Genel 25 ŞUBAT 2009 / 09:54

Samanyolu Galaksisi'nde yeni Dünya'lar

Kepler, Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın diğer yıldızlar etrafındaki küçük gezegenleri ve Dünya büyüklüğündeki gezegenleri bulma amacı taşıyan ilk görevi.

Kepler, Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın diğer yıldızlar etrafındaki küçük gezegenleri ve Dünya büyüklüğündeki gezegenleri bulma amacı taşıyan ilk görevi.


Kepler, adını; Dünya'nın ve diğer gezegenlerin Güneş’in çevresinde döndüğünü bulan Alman bilim adamı Johannes Kepler’den alıyor. NASA’nın 10. Keşif görevi olan Kepler Görevi, Samanyolu Galaksisi’ni araştırarak Yaşanabilir Bölge’de yüzlerce yeni ve Dünya büyüklüğünde gezegen bulmak; galaksimizde kaç milyar yıldızın bu tür gezegenlere sahip olduğunu ortaya çıkarmak amacı taşıyor.


Uzay gemisi, 5 Mart 2009 tarihinde yola çıkacak. NASA’nın Kepler Görevi Baş Araştırmacısı Vekili David Koch ile yaptığımız röportajda Kepler uzay görevinin geçirdiği süreçleri, güneş sistemi dışına ne gibi bilgiler taşıdığını, elde edilen verilerin bizi nasıl bir boyuta ulaştıracağı ile ilgili konuştuk.


NASA ne zamandan beri bu proje üzerinde çalışıyor? Projeyi eyleme geçirmek ne kadar zaman aldı?


Kepler Görevi’nin NASA’ya teklifi 1994’e dayanıyor. Daha sonra 1996, 1998 ve 2000 yıllarında proje için teklif götürülmüştü. NASA’nın Keşif (Discovery) programına seçilmek için her defasında, 30-40 muhtemel göreve karşı yarıştık. 21 Aralık 2001’de NASA’nın 10. Discovery görevi olarak seçildik. Transit fotometri yöntemi ile Dünya büyüklüğünde başka gezegenler arama fikri, Kepler Görevi Baş Araştırmacısı William Borucki tarafından ilk olarak 1984 ortaya atılmış; Güneş sistemi ile ilgili fikir ve çalışmalara yer veren uluslararası yayın Icarus’ta yayınlanmıştı.


Kepler’in Güneş sistemi dışı gezegenleri bulmak için kullanacağı teknolojik sistemden biraz bahseder misiniz?


Konsept, birbirini izleyen geçitler aramak üzerine kurulu. Dünya büyüklüğünde bir gezegenin bir soları yıldıza benzer bir şekilde geçmesi, bir milyonda 84 bölümün parlaklığını değiştiriyor. Yani bunun Dünya atmosferi dışında gerçekleştirilmesi gerekiyor. Yıldızlar yeryüzünden bakıldığı zaman, yanıp sönüyor gibi görünürler. Bunun nedeni atmosferdir. Sinyallerde netlik için ölçüm gürültüsünü 20 ppm’e (4 sigma tespiti için) çıkarmak; sistemin termal, elektrik ve mekanik açıdan son derece stabil olmasını gerektiriyor. En önemli bölüm de bu. Gezegen geçişleri (transit) sadece, gezegenin yörüngesinde bizim görüş çizgimiz gezegenin akraba yıldızıile aynı hizaya geldiğinde meydana gelir. Dünya’nınkine benzer bir yörüngede, yani Dünya’nın Güneş dizgesinde bulunduğu Yaşanabilir Bölge’de (Habitable Zone) yer alan bir gezegen için böyle birşeyin gerçekleşme olasılığı yüzde 0.5. Bundan dolayı bir çok değişik yıldızı incelemek gerekiyor. Bunu yapabilmek ise teleskopla izlenecek geniş bir alan ve çok pikselli detektörler gerektiriyor. Bizim izleme aracımız toplam 95 megapiksellik 42 CCD’den yapılmıştır. Son olarak, en az üç transit görebilmek için oldukça uzun süre gözlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla bir görev en az 3,5 yılda tamamlanabiliyor. Transiti kaçırmamak için bir teleskobu tüm görev boyunca sadece bir noktaya sabitliyoruz. Transit süresi bir kaç saatten yarım güne kadar uzayabiliyor.


