Genel 05 ŞUBAT 2010 / 13:13

Teknoloji her zaman olumlu etkilemez

Bilgisayarın karşısında tüketilen saatler, kapalı havalandırma sistemleri, binlerce elektronik aletle donatılmış plazalar ve işyerleri, sağlığımızı günden güne tetikliyor.

Bilgisayarın karşısında tüketilen saatler, kapalı havalandırma sistemleri, binlerce elektronik aletle donatılmış plazalar ve işyerleri, sağlığımızı günden güne tetikliyor.


Şehir hayatının getirisi olan zorlu hayat koşulları, beraberinde omurga bozukluklarından sırt ağrılarına, göz hastalıklarından sağırlığa, alerjiden astıma, stresten kansere bir yığın hastalığa yakalanma riskini getiriyor. Böylece; hasta bina sendromu, sekreter sendromu, yazar krampı, şehir bronşiti, gürültü sağırlığı gibi birçok yeni hastalık literatüre ekleniyor. Her geçen gün refah düzeyini artıran insanoğlu, bir yandan da kendi sonunu mu yazıyor? Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz bu durumun sağlığımıza etkilerini paylaştı. Hasta Bina Sendromu "Çarpık kentleşmenin ve yoğun bina yığınlarının, sağlıksız ranta dayalı iş merkezlerinin sonuçları, sadece bozuk şehirleşme ve trafik keşmekeşi değil tabi. Olayın sosyal boyutlarından daha ciddi sağlık sorunları da var. Bir örnekle açıklamak gerekirse Amerikan NBC televizyonu, yeni bir binaya taşınmış ve bina son derece modern ve en yeni teknolojik sistemlerle donatılmış. Bina öyle bir bina ki bir gelen hayran bir de gelmeyen! Ancak binada bir sorun var. Hemen herkes günün sonuna doğru halsizleşiyor ve bitkin bir vaziyette işini bitiriyor. Ayrıca çalışanlarda baş ağrısı ve baş dönmesi almış başını gidiyor. Hafta sonuna doğru şikayetler daha da yoğunlaşıyor. Sonunda problemin binadan kaynaklandığı anlaşılıyor. Binanın havalandırma sistemi yetersiz olduğundan, mevcut elektronik cihazların meydana getirdiği manyetik yorgunluk binada çalışanların performanslarını etkiliyor ve verim düşüyor. Sonunda burada çalışan insanların yarısı başka bir binaya naklediliyor ve olay çözümleniyor."

Dikkat edilmesi gerekenler

Çok katlı iş merkezlerinde ve binlerce elektronik cihaz ve sistemle donatılmış plazalarda, odaklanma ve konsantrasyon yetersizliklerinin olması kaçınılmaz. Böyle mekanlarda çalışanlardan tam bir performans beklenmesi bir hayal. Çalışan verimliliği için, her ofiste bir çalışanın olması ve odaların da yeterli genişlikte olması elzemdir. Ayrıca çalışanların etrafında gereksiz elektronik cihazların da bulunmaması lazım. Mevcut elektronik cihazların iyi yalıtılmış odalarda olması ve bağlantıların network sistemleri ile ofislere dağıtılması en tercih edilen yol olmalı. Örneğin faks ve yazıcıların her odada bulunması yerine, bunların tek bir odada toplanması ve buraya ancak gerektiğinde girilmesi gerekiyor. Bilgisayar kasaları gürültüsüz çalışmalı ve yalıtımı üst düzey olmalı. Ofislerde gerekli sayıda telefon bulundurmalı, telefon kargaşasından ve kalabalıklığından uzak durulmalı. Cep telefonları asla kemere bağlı ya da cepte tutulmamalı, mümkünse kulaklık kullanılmalı. Sadece bir tane cep telefonu kullanmaya çalışılmalı.

Plazalarda, şehrimizde bir çok örneği olan yoğun iş merkezlerinde gördüğümüz "hasta bina sendromunun" belirtileri sadece halsizlik ve bitkinlik değil tabi. Baş ağrısı, baş dönmesi, anksiyete, uyku bozuklukları, zihinsel konsantrasyon bozuklukları, unutkanlık, göz ve cilt irritasyonları, farenjit, larenjit ve burun kanaması da sıkça rastlanan şikayetlerden. Belirtilerin ortak özelliği ise çalışma ortamından birkaç günlüğüne uzaklaşınca şikayetlerin düzeliyor olması.