Yaşam Tarzı İnternet 02 ŞUBAT 2014 / 14:18

Alternatif Bilişim Derneği: "Keşke kendi aktivizm araçlarımızı oluşturabilsek"

Aktivistlerin iletişim biçimleri de farklılaşırken çevrimiçi aktivizm platformlarının sayısı da her geçen gün artıyor. Bu platformların en bilinenlerinden change.org'u Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Ali Rıza Keleş'e sorduk.



“Dünyanın en büyük imza kampanyası platformu” olarak görülen change.org, hem Türkiye’de hem de dünyadaki varlığını gün geçtikçe arttırırken birçok soruyu da beraberinde getiriyor. Bunların başında ise “change.org anonim olma hakkımızı elimizden mi alıyor?” ve “change.org politik görüşlerimizle birlikte tüm kullanıcı bilgilerimizi farklı kişi ve/veya kurumlarla paylaşıyor mu?” soruları geliyor.

Site üzerinden katıldığınız kampanyalarda isim, soyisim ve e-posta adresinizi belirtmeniz zorunlu tutulurken kendinizi gizlemek isteseniz bile kampanyayı başlatan kişinin tüm bu bilgilere erişebileceği bilgisi sitenin kullanım sözleşmesinde size açıkça belirtiliyor. Türkiye'nin de kabul ettiği "Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi İnternette İletişim Özgürlüğü Deklarasyonu"nda “Çevrimiçi gözetime karşı korumayı garantiye almak ve bilgi ve düşüncelerin özgürce ifadesini çoğaltmak amacıyla üye devletler, internet kullanıcılarının kimliklerini açıklamama isteklerine saygı göstermelidirler” ifadesi yer alıyor.

“Anonimlik meşru bir haktır”

Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Ali Rıza Keleş, kişinin anonimliğini tek başına bir sitenin sağlayamayacağını ya da elinden alamayacağını belirtirken şu değerlendirmelerde bulunuyor:
“Anonim olmak biraz karmaşık bir konu. Yani bireyin anonimliğini tek başına bir site sağlayamaz ya da bozamaz. Ama bunu tercih eden insana da saygı göstermek zorundayız. Nasıl kitlesel bir protestoya katılan herkesi isim isim tanımıyorsak çevrimiçi kampanyalarda da buna zorunlu değiliz. Fakat diğer birçokları gibi change.org sitesinin kullanım koşulları da bunun tersini söylüyor. Buna rağmen bireylerin, anonim profiller oluşturarak bu protestolara katılma hakları var ve bu hiçbir 'yasal olarak zorunlu kullanıcı sözleşmesi' ile gölgelenemeyecek kadar meşru bir haktır. Bu da bir çeşit aktivizm olarak değerlendirilebilir.”

Change.org’a kampanyalara katılabilmek için verdiğimiz bilgilerimiz ise, biz izin vermediğimiz sürece siteye giren her kullanıcı tarafından görüntülenemese de gizlilik sözleşmesinde yer alan maddede verileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceği, kendinizi gizlemek isteseniz bile kampanyayı başlatan kişinin tüm isim ve soyisimlerle birlikte e-posta adresine erişebileceği bilgisi yer alıyor. Bu durum da 2013 yılına damgasını vuran NSA skandalı ile birlikte güvenin azaldığı ABD şirketlerinde saklanan verilerimiz ile siyasal görüş ve tutumlarımızın güvenilir ortamlarda olmadığı kaygısına sebep oluyor.

ABD Başkanı Ali Rıza Keleş, change.org’un ticari bir kuruluş olduğunu ve kanunlara uymak zorunda olduğunu dile getirirken sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Sitenin gizlilik bölümünde de açıkça yazdığı gibi kişisel verilerinizin ABD’ye transfer edilmesine ve orada işlenmesine rıza göstermiş oluyorsunuz. Burada niyet okumak veya bu bilgilerin change.org tarafından NSA gibi kurumlarla paylaşıldığını ifade etmek yararsızdır. Ama neticede change.org bir ticari kuruluştur. Kanunlara uymak zorundadır. NSA'in yaptıkları da ortadadır. Burada önemli olan bireylerin kendi tercihleri doğrultusunda koruma kalkanları kullanabilmesidir. Yani isterlerse minimum bilgiler verebilir veya tümüyle anonim profiller oluşturabilmelidirler. Yayılımı hızlandırmak için sosyal ağ hesaplarına erişim izinleri veriliyor, bunları kaldırabilirler.”



