Eğilimler/Teknolojiler 02 OCAK 2014 / 14:53

Dünya 4G’yi konuşuyor biz 3G’yi…

Tüm dünyada 93 ülkede 4G ticari olarak kullanılmaya başladı, Türkiye’nin ise en erken 2015 yılında geçmesi bekleniliyor.  



Telekom sektörü iyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bıraktı. Hem ülkemizde hem de dünyada bu yıl en çok konuşulan konulardan birisi ise 4G oldu. GSA’ya (Global Mobile Suppliers Association - Küresel Mobil Tedarikçi Birliği) göre şu an tam 93 ülkede 251 LTE şebekesi bulunuyor. 2012 yılına göre 2013 yılında LTE yani 4G şebekelerinin sayısı yüzde 45 artmış. 2013 yılında 4G’ye geçen ülke sayısı ise 29 olmuş. Bu ülkelerin arasında ne yazık ki Türkiye yok.
Halbuki Türkiye’deki mobil operatörler yani Avea, Turkcell ve Vodafone 2013 yılında gerçekleştirdikleri testlerle 4G’ye hazır ve istekli olduklarını gösterdiler. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım çeşitli zamanlarda yaptığı açıklamalarla düzenlemelerin devam ettiğini ve geçişin 2015 yılında başlayacağına işaret etti. Yıldırım bir diğer açıklamasında ise 4G’de 3G’den farklı bir yaklaşım izleneceğini ve operatörler arasında altyapı paylaşımı uygulanacağını söyledi. Görünüşe bakılırsa 3G’de olduğu gibi biz yine 4G’ye en son geçen ülkeler arasında yer alacağız. Yani beklemeye devam…
M2M’de önemli gelişmeler yaşandı
Makineler arası iletişim (M2M) ilgili 2013 yılındaki en önemli gelişme özel iletişim vergisinin kaldırılarak birden fazla sim kartla tek numara kullanılabilir hale getirilmesi oldu. Makineler arası iletişimin önünü açacak olan bu gelişme ile birlikte operatörler kıt olan numara kaynaklarını daha verimli bir şekilde kullanabilirken, şirketler makineler arası iletişim için daha az para harcayacaklar. Aslına baktığınızda bu düzenlemenin en önemli nedenlerinden birisi makineler arası iletişim için yurtdışından getirilen sim kartların aktif olarak kullanılmaya başlanması oldu.
Fiber altyapı gelişiyor
Telekomünikasyon sektörü açısından büyük önem taşıyan fiber altyapıya yapılan yatırımlar 2013 yılında da hızla devam etti. BTK’nın 3. Çeyrek raporuna göre Türk Telekom’un 173.964 Km, alternatif operatörlerin ise 44.725 Km fiber ağı bulunuyor. Bu ağın yaklaşık 122 bin km’si omurga için kullanılırken geri kalan kısım ise erişim amaçlı olarak kullanılıyor. Diğer taraftan erişim sağlayıcılar fiber altyapının bulunduğu yerlerde son kullanıcıların fibere geçmeleri için çeşitli kampanyalar düzenlediler.
Kullanıcılar numara taşımayı sevdi
2008 yılının sonunda cep telefonlarında başlayan numara taşıma işlemleri 2013 yılında da kullanıcıların gözdesi olmaya devam etti. BTK’nın 2013 yılında yayınladığı üç rapora baktığımızda sadece yılın ilk üç çeyreğinde 9.765.000 numara taşınmış. Numara taşınmasının başladığı günden bu yana ise toplamda taşınan numara sayısı 15 Kasım 2013 itibariyle 62 milyonu geçmiş.
Sabit hatlara baktığımızda ise durum biraz daha farklı. Sabit hatlarda numara taşıma işlemi 2013 yılında da kullanıcılar arasında çok fazla ilgi görmedi. Sabit hatlarda numara taşıma işleminin başladığı günden bu yana toplamda taşınan numara sayısı 15 Kasım 2013 tarihi itibariyle sadece 491.983 olmuş.
Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısı ise Kasım 2013 itibariyle 502’ye ulaşmış. Türk Telekom ve mobil operatörlerin net satış gelirleri ise yılın ilk üç çeyreğinde 6,6 milyar TL’ye ulaşmış. Alternatif operatörlerin net satış gelirleri ise yine yılın ilk üç çeyreğinde yaklaşık 1,6 milyar TL olarak gerçekleşmiş.
Yatırımlara baktığımızda ise yine BTK raporuna göre Türk Telekom ve mobil işletmecilerin toplam yatırım miktarı 1 milyar TL’yi geçmiş. Diğer işletmecilerin yatırımları ise 359 milyon TL’ye ulaşmış.
Türkiye cepten görüşmeyi seviyor
2013 yılının ilk üç çeyreğinde toplam mobil trafik miktarı 48 milyar dakika olurken, sabitte trafik miktarı ise 4 milyar dakika olarak gerçekleşmiş. 2012 yılının ilk üç çeyreği ile karşılaştırıldığında mobil trafik miktarı yüzde 5,5 oranında artarken sabit trafik miktarı ise yaklaşık yüzde 9,4 oranında azalmış. Sabitteki trafiğin büyük kısmını yani yüzde 87,3’ünü mobilden giden trafik oluşturuyor.
Nesnelerin interneti
Türkiye’deki duruma baktıktan sonra hem dünyayı hem de ülkemizi ilgilendiren çok önemli bir konuya geçelim: Nesnelerin interneti. 2013 yılında küçük büyük, bilişim şirketlerinden otomobil üreticilerine, beyaz eşya üreticilerine kadar birçok şirketin gündeminde nesnelerin interneti vardı. 2013 yılında BThaber olarak katıldığımız çeşitli fuarlarda ve etkinliklerde bunu gözlemledik. Evde kullandığımız kahve makinelerinden buzdolaplarına, arabalara kadar artık neredeyse her şey internete bağlanmaya başladı.
Nesnelerin interneti, cep telefonu ve tabletlerdeki inanılmaz hızlı artış beraberinde de veri trafiği artışını getirdi. 2020 yılında bazı kaynaklar internete bağlı cihaz sayısının 50 milyara, bazı kaynaklar ise 75 milyara ulaşacağı tahmininde bulunuyor. Bu derece artan cihaz sayısı ve veriyi karşılayabilmek için telekomünikasyon altyapısının da hızla geliştirilmesi gerekiyor. Bu da telekom operatörlerinin önümüzdeki 7 yıl boyunca harıl harıl çalışmaya devam etmesi anlamına geliyor. Özellikle bu hem mobil hem de genişbant internet pazarının daha da hızla büyüyeceği anlamına geliyor.
Alternatif gelir modelleri gelişiyor
Operatörler ses, mesajlaşma ve veri trafiğinin yanında bulut bilişim, veri merkezi, güvenlik, yayıncılık, araç filo takibi, cihaz üretimi gibi alternatif gelir modelleri geliştiriyor. Son kullanıcıların yanında kurumsal hizmet portföylerini de geliştiren operatörler bu hizmetlerle önümüzdeki yıllarda düşmesi beklenen ses ve mesaj gelirlerini böylelikle kapatmayı planlıyor.

Kesintisiz hayat
2013 yılında artık iletişimin sadece telefon görüşmesi, kısa mesaj ve basit internet kullanımı olmadığı iyice ortaya çıktı. 24 saat boyunca yanımızda taşıdığımız cep telefonu, tabletler, evimizde ve işyerimizde kullandığımız cihazlar, hatta kullandığımız otomobiller, otobüsler sayesinde iletişim hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. İnsanlar artık iletişimleri kesildiğinde elektrikleri ya da suları kesildiğinde verdikleri tepkiden çok fazlasını veriyor. Bu sosyal medyada da kolaylıkla görülebiliyor. Örneğin geçtiğimiz haftalarda yaşanan ve sadece yarım saat süren bir internet kesintisi için Twitter ve Facebook’ta tabiri caizse tam bir kıyamet koptu. Dolayısıyla bizim söyleyeceğimiz şey oldukça basit: 2014 yılında da bu eğilimler artarak devam edecek.