Genel 31 EKİM 2008 / 10:15

"İnternet özgürlüklerinin ölçüsüzce sınırlandırılması kabul edilemez!"

Türkiye Bilişim Vakfı, haftanın gündemine oturan site kapatmalarla ilgili, Başkan Faruk Eczacıbaşı imzasını taşıyan bir basın bildirisi yayınladı.

Türkiye Bilişim Vakfı, haftanın gündemine oturan site kapatmalarla ilgili, Başkan Faruk Eczacıbaşı imzasını taşıyan bir basın bildirisi yayınladı.


Bildiride şu ifadelere yer verildi:


 


"Türkiye Bilişim Vakfı, ülkemizdeki internet kullanıcılarının başta Anayasa’mızla teminat altına alınan evrensel insan hakları ilkelerinden “düşünce ve kanaat hürriyet”leri ile “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetleri”nin erişimin engellenmesi kararları ile “ölçüsüzce” kısıtlandığı bir ortamın yaratılmasının üzüntüsünü duymaktadır.


 


Türkiye Bilişim Vakfı’nın, çağdaş normlarla demokratik hukuk devletinin tüm kurumlarıyla işletilmesi için verilen yargı kararlarına saygısı sonsuzdur.


Ancak, ERİŞİMİN ENGELLENMESİ KARARI TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ SINIRLANDIRAN BİR KARARDIR. BU KARARLARA DAYANAK YAPILAN YASAL MEVZUATIN DÜZENLENMESİ VE YORUMLANMASINDA ÖLÇÜTLER VE SINIRLAR VARDIR.


 


Anayasamızın 26/2. maddesi; düşünce ve haberleri yaymak için kullanılan araçların (Örneğin; internetin) kullanılmasına ilişkin düzenleme yapmayı hak ve özgürlükleri sınırlama olarak görmemekte, bu araçların “yayım engelleme” yönünden kısıtlayan düzenlemeleri ise hak ve özgürlükleri sınırlandıran bir durum olarak tanımlamaktadır. İlgili maddeye göre; “…Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.”


 


“Erişimin engellenmesi” temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasıdır. Bu sınırlama Anayasa’nın 13. maddesine uygun olarak gerçekleştirilmeli; sınırlamaya dayanak yapılan kanun maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” şeklinde ifade edilen anayasa hükmüne ve Anayasa Mahkemesi’nin aşağıda belirtilen kararına uygun olarak yorumlanmalıdır.


 


Hak ve özgürlükler ancak, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak sınırlandırılabilir. Demokratik hukuk devletinde, güdülen amaç ne olursa olsun, sınırlamalar özgürlüğün kullanılmasını ölçüsüz biçimde ortadan kaldıracak düzeyde olamaz. Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında da belirtildiği gibi, bir sınırlama kuralının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olabilmesi için “ölçülülük” ilkesinin gözetilmesi, amaç ve sınırlama orantısının korunması gerekmektedir.


 


Ölçülülük ilkesi, yasal düzenlemede sınırlama aracının, sınırlama amacına elverişli olmasını, sınırlama aracıyla amacı arasındaki oranın ölçüsüz olmamasını anlatmaktadır.


Türkiye’de yetkili makamlar tarafından “erişime engellenmesi” kararı verilebileceği açıklıkla belirtilen yegâne mevzuat 5651 Sayılı Yasa’nın 8. maddesidir. Ülkemizde 5651 Sayılı Yasa dışında özellikle FSEK EK Madde 4’ün üçüncü ve dördüncü fıkralarına dayanarak da “erişimin engellenmesi kararı” verilebilmektedir. Türkiye’de aynı zamanda kişilik haklarına saldırı nedeniyle HUMK 101 -113 maddelerine dayanarak ihtiyati tedbir niteliğinde erişeme engellenme kararı alınabilmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması konusunda ölçütleri belirleyen Anayasanın 13. maddesinin varlığı, hâkimin takdir yetkisinin bu ölçüde geniş olarak kullanılmasına da engeldir. Konunun anayasal ilkeler çerçevesinde bu bakış açısıyla da değerlendirilmesi gerekmektedir.


 


Kanun koyucunun yorumuna göre;


 


Modern Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunun, daha doğrusu çağdaş hukuk sisteminin bütününün temelini Hukuk devleti ilkesi oluşturmaktadır.


 


Hukuk devletinin bir başka yönü, eylem ve işlemlerinde ölçülü (oranlı) davranan devlet olmasıdır. Oranlılık ilkesi, hukuk devletine hakim olan aşırılık yasağının bir bölümünü oluşturur. Bu ilkeye göre, Ceza Muhakemesi Hukuku işlemi yapılması ile sağlanması beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dahilinde bulunan zarar arasında makûl bir oranın (ölçünün) bulunmasını, oransızlık durumunda işlemin yapılmamasını ifade eden ilkeye oranlılık (ölçülülük) ilkesi denir...”


 


Ceza yargılamasının önemli bir dayanağı olan ölçülülük ilkesi; Yüksek Mahkeme kararına göre aynı zamanda “birey yararı ile kamu yararının dengelenmesi” anlamına gelmektedir.  Oranlılık ilkesi 5651 Sayılı Yasanın 8. Maddesine dayanarak verilen erişim engellenmesi kararlarının ( Örn. Youtube’ün erişime engellenmesi) yanında; bir ceza muhakemesi hukuku işlemi niteliğinde olan her türlü “erişimin engellenmesi” kararı (örn. Blogger’ın erişime engellenmesi) alınmadan uygulanması gereken temel bir hukuk ilkesidir. Bu ilkeye uyulmadan verilen kararların hukuka uygunluğu ve adaleti sağlama fonksiyonu tartışmalı hale gelecek, hukuk devletine ve “insan haklarına saygılı” devlete karşı bireylerin güveni örselenecektir.


 


KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI NEDENİYLE İHTİYATİ TEDBİR NİTELİĞİNDE VERİLEN ERİŞİMİN ENGELLENMESİ KARARLARI ALINIRKEN GÖZETİLMESİ GEREKEN ÖLÇÜTLER VE SINIRLAR VARDIR.


 


Yargıtay’ın yorumuna göre;


 


“ Tedbir önemli bir zararın meydana gelmesini önleyecek şekilde verilmelidir. Bir tarafın şahsi ihtiyacını karşılayıp pek çok insana zarar vermesi ihtimali bulunan bir konuda ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.


 


Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri yücelterek, Anayasamız’da belirtilen hukuk devleti ve insan haklarına saygılı devlet kavramlarına anlam kazandıran yukarıda belirtilen yargı kararlarının ve kanun koyucunun yorumlarının; yargı makamları tarafından “erişime engellenme” kararlarının alınması ve bu yönde yapılan taleplerin değerlendirilmesi sırasında dikkate alınması, Türkiye Bilişim Vakfı’nın en büyük dileğidir.


 


 


FARUK ECZACIBAŞI


 


TÜRKİYE BİLİŞİM VAKFI


YÖNETİM KURULU BAŞKANI"