Donanim 04 HAZİRAN 2010 / 20:45

Türkiye'nin internetine neler oluyor?

Geçtiğimiz haftadan beri yaşanan karışıklığın sebebi giderek aydınlanıyor. Veya daha da kararıyor...

Geçtiğimiz haftadan beri yaşanan karışıklığın sebebi giderek aydınlanıyor. Veya daha da kararıyor...


Bu haftanın başından itibaren, çoğu internet kullanıcısı Google servislerine erişimde yaşadıkları sıkıntıları sosyal medyada paylaşmaya başladılar. Kimisi Google Docs'u açamıyordu, kimisi Google Mail ve takvim servislerine erişemiyordu, kimisi de Google arama motoru ana sayfasının açılmadığından şikayet ediyordu.

Google Analytics servisine dair erişim noktası da bu gizemli erişim sıkıntısından etkilenmeye başlayınca, birçok site çağrılan Analytics kodlarının bir türlü gelmemesi üzerine inanılmaz bir şekilde yavaşladı. Çoğu sitenin performans ölçütünde kullandığı yegane araç olan bu servis, veriler kendine ulaşmayınca Türkiye'deki çoğu site Analytics verilerinde dip gösterdi. Böylece su yavaş yavaş ısındı ve herkes o ihtimali dillendirmeye başladı: "YouTube'a olduğu gibi Google'a da mı yasak geldi?"

Google'a gerçekten de yasak mı geldi?

Bu ihtimalin iyice ayyuka çıkmasıyla Google'ın yasakladığı haberi kullanıcılar arasında dalga dalga yayıldı ve iş sonunda ulusal basına kadar yansıdı. Bunun üzerine tüm bu karmaşanın mimarı olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) şöyle bir açıklama yapma gereği duydu:

"Basın yayın organlarında hakkında erişim engelleme tedbiri uygulanmamış google gibi bazı alan adları/web siteleri ve hizmetlerinin erişimlerinin engellendiği yönünde yapılan haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

Tarafımızca tesis edilen işlem, kamuoyunun yoğun gündemini oluşturan İnternet adresleriyle ilgili olmayıp, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/05/2008 tarihli ve 2008/402 no'lu kararı gereği erişimi engelli olan, http://www.youtube.com İnternet adresine ilişkin IP adreslerinin güncellemesinden ibarettir.

Sonuç olarak http://www.youtube.com a erişim amacıyla kullanılan ve tarafımızca engelleme tedbiri kapsamında güncellenen IP adreslerinin arkasında farklı şirketlere ait alan adı veya çeşitli hizmetlerin barındırılması bu şirketlerin kendi tercihleri ve sorumluluklarındadır.

Dolayısıyla bu hizmetlerden yararlanan İnternet kullanıcılarının mağduriyetinin çözümü bahse konu hizmetleri sunan şirketlerin elinde bulunmaktadır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

Peki bu açıklama ne anlama geliyor?

TİB'in yaptığı açıklamayı daha iyi anlamak için geçtiğimiz ay 2. yılını dolduran YouTube yasağının başlangıcına doğru bir gitmekte fayda var. Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi Atatürk'e hakaret içeren videolarla ilgili olarak videoları yayından kaldırmayan YouTube'a erişimi engelleme kararı aldığında, bu engelleme DNS bağlantı noktaları üzerinden gerçekleştirildi. Uzun süre de böyle gitti.

Peki bu ne demek? DNS, internet üzerinde uzun adını yazdığınız sitelerin hangi IP adresinde sonlanacağını belirten bir çözümleme noktası. Yani DNS aslında bir telefon rehberi gibidir. Siz tarayıcınıza "BTnet.com.tr" yazdığınızda tarayıcınız önce internet servis sağlayıcınızda tanımlanmış olan DNS sunucusuna bunun IP adresini sorar, cevabını alır ve sizi bu IP'ye yönlendirir. Eğer DNS üzerinde IP karşılığı silinirse, DNS adresi bulamadığı bilgisiyle döner veya Türkiye'deki örneklerde olduğu üzere sizi siteye değil de, mahkeme kararının görüntülendiği ekrana yönlendirir.

İşte TİB'nın mahkeme kararını yerine getirmek için kullandığı yöntem, Türkiye'de faaliyet gösteren internet servis sağlayıcılara mahkeme kararının bir örneğini göndererek YouTube sitesinin karşılığını DNS kayıtlarından silmesini kapsıyordu. Yani aslında tüm olan biten, internet servis sağlayıcı DNS'lerinin YouTube'un sonlandığı IP adresini mahkeme kararıyla unutmasından ibaretti.

