Genel 18 KASIM 2010 / 07:15

Gözetliyorum, o halde varım!

Hal Niedzviecki kitabında dikizleme kültürünü mercek altına alıyor

Hal Niedzviecki kitabında dikizleme kültürünü mercek altına alıyor


Hal Niedzviecki, Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan "Dikizleme Kültürü" isimli kitabında günümüzde popüler kültürün yerini dikizleme kültürüne bıraktığını savunuyor. Paylaşmanın ve paylaşılanı seyretmenin haddini hayli aşarak, günlük yaşantımızı tarihin hiçbir evresinde görülmemiş bir biçimde başkalaştırdığını anlatabilmek için, kitabın yazarı Hal Niedzviecki ‘dikizleme kültürü' diye adlandırdığı bir toplu bilinç kaybından söz ediyor.

Niedzviecki'ye göre, dikizleme çağına çoktan girdik. Sanki hep o çağı yaşıyormuşçasına ve büyük bir hızla. Reality şovlarla başladı her şey. Sonra YouTube, MySpace, Facebook, Twitter girdi hayatımıza. Yetmedi, casus yazılımlar, bloglar, sohbet odaları, amatör porno videoları ve güvenlik kameraları. Bizler sürekli başkalarını dikizlerken, birileri de bizi dikizliyor her an. Bu yeni durum, biz farkına varmaksızın, mahremiyet, bireysellik, güvenlik, hatta insanlık algımızı değiştirdi, değiştiriyor.

Hal Niedzviecki, kitabında bu yeni alemde bir yolculuğa çıkıyor ve tüm maceralarını bize eğlenceli bir üslupla anlatıyor. Yolculuğu, video bloglarla başlıyor, ardından sosyal paylaşım siteleri geliyor. Derken küçük kızının güvenliği için evdeki dadıyı, hırsızlardan korunmak için arka bahçesini dikizliyor. Reality şovlara başvuruyor. Özel dedektif tutuyor. Deneyimlerini günlüğüne not ederken, analizleriyle günlüğe sosyolojik bir boyut katıyor. Ve bizlere çok hayati bir soru yöneltiyor: Bu ağın üzerindeki örümcek miyiz; yoksa ağa yakalanmış birer sinek mi?

Dikizleme Günlüğü, yeni iletişim araçlarının yalnızca eğlence sektörünü değil, toplumu da değiştirdiğini, bu yeni kültürün seks, politika ve gündelik yaşantımız üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor. Kitapta, realiti şovların parlayıp sönen yıldızları, çok okunan blog yazarları ve sosyal paylaşım sitelerinin yaratıcılarıyla yapılan söyleşiler, konuya ilişkin son akademik araştırmalarla harmanlanarak sunuluyor. Bu sayede popüler kültürün röntgenciliğe, röntgenciliğin belgesele, sanata ve haber bültenlerine, röntgencinin gazeteciye nasıl dönüştüğüne tanık oluyoruz.