Kariyer 16 KASIM 2012 / 11:18

Z kuşağı şirketlerdeki 'kuşak çatışmalarına' yeni bir boyut katacak

X ve Y kuşağının ardından bu defa da Z kuşağıyla karşı karşıyayız. Üniversitelerden yeni mezun olan Z kuşağı, çok farklı kişisel özellikler ve düşünce yapısı ile yetişirken, bu durum şirket içi kuşak çatışmalarına sebep olabiliyor. 



X kuşağı, iş hayatına girdikleri dönemde iş olanakları nispeten kısıtlı olan, iyi eğitime ve yabancı dil bilgisine sahip kişilerin daha az olduğu bir dönemden geliyor. Bu dönem işveren odaklı ve çalışanın kendinden önce şirket menfaatlerini koyduğu bir dönem olarak görülüyor.

Ayrıca X kuşağının karakteristik özelliklerinin, belirli çalışma saatleri, çok çalışma, mevcut şartlarla yetinme ve uzun yıllar aynı şirkette çalışarak kendine sağlam bir yer edinme gibi motivasyonlar içerdiği görülüyor. Y kuşağı ise zamanın getirmiş olduğu yenilikler ile, yüksek eğitim düzeyi, yabancı dil bilgisi ile donanımlı, çalıştığı şirkete fayda sağlamanın iki yönlü bir ilişki olduğunu düşünen, taleplerini açıkça ifade eden bir kuşak.

Z Kuşağına gelecek olursak, 90’larda doğan, her şeyi hızlı yapan, en belirleyici özellikleri "hız" olan bir kuşak olduğunu görüyoruz. Hızlı konuşuyor, hızlı öğreniyor, hatta bazı bilgileri bilerek geliyorlar. Hızlı düşünüyorlar, hızlı yol alıyorlar, hızlı büyüyorlar. Sanki onların zamanı yok, sanki hep bir şeye yetişmek ve yetiştirmek zorundalar. Sanki bir sorumluluk ve beklenti ile doğuyorlar. Her şeyi çok hızlı yapınca haliyle hızlı da tüketiyorlar. Hızlı yaşadıkları ve hızlı deneyimledikleri için aynı hızla da sıkılıyorlar. Özgüvenleri oldukça yüksek. Takım oyununa çok uygun olmayan hatta kendine dönük bir kuşak.

Z Kuşağı iş hayatının yapısını değiştirmeye aday

Her iki kuşaktan da oldukça farklı olan Z kuşağı, henüz iş hayatına yeni yeni girmeye başlasa da önümüzdeki dönemde iş hayatının dinamiklerini değiştirmeye aday. Eğitim Danışmanlık ve Koçluk hizmetlerini bir çatı altında toplayan ŞAPKA, Z kuşağı ve Türkiye’de şirketlerin dengelerinin gelecekte nasıl değişeceği üzerine açıklamalarda bulunuyor. ŞAPKA’nın kurucusu Müge Çevik, Z Kuşağı hakkında şöyle konuşuyor;
“Z Kuşağı iyi bir hayat istiyor, bunun için de öyle çok uzun beklemeye niyetleri yok. Biraz konuşursanız üniversiteden mezun olunca "müdür" pozisyonu, en geç 30’unda üst düzey yöneticilik ve iyi bir maaş bekliyorlar. Ancak, bir diğer taraftan da bütün dünyada her gün on binlerce yeni mezun yetişiyor. Şirketler artık iyi üniversitelerde eğitim almış gençleri bulmakta zorlanmıyor. Hatta üniversite yıllarında tecrübe kazanmış pek çok genç bulunabiliyor.”

Her gün binlerce yeni mezun, kıyasıya rekabet, kıt kaynakların daha çok kişi tarafından kullanılması dönemi yaşanırken, şirketler Z kuşağını uyumsuz bulabiliyor. Bugün 40’lı yaşlarındaki kuşak, sabırla ve çalışkanlıkla yıllar içinde bir şeyler yapması gerektiğine inanıyor.

Diğer yandan Z kuşağının böyle bir vakti ve sabrı yok. Bir ömür aynı işi yaparak bir ev sahibi olmak yok onların hayallerinin arasında. Kuşak çatışması da işte tam da bu noktada oluşuyor. Bu iki çalışan grubunun çalışma ritimleri, tercih ettikleri saatler ve motivasyon mekanizmaları farklı. Çünkü temeldeki değerleri ve inançları farklı.

Z kuşağının şirket dengelerini nasıl etkileyeceği üzerine Çevik sözlerine şöyle devam ediyor;
“ Bir şeyleri çağa uydurmak adına, hoyratça eleştiride bulunan Z kuşağı, kendisi için de tehdit oluşturmakta. Bu nokta da şirketlerin asıl konusunun Z kuşağının hızına yetişmek değil, mevcut eski çalışanlar ile yenileri uyumlamak ve takım halinde çalıştırmak olduğudur. Özetle, asıl konuşulması gereken Z kuşağı ve bunların nasıl yönetileceği değil, şirketlerin yeni ekonomik düzene nasıl uyum sağlamayı hedefledikleri ve insan kaynağı yönetimini stratejilerinin neresinde kullanmak istedikleridir. Z kuşağının dikkat etmesi gereken en temel faktör ise; gelişim fırsatları, yeniliklere açıklık, hızlı kariyer imkanından ziyade, kendi inanç ve değerlerinin çalıştıkları şirketinkiler ile örtüşüp örtüşmediği olmalıdır. Çünkü bu kuşak dönüşümü sağlayacak olan kuşaktır. Bu dönüşümü de içinde oldukları sosyal çevre ve iş çevresinde gerçekleştirecekleri için kendi potansiyellerini en yüksekte ortaya çıkartacak şirketleri seçmeleri hem kişisel mutlulukları hem de toplumsal denge açısından önemlidir.”

Şirketler Z kuşağını ve yeteneklerini nasıl kendi lehine çevirebilir?

İyi bir eğitim eski düzendeki tecrübe ile karşı karşıya geliyor. İkisinden de vazgeçmek mümkün değil, aslında birbirlerini tamamlıyor. Şirketler ne sadece eski tecrübeli çalışanları ile devam edebiliyor ne de tamamen genç kuşağa kayabiliyor. Bu alanda şirketlerin kendileri yararına olabilecek Z kuşağı çalışanlarını çekmek için sağladıkları maddi olanaklar, yan haklar ve esnek çalışma modellerinin yanı sıra çalışanın kişisel gelişimine katkı sağlamaları ve bireysel başarı ile girişimciliği desteklemeleri şart.