Fakat işletim sisteminin ağ ayarlarına müdahale ederek kullanılacak DNS servisini kendi internet servis sağlayıcınızın DNS'i değil de, örneğin OpenDNS veya Google DNS gibi yurtdışında faaliyet gösteren ücretsiz DNS servislerinden birine yönlendirerek, bu sorunun üzerinden kolayca gelebiliyordunuz. Bu yöntem kullanıcılar arasında hızla yaygınlaştı ve netice itibariyle 2 yıldan uzun süredir sözde mahkeme kararıyla engelli olan site, Alexa verilerine göre Türkiye'de ilk 5 içinde yer almaya devam etti.

Durum böyle sürüyordu, ta ki TİB'in aldığı şu karara kadar.

Şimdiki durumda değişen ne?

TİB, mahkeme kararını uygularken DNS engelleme yönteminin çalışmadığını görünce tedbirleri sertleştirme kararı aldı ve 31.5.2010 tarihinden itibaren YouTube'un sadece DNS kayıtlarının değil, IP adreslerinin de engellenmesine dair kararını IP adres listesiyle birlikte internet servis sağlayıcılara gönderdi. Bu şu demek: Siz yurtdışı kaynaklı bir DNS servisi de kullanıyor olsanız, YouTube'a ait olduğu bildirilen herhangi bir IP adresine yönlendirildiğinde Türkiye'deki servis sağlayınıcız DNS kaydına bakmaksızın o IP adreslerine gitmenizi engelliyor. Yani artık DNS'i değiştirmek de işe yaramıyor.

İşte, dananın kuyruğu da burada koptu. Zira YouTube, Ekim 2006'da Google tarafından satın alındığından beri bir Google hizmeti olarak faaliyet gösteriyor ve Google'ın IP veri tabanından besleniyor. Diğer bir deyimle YouTube Google arama motoru olsun, Google Mail olsun, Google Docs olsun, Google Maps olsun, Google Analytics olsun envai çeşit Google servisiyle aynı IP adresi havuzundan kendine adres seçiyor. Üstelik de bunu dinamik olarak yapıyor. Diğer bir deyimle Google'ın şu anki konfigürasyonunda YouTube sadece kendisine atanmış sabit bir IP adresine sahip değil. Bu adres sürekli değişiyor.

İşte, TİB bu kararı aldığından beri Google servislerinde yaşanan aksaklıkların sebebi de bu. Google mevcut IP havuzundan kendi servislerine yeni IP atadıkça, TİB'in servis sağlayıcılara erişimi engellemeleri için dağıttıkları liste bir gün Google Mail'e denk geliyordu, bir gün Google Analytics'e denk geliyordu, hatta gün olup Google'ın kendisine denk geliyordu. Bu nedenle herkes birbirine "Yoksa Google da engellendi mi" diye sormaya başladı.

Bazı servis sağlayıcılar bu kararı hemen uygularken, bazıları birkaç gün gecikmeli olarak uygulamaya aldılar. Bu nedenle farklı kullanıcılar problemi farklı zamanlarda algıladılar.

Muhataplar ne diyor? Kim ne tepki verdi?

İş bu noktaya gelince tepkiler de gecikmedi. Önce işin muhatabı Google ne demiş bir bakalım:

"Google uygulamalarına Türkiye'den erişimin engellendiği yönünde haberler aldık. Google'ın servislerine Türkiye'den erişimde yaşanan sıkıntıların, sürmekte olan YouTube erişim yasağıyla bağlantılı olduğu belirlenmiştir. Hizmetlerimizi yeniden işler hale getirmek için çalışmalarımızı hızla devam ettiriyoruz."

Görüldüğü üzere Google, Cuma akşamı gelen açıklamada "Türkiye'de erişimin engellendiğine yönelik haberler aldık" gibi bir ifade kullanıyor. Yani belli ki Google Türkiye'nin daha kendinden haberi yok, birileri kulağına bağıracak ki o da duyacak. Geçelim...

Aslında bu durumdan sadece kullanıcılar değil, servis sağlayıcılar da mağdur. Çünkü mahkeme kararıyla erişilemeyen servislerin faturası ilk başta gelip bunlara kesiliyor. Bu yüzden Borusan Telekom'dan gelen mesajı kayda almakta fayda var, zira yaşanabilecek olası etkilere dair bazı ipuçları da içeriyor:

"Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan firmamıza iletilen karara göre, Google servislerine ait bazı IP'lere erişim engellenmiştir. Erişimi engellenen IP'ler dolayısıyla, Google'ın bazı uygulamalarına erişememe ya da erişimde yavaşlık problemleri yaşanması beklenmektedir.

