Yaşam Tarzı İnternet 27 MAYIS 2011 / 17:05

Akademisyen ve hukukçular İnternet Hukuku'nu tartıştı

Özyeğin Üniversitesi’nde düzenlenen “Sosyal Ağlar ve İnternet Medyası” adlı panelde son günlerin bu en tartışmalı konusu "internet ve kişisel haklar" tartışıldı.



Panel başta Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyenleri ve İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi üyeleri olmak üzere, Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin ve Gazeteport Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Semerci gibi çok sayıda uzman ve avukatın konuşmalarına ev sahipliği yaptı.

“Sosyal Ağlar ve İnternet Medyası” başlığı altında gerçekleşen panelde “Facebook ve Twitter’ın iletişim anlayışını nasıl değiştirdiği”, “internetteki gazetelerin hukuk karşısındaki durumu”, “5651 sayılı yasaya göre içerik kaldırma, arama motorlarının durumu ve kişilik hakları” ve “sosyal medyada yaşanan hukuksal uyuşmazlıklar ve yargı süreci” gibi konular irdelendi.

“İnternet basını ve Basın Özgürlüğü”, “Sosyal Ağlar ve İfade Özgürlüğü”, “İnternet Haberleri ve Kişilik Hakları” ve “Sosyal Ağlar ve Kişilik Hakları” konulu oturumları özellikle gazeteciler, hukukçular, öğrenciler, internet yayıncıları ve blogger’ların büyük bir ilgiyle takip ettiği görüldü.

“Türkiye’de kişilik hakları ile ifade özgürlüğü arasındaki ince çizgi sıkça ihlal ediliyor”

Etkinlikte konuşan Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yener Ünver, İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Başkanı Av. Taner Sevim, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Başar Yaltı başta olmak üzere çok sayıda avukat ve akademisyen, kişilik hakları ile ifade özgürlüğü arasındaki ince çizginin ülkemizde sıkça ihlal edildiğine dikkat çektiler.

Panelde özel yaşam, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanındaki ihlallerinin ardında yatan önemli nedenlerin ifade özgürlüğüne ilişkin uygulamalarda AİHM içtihatlarına paralel uygulamaların olmayışı, kişilik haklarını koruyan suç tiplerinin şikayete bağlı olması ve çeşitli nedenlerle mağdur veya suçtan zarar görenlerin şikayetçi olmamaları, davaların uzun sürmesi, ceza yaptırımlarının caydırıcı olmaktan uzak olması ve cezanın infazının önlenmesi veya ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi usul hukuku kurumlarının yaygın uygulanışı olduğu belirtildi.

Yayıncıların hukuki yükümlülüklerini bilmemesinin ve Türkiye’nin Avrupa Konseyinin Siber Suç Sözleşmesini onaylamamış olması nedeniyle uluslararası adli yardımlaşma kurumlarından siber alanda gerekli yardımın alınmamasının da payı olduğunu belirten Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yener Ünver şunları söyledi: “Düşünce ve ifade özgürlüğü ya da sosyal iletişim ağlarından internet ortamında yararlanma hakkı, kanunla dahi yapılsa, hukuksal olmayan gerekçelerle sınırlandırılabilecek veya hukuksal korumadan yoksun bırakılacak bir hak değildir. Bugün, sanal ağlar ve internet medyasında yaşanan bu tip sıkıntılar nedeniyle çok sayıda davanın açıldığı, bir taraftan bireylerin özel yaşam hakları ihlal edilirken diğer yandan da siber alanda birçok siteye erişimin engellendiği, genelde internet özelde sosyal iletişim ağlarına ulaşımın hukuk düzenince en ağır biçimde engellendiği bir ülke konumundayız. Kişilik hakları ve özel yaşamın özenle korunduğu ve fakat diğer yandan da ‘özgür bir internet’ kullanımından söz edeceğimiz hukuki alt yapıya ve uygulamaya ihtiyacımız var. Çocukların ve yardıma muhtaç kısıtlıların korunması olgusu dışında, bu alanda işlenebileceği varsayılan suçları önlemek için getirilecek yasaklama düzenlemeleri, özgür ve demokratik bir hukuk devletine hizmet etmeyeceği gibi, zaten işlenecek suçların veya haksız fiillerin işlenmesini de engellemeyecektir.”