Kanunlar 04 TEMMUZ 2013 / 17:15

"Hepimiz izleniyoruz, hepimiz fişleniyoruz"

İzmir Barosu yaptığı açıklamayla İzmir'deki Twitter gözaltılarının mahkeme kararı olmaksızın yapıldığını, IP adreslerinin tespitine ilişkin bir bilgi bulunmadığını duyurdu.



Kamuoyu ve basına yapılan açıklamada, MİT'in birçok kurumdan istediği verileri toplayarak fişleme yapabilme imkanı kazanmasına zemin hazırlandığı belirtilerek, "2937 sayılı kanun taslağı yasalaşırsa ne sosyal medyada haberleşme özgürlüğü kalabilecek, ne de kişisel verilerin gizliliği korunabilecektir" denildi.

Bununla birlikte  Twitter gözaltıları olarak adlandırılan soruşturmayla ilgili olarak, "Görevli polis memurları, bir mahkeme kararı olmaksızın bazı kişilerin twitter ve facebook hesaplarına girmişler, tüm mesajlarını incelemişler ve kaydetmişlerdir. Hatta bu kişilerin iletişim cihazlarının IP numaralarının tespit edildiğine veya tespit edilmesi gerektiğine ilişkin de bir mahkeme kararı veya savcılık talimatı da soruşturma dosyasında bulunmamaktadır. Yasal bir tespit yapılmaksızın varsayımlarla insanlar gözaltına alınmışlardır" ifadeleri kullanıldı.

İşte açıklamanın önemli detayları:
"Kanunlaşırsa kişisel verilerin gizliliği korunamaz"

MİT Müsteşarlığı Gezi olaylarından sonra sosyal medya üzerinden yurttaşları fişlendiği iddiasıyla gündeme gelmiş, ancak bu iddia yetkililerce reddedilmiş, "…teşkilatımızın kendi halkını fişleme gibi çağ dışı bir uygulama faaliyeti içinde göstermek; gerçek dışı olduğu kadar haksız ve mesnetsizdir…" denmiştir.

Ancak, Başbakanlık ve MİT Müsteşarlığının "2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı" çalışması içinde oldukları haberlerini kaygıyla izlemekte olduğumuzu belirtmek gerekecektir.

Acaba MİT Müsteşarlığının fişleme iddialarına tepkisinin nedeni bu kanun taslağına yönelik haberlerin üstünün örtülmesi amacını mı taşımakta? Çünkü bu taslak yasalaşırsa ne sosyal medyada haberleşme özgürlüğü kalabilecek, ne de kişisel verilerin gizliliği korunabilecektir.

Sözkonusu taslakla muhtemel iç tehditlere karşı MİT'e operasyon yetkisi verilmektedir. Muhtemel iç tehdit kavramının muğlak bir kavram olmasından öte en vahimi MİT'in bu operasyonu mahkemelerden izin almadan yapabilecek olmasıdır. Ayrıca MİT'in kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat çalışmalarına yönlendirilmesi için MGK ve Başbakana teklifte bulunması da görevleri arasında sayılmıştır. Herkesin muhbir vatandaş yapılmaya çalışılacağı ve soruşturmaların bu ihbarlar üzerinden yapılacağı bir ülkede hukuktan da hukukun üstünlüğünden de bahsedilemeyecektir.

Taslaktaki demokrasi ve insan haklarına aykırı çok vahim bir düzenleme ise; MİT'in bakanlıklar, yargı organları, diğer tüm kamu kurum ve kuruluşları kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, ….gibi kurumlardan görevleri kapsamında elde ettikleri her türlü bilgi veya veriyi devlet istihbaratının oluşturulması amacıyla talep edebilecek olması ve ilgililerin mevzuatta yer alan özel düzenlemeleri öne sürerek bilgi vermekten kaçınamayacakları hususundadır.

Bu kısa değerlendirme, söz konusu taslağın yasalaşması halinde hiçbir yurttaşın hukuki güvenliğinin olamayacağı ve ortadan kalkacağı anlamındadır.


"Twitter gözaltıları hukuksuzdur"

Yaşadığımız süreçte bir taraftan bu tür gelişmeler söz konusuyken, diğer taraftan somut olarak hak ihlalleri ve hukuksuzluklarla karşı karşıya kaldık. Bunlardan biri de Twitter gözaltıları olarak adlandırılan soruşturmada müdafii olarak görev yapan meslektaşlarımızın yaşadıklarıdır. Meslektaşlarımız dosyada bulunan belgeler üzerinde yaptıkları incelemelerden ulaştıkları sonuçları Baromuza aktarmışlardır. Aktarılan bu bilgiler çok vahimdir.

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları, bir mahkeme kararı olmaksızın bazı kişilerin twitter ve facebook hesaplarına girmişler, tüm mesajlarını incelemişler ve kaydetmişlerdir. Hatta bu kişilerin iletişim cihazlarının IP numaralarının tespit edildiğine veya tespit edilmesi gerektiğine ilişkin de bir mahkeme kararı veya savcılık talimatı da soruşturma dosyasında bulunmamaktadır. Yasal bir tespit yapılmaksızın varsayımlarla insanlar gözaltına alınmışlardır.

Öyle ki kolluk görevlileri tarafından tutulan tespit tutanağında "….müdürlüğümüz görevlileri tarafından sanal alemde ve özellikle sosyal medyada yapılan kontrollerde…." ibaresi yer almaktadır. Bu cümle hem müdafii olarak görev yapan meslektaşlarımızı hem de hepimizi dehşete düşürmüştür. Bu cümle her şeyi anlatmaya yeter niteliktedir. "Hepimiz izleniyoruz, hepimiz fişleniyoruz." Sadece gözaltına alınanlar değil, tüm toplum özgürlüklerini kullanmak konusunda korku ve tehdit altına alınmaktadır. Bu durumun kabul edilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle twitter gözaltılarında yaşanan ve dosyada yeralan tüm hukuksuzlukları müdafii olarak görev yapan meslektaşlarımız adli ve idari şikayete konu yapmaktadırlar ve İzmir Barosu, bu meslektaşlarımızın hukuk mücadelesinde onlarla birliktedir.

Açıklamanın tamamına http://www.izmirbarosu.org.tr/haberler/bas%C4%B1n-a%C3%A7%C4%B1klamalar%C4%B1/twitter-goezalt%C4%B1lar%C4%B1.aspx adresinden ulaşabilirsiniz.