Telekom Haberler 28 EYLÜL 2011 / 19:30

Vodafone ‘Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı

Vodafone Türkiye, sürdürülebilirlik alanındaki tüm çalışmalarını ve bunların neticelerini ‘Sürdürülebilirlik Raporu’ ile bir araya topladı. 



2009-2010 yıllarını da kapsayan verilere dayanan raporun tanıtımı ve rapora ilişkin bilgilerin paylaşımı, 28 Eylül tarihinde İstanbul’da düzenlenen bir basın toplantısıyla gerçekleştirildi. Vodafone Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Süel’in açılış konuşmasını yaptığı basın toplantısına ayrıca Vodafone’un ortak çalışmalarda bulunduğu WWF Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar, AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) Başkan Yardımcısı Ayla Göksel, TÜBİSAD Başkanı Turgut Gürsoy ve AKUT Başkanı Nasuh Mahruki de vardı.

Konuşmasında, Vodafone’un, sürdürülebilirlik konusunda yaptıkları çalışmaları sadece bir sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde değerlendirmediğini belirten Hasan Süel, kavramın şirketin tüm katmanlarında faaliyetlerin merkezine yerleştirildiğini söyledi. Süel, bu çerçevede ilk kez yayımlanan ‘Sürdürülebilirlik Raporu’nun, Vodafone’un daha sürdürülebilir bir toplum yaratmak yolundaki taahhütlerini ortaya koyma ve Türkiye’nin sürdürülebilir geleceğinin inşasına katkıda bulunma amacını taşıdığını vurguladı.

İstasyon sayısı arttı, tüketim azaldı

Vodafone’un tüm ofislerinde gerçekleştirilen geri dönüşüm ve verimli enerji kullanımına yönelik süreçler neticesinde karbon ayak izi’ni azaltmayı başaran Vodafone, baz istasyonlarında yaptığı yenileme çalışmalarıyla; 4 bin istasyonunu doğal soğutma sistemine geçirdi, 1.950 istasyonundaki klimaları yeni ve düşük enerji tüketimli klimalarla değiştirdi ve 950 baz istasyonunda daha verimli güç kaynakları kullandı. Rapora göre Vodafone bu sayede, 2009-2010 mali yıllarında baz istasyonlarının, 236 bin 458 megawatt olan enerji tüketimini, 2010-2011 mali yıllarında 226 bin 655 megawatt’a düşürmeyi başardı.

Hasan Süel’in açılış konuşmasının ardından düzenlenen panelde konuşan WWF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar, teknolojik ilerlemenin öneminin tabiatın öneminden ayı olarak düşünülemeyeceğine vurgu yaparak, “Nefes alamadığınız bir dünyada bir şey alıp satmanın ve teknolojik olarak ilerlemenin bir anlamı da kalmaz” dedi. Bayar, bugün küresel ısınma sürecinde buzulların çok büyük bir kısmının eriyerek deniz seviyelerinde ve iklimde değişimlere neden olduğunun, doğrudan veya dolaylı olarak insanoğlunun canlı türlerinde yüzde 30’a yakın bir kayba sebebiyet verdiğinin altını çizdi.

Kentsel dönüşümü tam olarak anlayamadık

AKUT’un (Arama Kurtarma Derneği) kurucu üyesi ve başkanı olarak Vodafone ile ortak çalışmalar yapan Nasuh Mahruki ise afetlerde koordinasyonun ve sistemlerin hızla ayağa kaldırılmasının önemine değindi. “Bizim gibi kurumların ‘pardon’deme lüksü yok. Her şeye hazırlıklı olmak, her durumda sürekliliğimizi sağlamak zorundayız” dedi.

Türkiye’de 99 depreminden hemen sonra başlayan çalışmaları iki yönden değerlendirmek gerektiğini söyleyen Mahruki, “Afet koordinasyonu konusunda çok ciddi yatırımlar yapıldı ve şu an ülkede AKUT gibi organizasyonların sayısı arttı. TSK da kendi içerisinde organizasyonunu tamamladı” dedi. Mahruki bu alandaki çalışmaları olumlu bulmasına karşın, depreme karşı özellikle İstanbul’da yapılması gereken kentsel dönüşümün çok yetersiz olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle noktaladı: “TOKİ projeleri, İstanbul’daki mevcut tehlikeyi azaltmak yerine, zaten az sayıda kalmış boş alanları da şehrin dokusuna uymayan beton yığınlarıyla dolduruyor. TOKİ projeleri, şehirleri doğu bloğu ülkelerindeki şehirlere dönüştürüyor.”