Yaşam Tarzı İnternet 16 TEMMUZ 2013 / 14:50

Edward Snowden kimdir, PRISM nedir?

ABD'nin tüm dünyadan veri toplayarak dev bir veri işleme ağı oluşturduğu NSA konusunda yaşananlar ve Avrupa'nın olaylara tepkisini derledik.



Eski bir CIA ajanı ve eski NSA çalışanı olan Edward Snowden’ın, 6 Haziran’da Amerika’nın istihbarat birimlerinden Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) ve Federal Soruşturma Ofisi (FBI) tarafından kullanılan telefon dinlemek ve internet kullanıcılarını takip etmek için kullandıkları PRISM (Prizma) adlı programı açıklamasının yankıları devam ediyor. Milyonlarca telefonun dinlenmesiyle kalmayan, aralarında Facebook, Google, Microsoft, Yahoo, PalTalk, AOL, Skype ve Apple gibi teknoloji devlerinin de adı geçtiği üst düzey güvenlik gerektiren birçok kişisel hesaba da direkt olarak bağlandığı iddia edilen PRISM adlı program, öncelikle İngiliz The Guardian gazetesinde, ardından da Washington Post Gazetesi’ndeki haberler ile gündeme gelmişti.

The Guardian ve Washington Post gazetelerinde yer alan habere göre, Verizon adlı telekomünikasyon şirketine bütün abonelerinin elektronik bilgilerini ve yapılan bütün yurt içi ve uluslararası aramaların kayıtlarını iletmesi emredildi. Aynı şekilde Amerikan yazılım devi Microsoft’un da aralarında Outlook ve Hotmail’in de bulunduğu birçok servisi üzerinden NSA’nin kullanıcı mesajlarına erişimine izin verdiği ve hatta bu mesajların çözümlenmesi için gerekli olan yardımı sağladığını The Guardian’da çıkan haberler arasında yerini aldı.

Bush'un başlattığı sistem büyüyerek dünyayı sarmış

İnternet kullanıcılarına ait arama geçmişleri, e-posta içerikleri, transfer edilen dosyalar ve sohbet geçmişlerine ulaşabildiği iddia edilen PRISM adlı programın 11 Eylül saldırılarının ardından dönemin devlet başkanı George W. Bush’un uygulamaya koyduğu biliniyor. Barack Obama döneminde ise, bu programın uygulamasının genişletildiğinin belirtilmesinin ardından, Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) Başkanı Keith Alexander, telefon dinleme ve internetteki faaliyetleri izlemenin onlarca terör komplosunu engellediğini söyleyerek ifşa edilen PRISM adlı programı savunan bir açıklama yaptı. ABD Başkanı Barack Obama da yaptığı açıklamada programı savunurken ABD Ulusal Güvenlik Kurumu'nun sızdırılan bilgilerle ilgili olarak Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı'na suç duyurusunda bulunduğu da açıklandı.



“Bu tür şeylerin yaşandığı bir toplumda yaşamak istemiyorum. Yaptığım ve söylediğim her şeyin kayıt altına alındığı bir dünyada yaşamak da istemiyorum” şeklinde bir açıklama yaparak PRISM adlı programı basına sızdıran Snowden, öncelikle ABD’den sınır dışı edilirken haftalardır birçok ülkeye siyasi sığınma başvurusu yapıldığı biliniyor. ABD’nin baskısıyla birçok ülke bu sığınma başvurularına ret yanıtı verirken, son olarak Venezuela’nın Snowden’ın sığınma başvurusuna olumlu yanıt verdiği haberleri gündeme geldi. Snowden’ın ise bu teklife henüz yanıt vermediği biliniyor.

G20 de dinlendi mi?

