasi aracı olarak görülmesine gerek olmadığı gibi demokrasinin gereği olarak yasakların da anlamsız olduğunu unutmamak gerekiyor. Peki şimdi ne olacak? Elbette yeniden alternatif yollar yaratılacak.