Genel 11 EKİM 2008 / 07:04

Tekstil teknoloji ile içiçe geçiyor

Çin’in tüm dünyayı kontrol altına aldığı tekstil sektöründe, Türkiye’yi pazarda farklılaştıracak iki konu markalaşma ve yoğun Ar-Ge ile teknoloji yatırımları.

Çin’in tüm dünyayı kontrol altına aldığı tekstil sektöründe, Türkiye’yi pazarda farklılaştıracak iki konu markalaşma ve yoğun Ar-Ge ile teknoloji yatırımları.

Tekstil sektörü Türkiye’de hep gündemde olan bir sektördür. Özellikle Çin’in bu sektöre ucuz ürünleriyle birlikte hâkim olmasından sonra sorunları çığ gibi büyüyen sektörde bazen sektör içi çekişmeler, bazen ortaya konan büyük hedefler, bazen kriz ve pazardan çıkma haberleri medyada kendine yer bulur. Hep de “Türkiye tekstilden çıkmalı mı, çıkmamalı mı” tartışmaları yapılır. Ama tüm olumsuzluklara rağmen tekstil sektörü Türkiye ekonomisi için çok önemli bir sektör. Tekstil ve hazır giyim sektörü güçlü ve daimi olan bir sektördür, Türkiye yakın tarihinde en başarılı sektör olarak damgasını vurmuştur hep bir şekilde. Özellikle sağladığı istihdamla, yeri geldiğinde sosyal patlamalara bile gebe olacak derecede bir önem hatta bu.


Türkiye Cumhuriyeti 100. yılında, yani 2023 yılında büyük bir hedefe ulaşarak dünyanın 10 büyük ekonomisi içinde yer almayı istiyor. “Türkiye tekstil sektöründen çıkmalı” diyenlere karşı, tekstil sektörü, bu ekonomik büyüklüğün ancak tekstil sektörünün çok güçlü şekilde var olmasıyla mümkün olacağını savunuyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Nakkaş, sektörün yarattığı toplam istihdamın tarım alanı da dahil 5 milyon kişi olduğunu, işsizliğin çözümünün tekstil sektörü olduğunu savunuyor ve tekstil sektörü hep lokomotif sektör olmaya devam edecek diyor. Nakkaş’a göre, yeni nesil tekstilcilerin oluşması ve sektörün yatırım açısından cazip olabilmesi için hükümet tarafından mutlaka teşvik edilmesi gerekir. Dünya tekstil pazarları sürekli bir değişim içerisinde, bu değişime şirketlerin de ayak uydurması gerekiyor. Değişime ayak uyduranlar sektörde devamlılığını sürdürecek. Nakkaş, 2023’te 100 milyar dolarlık hazır giyim ihracatı için çalıştıklarını açıklamıştı başkanlığa ilk geldiği dönemde de. Sektörde bu hedef halâ baki. Nakkaş’ın vurguladığı birşey daha var, “Sektör aynı zamanda yoğun teknoloji yatırımı yapmalı.”


Sektörde farklılaşmanın yolu teknoloji yatırımından geçiyor


Türkiye’de şimdiye kadar birçok şirket fason üretim ile ayakta kaldı. Bilişim şirketlerinin birçoğundan duyduğumuz ise, tekstil sektöründe bilişim yatırımlarının yetersiz olduğu, müşteriler arasında tekstil sektörünün hep gerilerde olduğu. Son yıllarda sektörde İstanbul’da ve de özellikle Denizli gibi Anadolu illerinde önemli tekstil şirketleri teknoloji yatırımlarına ağırlık verdiler, ama yine de sektörün geneline bakıldığında halen teknoloji yatırımları yetersiz. Fason üretim kültürünün izleri halen güçlü. Diğer yandan bilişim şirketlerinin ilgisi ise tekstil sektörüne sürüyor. Yeni yazılımlar, çözümler, ürünler bu sektöre yönelik oluşturuluyor. Örneğin birkaç ay önce Cisco, Türk tekstilini yeniden ayağa kaldırmak hedefiyle iddialı bir projeye imza atmıştı. Cisco, Facebook benzeri bir platform oluşturarak 30 bin tekstil şirketini internette buluşturuyor. Bu platform sayesinde dev bir yabancı şirket, örneğin 1 milyon adetlik sipariş verdiğinde, Türk şirketleri güçlerini birleştirerek bu ihaleyi alabilecek. Örneğin Levi Strauss bu platforma girerek Çin ve Hindistan’a alternatif olarak, birden fazla Türk şirketine ortak iş verip, iş süreçlerini yine bu platform üzerinden takip edebilecek. Cisco bu projeyi İTKİB işbirliğiyle gerçekleştiriyor.


Dünyada standart olarak akıllı tekstil ürünlerinin kullanılması hedefleniyor


Yapılan araştırmalar 2040 yılında Avrupa nüfusunun yüzde 40’nın 60 yaşın üzerinde olacağını gösteriyor. Bu öngörü akıllı tekstil ürünlerinin tıbbi alanlarda daha çok kullanılacağı anlamına geliyor. Özellikle akıllı tekstile ilişkin konferanslarda önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde tekstil endüstrisinde önemli değişimler görüleceği belirtiliyor. Amerikan Federal Bütçesinden bu konudaki araştırmalar için her yıl milyonlarca dolar ayrılıyor. Geleceğin “fonksiyonel kıyafetler” tarafından esir alınacağı gerçeğinden yola çıkan Almanlar da bu konuda kapsamlı araştırmaların devam ettiriyorlar. Örneğin, AB tarafından finanse edilen Biotex programı çerçevesinde geliştirilmekte olan kıyafet, kan ve ter gibi vücut sıvılarını izlemek üzere tasarlanan iliştirilmiş sensörler içeriyor. Program, nekahat dönemindeki ve kronik rahatsızlıkları olan hastalar ile sakat sporcuların durumunu izleyebilecek giysi üretmeyi amaçlıyor.


Moda teknolojiyle akıllanıyor


Selüliti önleyen çoraplar, bakteri üretmeyen tişörtler, leke tutmayan elbiseler teknolojiyle şıklığı bir araya getiriyor artık. Akıllı tekstil ürünleri artık dünyanın büyük markalarının kreasyonlarına da girmiş durumda. Ayakkabıdan tişörte, çoraptan elbiseye kadar giyimin hemen her alanında yüksek teknolojiyle üretilen tekstil ürünleri, insanların hayatını kolaylaştırırken sağlığını da koruyor. Çabuk ütülenen, su geçirmeyen, hafif ve havadar akıllı kumaşlar, enerji ve zaman kaybını azaltıp hijyen sağlıyor. Bu tip ürünler yaşam kalitesini yükseltiyor. Akıllı tekstil ürünleri modayı da etkiliyor. İleri teknolojik araştırmalara dayanan akıllı tekstil ürünleri şu an dünyada pek az ülkede üretilebiliyor. Türkiye de bu konuda bir an önce faaliyetlerini yoğunlaştırmalı; bu kesin. Bu yönde çabalar gösterilse de bu bir devlet politikası olmadıkça, teşvik edilmedikçe bu iyi niyetli çabalar yetersiz kalıyor.