Bu görev sonucunda ulaşılacak veriler, Galaksi’deki bölünmemiş gezegen sistemleri içinde güneş sistemini konumlandırmayı sağlayacak. Galaksi’nin lokal yapısında da önemli değişikler olabilir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Değişen Galaksi’nin yapısı değil, bizim Galaksi’nin yapısını algılayışımız olacak. Galaksi’de yapı değişikliğiancak milyarlarca yıllık bir süreçte gerçekleşecektir.


Kepler Görevi’ın rotası nasıl olacak ve bu rota ne tür veriler sonucu belirlendi? Uzay aracını Dünya yörüngesinin dışında, Güneş etrafında bir yörüngede konumlandırdık. Araç, ay yörüngesini iki günde geçebiliyor. Toplanan veriler her ay bir kez Dünya’ya gönderiliyor. Uzay aracı ile iletişim kurmak için NASA’nın Deep Space Network isimli ağını kullanıyoruz.Veriler ilk olarak Colorado Üniversitesi’ndeki Görev Operasyon Merkezi’ne geliyor. Sonra,Baltimore, MD’deki Uzay Teleskop Bilim Enstitüsü’nde formatlanıp burada arşivleniyor. Daha sonra Kaliforniya Mountain View’daki NASA Ames Araştırma Merkezi’ne, yani bize gönderiliyor. Burada bir bilim adamı ekibi tarafından analiz ediliyor ve veriler Bilim Operasyon Merkezi’nde işleniyor.


Bir gezegenin Dünya’ya benzer olduğuna ne gibi bir veri sonucu karar veriyorsunuz?


Tutarlı bir periyot için en az üç transite, parlaklık değişimine ve süreye ihtiyacımız var. Kepler’in Üçüncü Kuralı’nı, yani “Gezegenlerin güneşe olan ortalama uzaklıklarının  üçüncü kuvveti, yörüngedeki dolanma sürelerinin karesiyle orantılıdır” verisini kullanarak ve yörüngesel periyottan gezegenin ebatlarını hesaplayabiliyoruz. Buradan ve yıldızın ısısından, gezegen yüzeyinde su olup olmadığını anlayabiliyoruz. Parlaklık oranındaki değişimve yıldızın ebatı, bize gezegenin ebatını hesaplama olanağı veriyor. Yanlış bir pozitif veri alıp almadığımızdan tamamen emin olmak için yer tabanlı takip ve gözlemlere ihtiyaç duyuyoruz.


Geçtiğimiz yıllarda Dünya’ya dair bilgi içeren kapsüllerin Güneş Sistemi dışına yollandığı haberlerine rastlardık. Kepler Görevi’nin de bu tür bir amacı bulunuyor mu? Dünya’ya dair herhangi bir bilgi taşıyacak mı?


NASA diğer yıldızlara ya da diğer Güneş sistemlerine daha önce uzay aracı yollamadı. Çünkü çok ama çok uzaktalar. NASA, iki Voyager uzay aracına bilgilendirme levhaları yerleştirdi. Bu gemiler Güneş Sistemi’mizin en uç noktasına ulaşmayı başardı. Ama başka bir yıldıza ulaşmayacaklar. Kepler Görevi, dünyadan ayrıldıktan sonra, güneşin yörüngesine girecek. Kepler bu yörüngede Güneş etrafında dönüşünü Dünya’dan biraz daha uzun bir sürede, 371 günde tamamlayacak. Uzay aracının üstünde 50 bin kişinin adının yazıldığı bir CD olacak. Bu isimler, web sitemizdeki Name In Space (Uzaydaki İsim) adlı açık katılımda rastgele seçilmiş isimler.  


Kepler’in göreve gidişi http://www.nasa.gov/multimedia/nasatv/ adresinden 5 Mart’ta canlı izlenebilecek.