Yaşam Tarzı İnternet 13 AĞUSTOS 2012 / 15:01

İşte sosyal medyada başarının sırları

Dijital ajans Krombera’nın Kurucu Ortağı ve Ajans Başkanı Alper Afşin Özdemir, sosyal medyadaki varlığını doğru şekilde yönetmek isteyen markalar için etkili ipuçları verdi.



Sosyal medya platformlarının sayısı günden güne çoğalırken, şirketler için hangi platformda ne şekilde bulunulacağının önemi de artıyor. Doğru platformları seçip, doğru strateji ile tüketicilere ve potansiyel müşterilere ulaşan şirketler önemli kazanımlar elde ediyor. Peki ama hangi sektördeki şirket hangi sosyal ağlarda mutlaka olmalı, ne tür stratejiler geliştirmeli, etkileşimi sağlamak için neler yapmalı?

Uygun platform seçilmeli

Bir şirketin sadece kendi hedeflerine uygun sosyal medya platformlarında bulunması gerektiğine dikkat çeken Özdemir, “Şirketin hedeflerine uygun platformlarda bulunması odaklanmayı kolaylaştırır ve etkinliği artırır. Elbette sadece bu platformlarda bulunmak da değil, doğru kitlelere yönelik olarak doğru şekilde iletişim yapmak da büyük önem taşıyor. Bu noktada, bir şirkete ya da markanın sosyal ağ hesaplarının kontrollü ve bilinçli bir şekilde yönetilmesi de şart. Aksi bir durum markanın ya da şirketin itibarına telafisi çok güç olacak zararlar verebilir” diye konuştu.

Bir markanın hangi sosyal medya platformlarında bulunacağında o markanın dijital iletişim stratejisinin büyük rol oynadığına değinen Özdemir, “Her sosyal ağın kendi karakteri olduğu gibi, her markanın da bu ağlarda farklı bir duruşu olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye, Facebook’u en aktif kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle tüketicilerle buluşmayı, onlarla bağ kurmayı hedefleyen birçok marka Facebook’un sunduğu fırsatlardan yararlanıyor. Facebook, tıpkı markanın internet sitesi gibi, kurumsal kimliğin vazgeçilmez bir parçası haline geldi diyebiliriz. Gerek uygulamalar ve oyunlar gerekse reklam modeli ile Facebook, sektörden bağımsız olarak, markanın ürün ya da hizmet deneyimini dijital platformda da tüketiciye sunmasını sağlıyor” dedi.

"Pinterest perakende ve hazır giyim için sanal vitrin konumunda"

Facebook dışındaki platformların da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Özdemir, “Örneğin, içerik paylaşımı hizmeti sunan Pinterest oldukça yeni bir mecra olmasına rağmen özellikle perakende sektöründen ve hazır giyim şirketlerinden yoğun ilgi görüyor. Bu sektörlerdeki markalar, görselliğin ön planda olduğu Pinterest’i bir tür sanal vitrin gibi konumlandırabiliyorlar. Bu anlamda, görselliğin ön planda bulunduğu markalar için Pinterest etkili bir platform diyebiliriz. Facebook’tan sonra Türkiye’de en çok kullanıcı sayısına sahip sosyal ağlar arasında yer alan Twitter, doğru kullanıldığında özellikle müşteri hizmetleri alanında çok iyi sonuçlar elde edilmesini sağlıyor. Müşteri ilişkilerinde hız faktörüne önem veren markalar için Twitter’da bulunmak önemli. Facebook’a alternatif olarak gösterilen Google Plus’ın da kullanıcı sayısı artıyor. Alternatif biçiminde değil ancak Facebook’u tamamlayacak bir şekilde, özellikle dijital dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden kitleye ulaşmak adına, kullanılması yararlı olabilir” dedi.

"Sosyal medya yönetimi ciddiye alınmalı"

Sosyal medyanın, dinamizmi ve değişkenliği göz önüne alınarak dikkatli yaklaşılması gereken bir mecra olduğunu vurgulayan Özdemir, dijital dünyanın gerçek hayattan çok farklı olmadığını kaydederek şunları söyledi:

“Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi, sosyal alemde de mutsuz bir müşteriyi geri kazanmadan evine gönderemezsiniz. Yani, bu mecraya özel bir ‘sosyal müşteri ilişkileri’ yönetiminin sürdürülmesi şart. Şirketler genellikle bu işi kendi içlerinde çözebileceklerini düşünerek yanlış adımlar atabiliyorlar. Sosyal medya halka açık ve dolayısıyla beraberinde başka beceriler de gerektiriyor. Ayrıca, birçok CRM programı sosyal medya entegrasyonuna sahip olmadığı için, sosyal mecra takip etme, etkileşimi ölçümleme gibi özellikleri de sağlayamıyor. Bazı şirketlerde ise, müşteri ilişkileri departmanları zaten bir hayli yoğun olduğundan dolayı, kurumsal Facebook ve Twitter hesaplarını yönetme görevi, iletişim ve pazarlama departmanlarına düşüyor.

Sosyal medya yönetimi, içerisinde içerik yönetimi, rapor ve takipleme, dijital proje geliştirme, müşteri yönetimi, şikayet ve kriz yönetimi gibi birçok birimi barındıran ve profesyonel olarak destek alınması gereken bir hizmet. Şirket çalışanlarından birinin zararsız olduğunu düşünerek paylaşacağı tek bir cümle bile ertesi gün tüm şirketi ya da markayı büyük bir krizin ortasına taşıyacak kadar etkili olabiliyor. Bu tür olaylarla karşı karşıya kalınmaması için, sosyal medya yönetimi konusunda uzman bir ekipten destek alınmasının şart olduğunu düşünüyorum.”

"Takipçi sayısına değil etkileşime odaklanın"

Markalar arasında, Facebook’taki beğeni ya da Twitter’daki takipçi sayıları konusunda bir rekabet olduğunu söyleyen Özdemir, “Bu sayılara odaklanmak sosyal medyanın ruhu diyebileceğimiz etkileşimin ikinci plana itilmesine neden oluyor. Oysa önemli olan, sayfalarda bulunan topluluğun marka ile etkileşime geçiyor olması. Bunun olabilmesi için de sosyal medya aracılığıyla kullanıcılara dokunarak marka ile dijital bir deneyim yaşamalarını sağlamak ve bunun karşılığında marka ile ilgili tecrübelerini paylaşmalarını tetiklemek gerekiyor. Markalar, sosyal medya stratejileri doğrultusunda sunacakları çeşitli uygulamalar, oyunlar ya da yarışmalarla bu etkileşimi kurabilir, potansiyel müşterilerini müşteriye dönüştürecek güçlü bağlar oluşturabilirler” diye konuştu.