Genel 12 OCAK 2009 / 13:37

"Küresel kriz dolandırıcılara yaradı"

SAS Finansal Çözümler Başkan Yardımcısı Mark Moorman, küresel kriz ortamında finans sektöründe yaşanan dolandırıcılıklarda artış olabileceğini bildiriyor.

SAS Finansal Çözümler Başkan Yardımcısı Mark Moorman, küresel kriz ortamında finans sektöründe yaşanan dolandırıcılıklarda artış olabileceğini bildiriyor.




“Özellikle Amerika’da
kurumsal sahtekârlıkta ve sahtekârlık amacıyla açılan hesaplarda artış trendi
görüyoruz” diyen Moorman, birkaç ay içinde kurumiçi sahtekârlıkta da artış
görülebileceğine dikkat çekiyor. Moorman; eski dolandırıcılık hilelerinin halen
bankaların üstesinden gelmeleri gereken sorunlar olduğunu belirtiyor.

 

Moorman, “phishing” denen ve güvenilir kurum ya da
kuruluşların kimliğine bürünerek kullanıcı adı, kredi kartı numarası, şifre
gibi kişisel bilgileri çalmayı amaçlayan elektronik sahteciliğin; “kiting” olarak
bilinen ve bankalardaki operasyonel sistemlerin yavaşlığından yararlanarak
bakiyeyi aşan veya karşılıksız çekler yazarak haksız gelir elde etme sahtekarlığının;
ve bir banka müşterisinin kişisel bilgilerine ulaşıp, bunları kullanarak
bankadaki adres, telefon gibi bilgilerinin değiştirilmesi gibi faaliyetlerin günümüzün
en yaygın sahtekarlıkları olduğunu hatırlatıyor. Moorman’a göre, günümüzde kurumiçi saldırıların
ve ATM, market, restoran gibi kredi kartı kullanılan yerlerde kartın kendisini
kopyalayan veya kart bilgilerini alan dolandırıcıların sayısı da her geçen gün
artıyor.

 

SAS Finansal Çözümler Başkan Yardımcısı Mark Moorman, “Halen
pek çok bankada departmanlar arasında etkileşim kurmayan eski sistemler
kullanılıyor ve bu sistemler sahtekârlığın kurum genelinde net bir şekilde
izlenmesini engelliyor” diyor. Moorman, en etkin biçimde önlem alınabilmesi
için finans kurumlarının şeffaflığa önem veren ve çeşitli gözetim seviyeleri
olan sistemler yaratmaları gerektiğini söylüyor. Moorman, “Tıpkı futbolda
olduğu gibi, kaleci fileleri korumakta tek başına bırakılmamalı. Kaleyi korumak
için kalecinin, her biri farklı sorumluluklara sahip ve birlikte çalışabilen
ekip arkadaşları olmalı. Bankaların da sahtekârlık için aynı bunun gibi bir
sistem kurmaları gerekiyor” diyor.

 

Mark
Moorman’a göre, riski en aza indirmenin yolu müşteriyi 4 aşamalı bir süreçle
korumak. İlk aşama, hesap açılışı. Moorman, hesabın sahtekârlık için açılmış
bir hesap olma ihtimalini analiz etmek için dış kaynaklardan gelen bilgi ve
banka içindeki bilgiyi birlikte kullanmak gerektiğini kaydediyor. İkinci aşama,
risk ya da potansiyel sahtekârlık için işlemleri fonlar duyurulmadan
derecelendirmek ve fonların bankayı onaysız terk etmesini önleyen sistemler
kurmak. Üçüncü aşama ise, genellikle iç sahtekârlık ya da para aklama olarak da
bilinen, süregelen, az ve yavaş sahtekârlığı ortaya çıkarmak. Bankaların geriye
dönük detaylı bilgi içeren ve çeşitli iş birimlerini entegre eden bir sisteme
sahip olması, süregelen sahtekârlığı ortaya çıkarmak açısından kritik önem
taşıyor. Moorman son olarak geçmişteki sahtekârlık olaylarını inceleme ve
bunların yeniden gerçekleşme riskini azaltmanın büyük önem taşıdığını
vurguluyor.