Genel 16 EKİM 2008 / 08:36

Teknoloji, sanat ve rüyalar

Baykam: "Habere ve bilgiye anında ulaşım imkânı, global dünya sessiz anlaşmasını ve gündemini de beraberinde getirdi."

Baykam: "Habere ve bilgiye anında ulaşım imkânı, global dünya sessiz anlaşmasını ve gündemini de beraberinde getirdi."


Sanat hayatı boyunca yeni teknikleri kullanmış bir isim Bedri Baykam. Son dönem eserlerinde teknolojiden de faydalanmış ve resimlerine apayrı bir boyut katmış. “Contemporary İstanbul” fuarında izleyiciyle bugün buluşan yeni sergisinde şeffaf bir perde ardında rüya kesitleri sunuyor. Bedri Baykam’la fuarın çok renkli atmosferinde gelecek ve teknoloji konulu bir sohbet gerçekleştirdik.


Dünyanın son 40 yıllık dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz; nasıl bir süreçten geçmişiz?


2000 yılı denince biz uçan arabalar, gezegenler arası seyahat ve yaz tatilleri düşünürdük. Kanser ve benzeri hastalıklar çoktan halledilmiş konular olacaktı. Biz bunları beklerken her şey tam tersine döndü, ortaçağa döndü. Cep telefonları mesela, 2000’lerin dünyası için tahmin ettiğimiz şey bu değildi. Tarif ettiğimiz lüks ve ilerleme bundan ibaret değildi. İlerlemekten vazgeçtim, dizimize kadar ortaçağa battık. Bunun içinde kültürel emperyalizm de var; batının sözde güçlü ve büyük ülkelerinin ilerleyerek dünyayı daha üst bir noktaya taşıyacaklarına kendi çıkarlarına yoğunlaşmaları da var. Kâbus gibi bir şey yaşıyoruz şu anda. Amerika’nın 1945’te 2. Dünya Savaşı bittikten sonraki imajı nasıldı; şimdiki imajı nerede?


Bu süreçte kaçınılmaz olarak insanlar ve yaşam şekilleri de değişti. Size göre insanın değişimi ne yönde oldu?


İnsanlar daha egoistleşti, daha pragmatikleşti daha çıkarcı oldular. Kişisel güvenlik, kişisel zevkler yaşamın merkezi haline geldi. İnsanoğlundaki değişim bende bir hayal kırıklığı yarattı. Bugün Türkiye’nin geldiği noktaya bakıyorum. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın şeklinde davranıyor insanlar. Ülkenin yaşadığı hiçbir siyasi felaket bile dizi seyretmenin veya futbol maçı izlemenin önüne geçemiyor.


Teknolojideki hızlı ilerleme bu değişimde ne derece etkili oldu?


Bir kere global kültür oluştu. Haber kanallarının, uyduların ve internetin ortaya çıkışıyla insanlar her yayına ve bilgiye anında ulaşabilmeye başladılar. Bu da global dünya sessiz anlaşmasını ve gündemini yarattı. Bu gündem farklı zamanlarda farklı konuları öne çıkardı. Kimi zaman ekolojiye ağırlık verildi, kimi zaman sanat ön planda oldu. Bu şekilde verilen önem biraz göstermelik kalıyor, geçici kampanyalardan öteye gidemiyor. Oysa insanlık orada değil. İnsanlar cep telefonlarını bir üst modeliyle yenileme derdinde, tatilin üç kuruş daha ucuzunu, faizin 2 puan daha fazlasını hesap ediyor, bunları önemsiyorlar. Dünyanın yarını, küresel ısınma onları fazla ilgilendirmiyor.


Teknoloji hayatınızda ne kadar yer kaplıyor?


İnternet, cep telefonu, fotoğraf, dijital fotoğraf… Ben de bunları çok yoğun bir şekilde işimde de kataloglarımda da sanatımda da kullanıyorum. Gittikçe daha çok kullanıyorum. Hatta o teknolojiyi geliştiriyorum. Şu an sergilediğim “Dream Captions” başlıklı dört boyutlu eserlerim teknolojiyi dönüştürmüş, aşkın hale getirmiş bir çalışmanın sonucu. Enteresan bir şekilde ekspresyonizm gibi çok kişisel çok duyguya dayalı bir sanat tarzıyla, sürrealizmle teknolojinin karışması sebebiyle çok ilginç buluyorum bu yapıtları. Ben 2002 yılına kadar teknolojiyi neredeyse hiç kullanmazdım; asistanlarım kullanırdı. 2002‘den itibaren bilgisayar ve internet fobimi yendim. Bu sanatıma da yansıyor; günde 2-3 saatimi alıyor.


Dijital sanatları nasıl buluyorsunuz? Sanatı bu şekilde kategorize ediyor musunuz?


Sanatı dijital ya da değil diye ayırmıyorum. Sanat her şekilde vardır; yeri gelir video yanında çizim ve desen de kullanılır. Sonuçta multimedya dediğimiz bir özgürlük var. Dijital sanat da bunun bir parçası. Sanatın boya gibi, tuval gibi, füzen gibi malzemelerinden biri artık dijital imkânlar.


Geleceğe bakınca ne görüyorsunuz? Genel anlamda nasıl bir dünya bekliyor bizi?


Şu anki görüntü havanın gittikçe daha çok kararacağı ve daha çok yıldırımlar düşeceği şeklinde. Zamanın bizi gittikçe daha çok çıkmaza taşıyacağı bir dünya görüyorum. İyi bir portre çizemiyorum. Gerçek anlamda umutla bakamıyorum geleceğe. Gerçekçi olursam moralim bozuluyor. Belki de bu yüzden insanlar artık günlük yaşıyorlar. Olaya günlük bakıyorlar ve uzun vadeli veya geniş anlamda bir mutluluk arayışı yok insanların çoğunda.


Yaşananlara dayanarak gelecek için karamsar bir tablo çiziyorsunuz. Bu ümitsizliği de beraberinde getiriyor mu?


Esef duymak diye bir hayal kırıklığı varsa onu hissediyorum. Ümidimi kesmiş olsam, her gün makale yazmaya devam etmem, sergi açmaya devam etmem. Gerçek anlamda bunları hâlâ inat ve ısrarla yapıyorum.