Donanim 25 MAYIS 2009 / 14:00

Yeşil’in rengi

Yeşil pek çoğumuz için farklı imgeler taşıyor.

Yeşil pek çoğumuz için farklı imgeler taşıyor.

Bugün size yeşil'in doğa tarafını anlatacağım. Doğa deyince ne anlıyoruz ve doğayı çocuklarımıza nasıl öğretiyoruz hiç düşündünüz mü? Dağlara çıkmak, piknik yapmak, deniz kenarında balık tutmak olarak anlıyorsak doğayı ve de çocuklarımıza da bunu anlatıyorsak bir yerde eksik ve yanlış yapıyoruz demektir. Doğa evrenin ta kendisidir, yani içinde yaşayan tüm canlıları kapsar. Tüm canlıların doğaya bir katkısı vardır. İnsan da doğal ortamın bir parçasıdır. Doğal ortam bozulunca canlının yaşamı da tehlikede demektir. Gelecek nesillerin de en az bizim kadar sağlıklı yaşamaya gereksinimi var. Bugünü düşünmek ve bugünü kurtarmaktan geleceği düşünmeye fırsat kalmıyor mu diyorsunuz? Ya da ‘bir çöpten ne olacak, herkes çevresini kirletiyor, dünyayı ben mi kurtaracağım' diye mi düşünüyorsunuz? ‘Küresel ısınma benim sorunum değil, Kyoto protokolünü ABD bile imzalamıyor, benim kullandığım arabayla mı hava zehirlenecek' diyenlerden misiniz?


Doğayı korumak için bireysel olarak yapacağımız o kadar çok şey var ki! Bizim sorunumuz ne biliyor musunuz? Neleri yapmamamız gerektiğini bildiğimiz halde bunları uygulamamamız. Doğayı ve yeşili korumayı bir görev değil yaşam biçimi haline getirirsek çocuklarımıza iyi bir örnek olabiliriz.


Gelin bir sivil inisiyatif oluşturalım. Ya da mevcut sivil inisiyatiflerle işbirliği yaparak topyekün bir ‘yeşili ve doğayı koruma' manifestosu hazırlayalım. Ama bu manifesto neleri yapmayalım olarak değil de neleri yaparsak ve bunları sürekli uygularsak doğaya dönük yaşarız? sorusunun yanıtlarını veren bir içerikte olsun.


Önerilerinizi bekliyorum.


Beni bu yazıyı yazmaya iten bir e-postadan da bahsetmek istiyorum. Koç Bilgi Grubu Yeşil Bilgi Platformu oluşturmuş. Amacı, ülkemizde çevre bilincini artırmak ve bu doğrultuda kitleleri harekete geçirmek. www.yesilbilgi.org sitesinde de bu konuyla ilgili güncel bilgiler yer alıyor. Bu girişimden dolayı kendilerini kutluyorum.


Bu sitede bir haberin içeriği dikkat çekiciydi. Habere göre Yeşil Bilgi Platformu, Türkiye genelindeki 7-14 yaşlarındaki 2 bin ilköğretim öğrencisinin katılımıyla su kaynaklarının korunması ve bilinçli su tüketimi yönündeki önerilerini içeren bir deklarasyon hazırlamış. Deklarasyon maddeleri herkesin (bireyler, şirketler, devlet, belediyeler, siyasi otorite, ülkeler...) somut olarak yapacaklarını çok net anlatıyor. Fazla söze gerek yok: • Su tüketimi konusunda insanları bilinçlendirmek için etkinlik ve faaliyetler yapılmasını, • Tasarruf mitingi yapılmasını, • Küresel ısınmanın herkese anlatılmasını, • Daha çok ağaçlandırma yapılmalısını, • Nüfus artışına dikkat edilmesini, • Suların bilinçli tüketilmesi için yasa çıkarılmasını, • Ülkemizde yeni yeraltı su kaynaklarının araştırılmasını, • Nehir kıyılarına evler yapılmamasını, • Tarım alanlarında damla sulama teknolojilerinin desteklenmesini, • Sera gazlarının kontrol altına alınmasını, • Geri dönüşüm kutularının yaygınlaştırılmasını, • Yağmur ve kar sularının barajlara yönlendirilmesini, • Yağmur sularının arıtılarak kullanılabilir hale getirilmesini, • Denizlerimizin ve göllerimizin temizliğine dikkat edilmesini ve gemi atıklarının suya bırakılmamasını, • Fabrikalarda atık su arıtma sistemlerinin kurulmasını, • Deniz ve kanalizasyon sularının arıtılmasını, • Güneş enerjisi ile çalışan makineler yapılmasını, • Duş ve el yıkama sularının, sifon suları için kullanılmasını, • Arabaların hortum ile değil, kova ile yıkanmasını, • Muslukların üzerine "Gerektiği kadar kullanın" yazılmasını, • Fotoselli muslukların yaygınlaştırılmasını, • Su kullanımında her aileye sınır getirilmesini ve sınırı aşanlardan daha fazla para alınmasını İSTİYORUZ. Yeşil'in rengi para değil, doğa....