Yaşam Tarzı İnternet 30 HAZİRAN 2011 / 15:37

Telif hakları koruma altında

Creative Commons aracılıyla insanların fotoğraf, müzik ve videoları online olarak gönderirken ‘kanunlara karşı gelmesini önleme’ konusunda onlara yardımcı olmak üzere bir kampanya başlatıldı.



Telif hakkı grubu Creative Commons, hazırladığı bir rehberle dava açılmasına gerek olmayan ve özgürce kullanılabilen materyalleri tanımladı. Kampanya aynı zamanda bireylerde, kendi hazırladıkları içeriği nasıl koruyabilecekleri konusunda önerilerde de bulunuyor.

Bazı hukuk uzmanlarına göre derme çatma bir yapı söz konusu. Bu nedenle telif hakkı yasalarının radikal bir biçimde düzeltilmesi önemli. Creative Commons halen 500 milyon parçaya yakın çalışmayı kapsamına almış durumda. Kullanımı ücretsiz olan yasal lisans, içeriğe bir dizi koruma da ekliyor. Bu yapının bir noktasında, hak sahibi isterse varlığı bir başkasıyla paylaşmayı seçebiliyor ve onlara materyalle istediğini yapma hakkını bırakıyor. Lisansların daha sıkı sürümleriyse materyalin manipüle edilmesini veya ticari amaçlarla kullanılmasını önlüyor.

Creative Commons’ın başında bulunan Lisa Green, bu yapının ‘her şeyi ücretsiz vermeyi destekleme’ söylemi ile savaşmayı hedeflediğini belirterek, “Bir şeyleri vermek yerine, yasal paylaşımı mümkün kılmak üstüne konuşuyoruz” dedi.

Sistem bireylere kullanım hakkı verirken ticari hakları da koruyor

Fotoğrafçı Jonathan Worth, Creative Commons yapısının ona çalışmalarını ticari kullanım için satabilme, diğer taraftan da bireylere ücretsiz kullanma hakkı verme şansı sunduğunu belirtti. 14 yaşında bir blogger’ın çektiği bir fotoğrafı kullanabilmesi için onunla bu yapı sayesinde iletişime geçebildiğini söyleyen Worth, “O bana ödeme yapamaz, ama ben ona görselin kullanım iznini verdiğim zaman bir sorun kalmaz. Hem böyle bir lisans olmazsa, bu genç blogger gibi birçok kişi teknik olarak telif hakkı yasasını aşmış sayılır” dedi.

Creative Commons’ın lisans koşulları, eser sahibinin haklarına uyum açısından biraz karışık görünebilir. Örneğin Worth kendi sözleşmesinde, ‘Attribution (yetki) + Non-commercial (ticari olmayan)’ gibi kalıplar kullanıyor. Bunun anlamı da, eserin yaratıcısı olarak onun ismen belirtilmesini, görselin hiçbir biçimde ticari bir amaçla kullanılmayacak olmasını ve bu aynı koşullar altında paylaşılabileceğini gösteriyor.

Birçok kesim Creative Commons’ın bu çabalarını takdir etse de, eksikler olduğuna da dikkat çekiyor. Buna göre; ‘ticari olmayan’ tabiri teoride güzel bir fikir, ama bunu tanımlamak inanılmaz derecede zor. Blog’una bir müzik koyan kişi göz önüne alındığında, aslında bunun içine gömülü çok sayıda reklam var. Hukukçulara göre, bu reklamlar fazla para bırakmaz, ama teknik olarak ticari bir unsuru da ortaya koyar.

Creative Commons’ın eleştirildiği bir konu da ortak bir içerik havuzu yaratma adı altında, aslında bireysel hak sahiplerini haklarını istekle devretme konusunda onları yalnız bırakması. Telif hakkı uzmanlarına göre insanların telif konusunda fazla bilgisi yok ve bu konuda bir adım atılması çok olumlu ve bu hamle, yaratıcı sektördeki herkesi konuyla ilgili olarak harekete geçirecek. Ama tüm telif hakkı yasalarını internet çağına uygun hale getirmek adına yeniden ele almak konusunda ihtiyaç hala çok büyük.