Genel 14 ARALIK 2009 / 08:58

Türkiye, iklim stratejisinde bildiğini okuyor

Türkiye sayısal bir taahhüt altına girmeyecek!

Türkiye sayısal bir taahhüt altına girmeyecek!


İklim değişikliği sorununda bir umut haline gelen Kopenhag'daki BM Küresel İklim Değişikliği Konferansı devam ederken, Türkiye de iklim değişikliği mücadelesi konusunda ulusal stratejisini belirledi. Hazırlanan belgede iklimle nasıl mücadele edileceği başlıklar halinde tek tek anlatılıyor. Ancak hedeflerin beklentileri karşılamadığı eleştirileri var.

Zirve öncesinde dünyadaki karbon salımı en yüksek ülkeler dahi 1990'a göre 2020 taahhütlerini açıklamıştı. Amerika yüzde 17, Avrupa yüzde 20, Çin yüzde 40-45 (2005'e göre), Japonya yüzde 25, Güney Afrika ise yğzde 34 oranında hedef belirledi. Türkiye'nin hedefini Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu açıkladı: "2020'ye gelindiğinde önlem alınmaksızın oluşacak seviyeye göre yüzde 11 indirim."

Bakanlığın yeni hazırladığı ‘Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi'nde ise bu yüzde 11'lik indirim hedef yer almıyor. Belgeye göre, sera gazı emisyonlarının kontrolünde yalnız enerji konusundaki hedef, referans senaryoya göre (önlem alınmaksızın oluşacak sera gazı miktarı) 2020'ye kadar yüzde 7 karbondioksit emisyon sınırlaması. Bunun dışında toplam sera gazı salımı azaltılması hedefi bulunmuyor. Ayrıca belgede enerji verimliliğinin artırılması, sanayiciler için kılavuz yayımlanması, demiryolu payının artırılması, gübre kullanımında bilinçli kullanım temin edilmesi gibi sözler yer alıyor.

Bu belgede, Türkiye'nin iklim değişikliğine karşı aldığı tedbirlerin yer aldığını belirten Eroğlu, "ABD, Çin ve Kanada, Kopenhag'da devam eden zirvede sera gazı salınımı konusunda Türkiye'yi haksız yere köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Kafalarını çevirip geçmişe baksınlar. 1850-2002 yılları arasında ABD, Çin ve Kanada'da sera gazı salınımı oranı yüzde 48'dir. Türkiye'de ise bu oran devede kulak misali sadece binde 4'tür. Herkes saldığı gaz kadar bedel ödesin" dedi.

Yüzde 11'lik indirim nerede?

Hazırlanan belgede yapılacak çalışmalar kısa (1 yıl), orta (1-3 yıl) ve uzun (3-10 yıl) vadelere ayrılarak tek tek anlatılıyor. En dikkat çekici bölümlerden biri de ‘Uluslararası iklim değişikliği müzakereleri kapsamında ulusal tutumumuz' başlığı altında: "Kyoto Protokolü'nün bittiği 2012 yılı sonrasında herhangi bir sera gazı emisyonu sayısal azaltım yükümlülüğünün alınmasının ülkemiz ekonomisine getireceği ilave yük ve sorumluluklar dikkate alınarak, protokolün Ek-B listesinde (Kyoto Protokolü gelişmiş ülkeler listesi) ülkemizin isminin bulunmaması yönünde her türlü girişimde bulunulacaktır." Yani Türkiye sayısal bir taahhüt altına girmeyecek.

En fedakar ülke Türkiye

Konutlarda ısı yalıtımından sanayi üretimine, enerjiden akaryakıta kadar bütün alanlarda emisyon indirimine gittiklerine dikkat çeken Eroğlu, "Kyoto protokolüne taraf olurken herhangi bir taahhütte bulunmadık. Sorumlu olmadığımız halde 2020 yılına kadar, 181 milyon metreküp karbondioksit gazının doğaya salınımını engelleyeceğiz. 2.3 milyon hektarlık ağaç dikimi yapacağız. Akdeniz bölgesine 7 milyan dolarlık çevre yatırımı yapacağız. Bölgeye sulama takviyesi yaparak, seracılıktan organik tarıma geçişi sağlayacağız" diyor.

Greenpeace İklim Değişikliği Sorumlusu Hilal Atıcı, belge hakkında şunları söylüyor: “Kopenhag’daki durumumuzu belirlemek için yazılmış bu belge zayıf, iklim değişikliği gerçeğini ciddiye almaktan uzak ve Türkiye’nin mücadele kapasitesini küçümseyen bir belge. 2020’ye kadar toplam emisyon indirim hedefinin bulunmaması ayrıca hayal kırıklığına uğrattı. Enerji hedefleri de Çin veya AB ile karşılaştırılınca çağın son derece gerisinde. Savunma veya uluslararası ekonomi alanlarına gelince devleşen Türkiye gibi bir G20 ülkesi, bu belgeyle adeta ‘Ben cüceyim’ diye ilan ediyor. Hükümet 2020’de salımları en az yüzde 30 azaltma hedefini benimsemeli. Mevcut duruşunu devam ettirirse Türkiye gelecekte çözüme ortak olan bir ülke olarak değil, Kopenhag Anlaşması'na engel olan bir ülke olarak anılacak.”

 

Fotoğraf: www.bizimcankirigazetesi.com