“Çevrimiçi aktivizm araçlarını tercihlerimize uygun şekilde kullanmaya zorlamalıyız”

Change.org’un işleyiş biçiminin kişilerin politik ya da toplumsal olaylar karşısında verdiği tepkileri kayıt altına almak için iyi bir yöntem gibi gözükse de Ali Rıza Keleş’e göre dijitalleşen dünyada tek tek kayıt altına alınmaktan kaçış yolumuz yok gibi gözüküyor.
“Ama buna karşı gelmek de son derece meşrudur. Keşke herkesin imkânı olsa ve kendi aktivizm araçlarını kendisi yapabilse ya da mevcut araçları kendi ihtiyaçları için düzenleyebilse. Ama bu kısa gelecekte pek mümkün görünmüyor. change.org, avaaz.org gibi araçlara ihtiyacımız var. Bir biçimde bu araçları kendi tercihlerimize uygun şekilde kullanmayı zorlamalıyız”

“Dijital dünyanın devlerin gözden çıkaracakları en değerli varlıkları bizim verilerimizdir”

Sitenin herhangi bir kanıt istenmese de dernek, vakıf ya da ticari olmayan kuruluşların kullandığı .org uzantısını kullanması her ne kadar “ticari olmadığı” izlenimini yaratsa da site, “Google’daki sponsorlu linkler, YouTube’daki sponsorlu videolar ve Twitter’daki sponsorlu tweetler gibi sponsorlu kampanyalar şeklinde” reklamlar aldığını açıkça ifade ediyor. Kampanyalara katılan kullanıcıların verileri üzerinden gerçekleştirilen analizler ile kullanıcılara reklam gösteren change.org, geçtiğimiz yıl eBay’in kurucusu Pierre Omidyar’ın yatırım şirketinden 15 milyon dolar aldı. Bu yatırım ardından konuşan change.org’un CEO’su Ben Rattray, “Facebook ve Google düzeyinde yetenekleri işe alabilmemiz için bu paraya ihtiyacımız vardı” şeklinde açıklama yaptı. Peki Bu işten para kazandığını açıkça ifade eden bir kurumun bağımsızlığı sorgulanmaz mı?

Ali Rıza Keleş’e göre ticari bir kuruluşun var olduğu bir yerde bağımsızlıktan söz edilemez.
“Change.org’un bağımsız olduğunu düşünmüyorum . Neticede ticari bir kurumdan söz ediyoruz. Ticari kurum dediğimizde pazar, piyasa baskısı, rekabet kaygısı gibi birçok ekonomik parametreden de konuşuyoruz demektir. Bu şartlarda bağımsızlıktan zaten söz edilemez bence. Buradaki temel sorun mecraların tekilleşmesi ve şeffaflık. Çeşitlilik ve şeffaflık kullanıcı denetimini arttırır, hem kurumların bağımsız olmasına hem de yurttaşların anonim olmalarına yardımcı olur. Tekleşme, tekelleşme sorunu Facebook, Twitter ve Google için de geçerlidir. Tekelleşme daha çok kontrol mekanizması ve daha fazla devlet, piyasa baskısı anlamına gelecektir. Kaybedecek çok şeyinizin olması, onu kaybetmemek için gözden çıkaracağınız şeylerin sayısını arttırır. Dijital dünyanın devlerin gözden çıkaracakları en değerli varlıkları bizim verilerimizdir. Merkezinde güvenilir, üyeleri tarafından denetlenebilir STK'ların durduğu alternatif mecralar sorunu hafifletmeye yardımcı olabilir.”