Genel 15 EKİM 2010 / 13:11

Web 3.0'ın bilgi havuzu 'Bulut Bilişim' ve iyonosfer

İnternetin geleceği sonsuz bilgi sunmayı vaat ederken, bu bilgiyi kimin yöneteceği konusunda ipucu vermiyor.

İnternetin geleceği sonsuz bilgi sunmayı vaat ederken, bu bilgiyi kimin yöneteceği konusunda ipucu vermiyor.


Web 3.0, bizi anlayan, istediğimiz çözümlere çok daha hızlı ulaşmamızı sağlayacak bir altyapıya sahip olacak. Yeni Web, insanlar ve bilgisayarlar arasında oluşan içeriği analiz edebilecek, hatta yorumlayabilecek. Tamamen düşünebilen bilgisayarlardan değil, sadece bilgileri daha iyi analiz ederek sonuca daha çabuk ulaşmamızı sağlayacak bir bilgi havuzundan bahsediliyor. Web'in babası Tim Berners-Lee de yeni nesil web için elimizdeki her bilgiyi paylaşmamız gerektiğinin önemini vurguluyor.

Bu bilgilerin havuz oluşturacağı sonsuz ölçekte bir depolama merkezine ihtiyaç duyuluyor. Bu sebeple Bulut Bilişim denilen ve bilgilerin nerede depolandığını bilmediğimiz bir bilgi havuzu oluşturuluyor.

Web 3.0'daki öngörüler sahiden heyecan verici. Peki, tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir bilgi havuzu elde ederek daha doğru tercihleri yapabilmeyi sağlayacak sisteme nasıl ulaşacağız? Bu sorunun yanıtını, farkında olmadan hızla doldurmaya devam ediyoruz. Geçen her gün, yeni web düzenine geçişimiz için gereken köprüleri atıyor.

Sosyal ağların Web 3.0 yolundaki rolü: bilgi paylaşımı...

Sosyal ağlar son günlerde nasıl kullanılması gerektiği üzerine oldukça kafa yorulan ve şirketlerle çalışanlarının, yani bireylerin takip ettiği bir konu oldu. Sosyal ağlarda yaptığımız bilgiyi paylaşmaktan başka bir şey değil aslında. En azından bireyler için böyle düşünebiliriz. Şirketler içinse reklam yaptığını belli etmeden kendini methetme platformları olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal ağlar bireyler ve şirketlerin isteklerini karşılıyor, onlara kendi bilgilerini paylaşma imkânı veriyor. Böylece hem sistemin içinde tutuluyorlar hem de sisteme bağlanmış oluyorlar. Hem de kendi istekleriyle ve keyifle.

Sosyal ağlara devam etmeden önce bilgi havuzunu daha hızlı dolduran uygulamalara göz atalım. "Google Earth" uygulaması dünyada keşfedilmemiş yer bırakmamaya çalışıyor. Uydu üzerinden çekilen fotoğraflarla okyanusun derinlikleri bile görünür hale geldi. Street View uygulaması da benzer bir amaç üstlenmiş durumda. İki servis de görüntülüyor ve daha sonra kullanılmak üzere kaydediyor.

Hayatımızda büyük bir yer kaplayan web üzerindeki her hareketimiz kaydediliyor. Bir söylediğimizden bir daha vazgeçemiyoruz. Çünkü bulutlara ulaşarak bu bilgiyi yok edemiyor ya da tekzip etmek için zor bir sürece giriyoruz. Bilgisayarlardan daha verimli yardım alabilmek için elimizdeki her bilgiyi paylaşıyoruz.

Paylaşılan ya da paylaşılmayan bilgiler

Amerika Birleşik Devletleri'nin savaş suçu işlediğini ortaya çıkaran belgelerin yayınlanmasının ardından Wikileaks karşıtı kampanyalar başlatıldı, kurucusu için yakalama emirleri hızla çıkarıldı. Her bilgiyi paylaşarak oluşturulan bilgi havuzu bilgisayarlar tarafından yorumlanacak. Devlet sırları, bilimde başka bir ülkeye karşı üstünlük getirebilecek bilgiler oluşturulan bilgi havuzunun neresinde yer alacak? Büyük ihtimalle bu tür bilgiler hiçbir zaman bu havuza dahil olmayacak.

Bilgi havuzuna farkında olmadan eklediğimiz kısım için farklı bir örnek. Bazı biliminsanlarının iddialarına göre, dünyada meydana gelen her ses, konuşmalarımız da dahil, iyonosferde toplanıyor. Yani geçmişten günümüze kim ne söylediyse burada birikiyor. Eğer doğru yöntem bulunabilirse buradaki seslere ulaşılabileceği düşünülüyor. Yani tarihte yer almış önemli kişilerin konuşmalarını ilk ağızdan duyabilme ihtimalimiz bulunuyor. Tüm dünyayı değiştirebilecek sırların ortaya çıkmasını sağlayabilecek bu ihtimal, insanlar arasında büyük bir infiale yol açabileceği gibi, kötü niyetli kişiler tarafından kullanılırsa büyük sorunlara yol açma fikrini de barındırıyor.

Peki, sosyal ağlarda yaptığımız iyonosferdeki seslerimizden çok mu farklı? Her tıklamamız, her cümlemiz, Google servislerinin getirdiği veriler, bugün ‘bulut bilişim' olarak adlandırılan, bilmediğimiz yerlerde depolanıyor.

Her şey gelecek için yorum yapan biliminsanlarının düşündüğü doğrultuda giderse, bilimsel gelişmeler artacak, insanlık hiç olmadığı kadar hızlı şekilde ilerleyecek. Herkes paylaştığında küresel bir bütünlüğe doğru gidilecek. Ancak bazıları paylaşırken, bazıları kendi bilgilerini paylaşmadan paylaşılanı kullanmak için çabalarsa ne olacak? Bilgileri paylaşması beklenen birey, şirketler ve devletler açısından bu durumun acilen değerlendirilmesi gerekiyor. Yoksa sadece gücü elinde bulunduranlara hizmet etme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.