Şu an Moskova Şeremetyevo Havaalanı transit yolcu bölümünde bulunan Snowden, geçtiğimiz günlerde Rusya’ya da politik sığınma talebinde bulunduğu bilinirken Rusya’nın bu talebe karşı verdiği cevap ise Snowden’ın Rusya’nın stratejik ortağı Birleşik Amerika’nın zararına olan etkinliklere son vermesi durumunda sığınma talebinin olumlu karşılanacağıydı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yaptığı açıklamalara göre ise, Snowden bu teklifi kendisini insan hakları savunucusu olduğunu vurgulayarak reddettiği yönünde oldu. Vladimir Putin, Snowden’ın Moskova Şeremetyevo Havalanında bulunmasına ilişkin olarak ise şu değerlendirmelerde bulundu: “"Bize davetsiz geldi. Aslında Rusya'yı transit ülke seçerek başka ülkeye uçuyordu. Ancak durumundan haberdar olan Amerikalı ortaklarımız onun sonraki uçuşlarını bloke etti."



Bu gelişmelerin ardından İngiliz The Guardian’ın gazetesi, aralarında Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de bulunduğu 2009 yılında Londra’da düzenlenen G20 Zirvesi katılımcılarının dinlendiğini ABD Ulusal Güvenlik Kurumu’nun (NSA) internet kullanıcılarını ve telefon görüşmelerini izlediği yönündeki bilgileri basına sızdıran Edward Snowden’ın belgelerine dayanarak ortaya çıkardı. Habere göre, Türkiye de dahil olmak üzere tüm katılımcıların bilgisayarları ve telefon görüşmeleri gizlice dinlendi. Haber, 2 Eylül 2009'da Londra'da başlayan G20 maliye bakanları toplantısı ile ilgili 'son derece gizli' ibareli belgede, hedefin Ankara'nın malî reform ve regülasyon ile ilgili yaklaşımının yanı sıra Türkiye'nin diğer G20 üyeleriyle işbirliği isteğinde olup olmadığı bilgisine ulaşmak olduğu belirtiliyor.

AB ülkeleri büyük tepki gösterdi

ABD’nin casusluk programı kapsamında Avrupalı müttefiklerini ve AB’nin kendisini de gözetlediğini ve AB konsolosluklarının da “hedef” olarak seçildiğinin ortaya çıkması AB tarafında da büyük yankı uyandırdı. Birçok ülke tarafından sert bir şekilde eleştirilen casusluk operasyonu ile ilgili Almanya Başbakanı Angela Merkel ise, ABD'nin istihbarat birimlerinin Almanya'ya yaptığı izleme girişimlerini en kısa sürede açığa çıkarması gerektiğine işaret etti. Tüm bu gelişmelerin ardından, Avrupa Parlamentosu’nun Sivil Özgürlük Komitesi, ABD’nin bu casusluk programı ve AB kuruluşlarını dinlemeye yönelik haberler üzerine derin bir soruşturma yapmakla görevlendirildi. Avrupa Parlementosu’nda yapılan oylama sonucunda Başkan Martin Schultz, ABD’nin izleme ve dinleme planları ile ilgili soruşturma başlatıldığını resmen onayladı. Avrupa Komisyonu'nun Adalet Yetkilisi Viviane Reding ise , "Bu olay, kişisel verilerin korunması için açık bir yasal çerçeve oluşturulmasının lüks değil ihtiyaç olduğunu gösteriyor" şeklinde bir açıklama yaptı.

ABD'de ifşaatçıların desteklenmesi ve korunmasıyla ilgili İfşaatçıları Koruma Kanunu mevcutken, yasanın ulusal güvenlikle ilgili konularda göz ardı edildiği ileri sürülüyor. 1989 yılında çıkarılan kanun, insan hakları ihlalleri, kötü yönetim, kaynakların boşa harcanması, görevi kötüye kullanma, kamu sağlığı ve güvenliğini tehdit ve kanuna aykırı faaliyetler konularında makul delillerle yapılan ifşaatlarda, kanun önünde dokunulmazlık sağladığı gibi, işten atılma, baskı ve tehdit gibi iş veren tarafından gelebilecek misillemelere karşı da ifşaatçıyı koruyor.