Bu engellemenin beklenen muhtemel sonuçlarını aşağıda dikkatinize sunarız ;- Google web uygulamalarına, web sitesi de dahil olmak üzere erişimde sorun yaşanması, - Google Analytics, Google Maps gibi, Google uygulamalarını kullanan portal veya web sitelerinde erişimlerin yavaşlaması,- Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere yavaş erişme,- Google tarafından host edilen web siteleri ve mail hizmetlerine erişim sorunu.

Bu engelleme kararı nedeni ile, yukarıda açıkladığımız Google servislerine doğru yaşanacak yavaşlık ve erişim sorunlarının Borusan Telekom kaynaklı olmadığını bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla,

Borusan Telekom"

Yaşanan bu sürece dair tepkilerden biri ve belki de en dikkate değeri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den geldi. Bazılarınızın malumudur, Sayın Gül birkaç haftadır @cbabdullahgul hesabı üzerinden Twitter'de düşüncelerini paylaşıyor. Konuyla ilgili mesajlarında şöyle demiş:

"Türkiye'nin YouTube'u yasaklayan, Google'a erişimi engelleyen ülke kategorisinde olmasını tasvip etmem. Bu konuda yasal yollar bulunmalı. Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Bu tür yasaklar dünya ile bütünleşmeyi engeller. Üniversitelerin de bilime erişimi bu yollarla olacak. Bu tür yasakları sakıncalı görüyorum."

Acaba bu konuda düşüncelerini paylaşmanın ötesine ne yapabilir, ne yapacaktır merak etmiyor değiliz.

TÜBİSAD da bu konuda bir açıklama yapma hazırlığında olduğu kulağımıza gelenler arasında.

Bundan sonra ne olacak?

Birkaç hafta önce, bir dijital platformun avukatıyla konuşurken bize bugüne kadar yayınlarının korsan izlenmesi için platform oluşturan 7 bine yakın web sitesine erişim engeli koydurduklarından bahsediyordu. YouTube'un Türkiye'deki yasaklı internet sitelerinin en büyüğü olarak bir sembol haline geldiğine, bayrak sallayanı olduğuna bakmayın. Bu yılın başında AGİT verilerine göre Türkiye'de 3 bin 700 yasaklı site olduğu açıklandı ki bu oldukça iyimser bir tahmin. Şu aralar durum daha da kötüye gitmiş olsa gerek. Ama bunların çoğu belli ki akupunktur iğnesi gibi, battığı yer dışında acısını hisseden pek olmamış. Son olanların internet kullanıcıları üzerinde oluşturduğu etki ise rahatlıkla ayağa giren bir beton çivisiyle kıyaslanabilir.

Şimdi, işin diğer kısımlarına gelmeden önce teknikle ilgili önemli bir not düşmek lazım: Google servislerinin düştüğü bu durum, birkaç yıldır kurumsal teknoloji dünyasının hop oturup hop kalktığı kavramlardan olan user cloud (son kullanıcılara yönelik bulut bilgiişlem) kavramının kısmen çökmesi anlamına geliyor. Çoğu kişi şu an internet üzerinde barındırdığı e-postalara ulaşamıyor, varsa online dokümanlarına erişemiyor, takvim olarak oraya güvendilerse o da çökmüş vaziyette. Bu bir ders olarak aklımızın bir köşesinde dursun.

İkinci olarak, kendi verilerimizi saklamak dışında dış dünyaya ulaşım için önemli bir hizmet arayüzünü simgeleyen bu servislerin böyle saçmasapan bir sebepten dolayı kullanılamaz hale gelmesi bariz bir şekilde iletişim ve haberleşme özgürlüğüne vurulan bir darbe.

Diğer yandan, tüm bu olan bitenin arkasında yer alan Google teknolojileri masaüstü tarayıcılardan mobil cihazlara kadar her yere entegre. Açın bir iPhone, arama için Google kullanıyor. Açın bir Firefox, bağlantı ana sayfa Google. Google hizmetleri üzerinden bağlantı kurarak iş yapan bir dolu ürün ve servis var. Şu an çoğu kullanıcısını kaybetme tehlkesiyle karşı karşıya.

İlginçtir ama bırakın ek servisleri veya asıl fonksiyonlarını, Türkiye'de inanması güç sayıda kullanıcı adresi tarayıcının adres çubuğuna yazmak yerine Google'a yazıyor ve ilk sonuca tıklıyor.

Böyle bir haberle Türkiye'nin uluslararası platformda düşeceği durumdan bahsetmiyoruz bile.

Kısacası bir milletin internet kullanma alışkanlığı sekteye uğramanın arefesinde.

Peki sizce bundan sonra ne olacak? Ne olmalı? Ne yapılmalı?

Sizler de fikirlerinizi yorum yazarak bizlerle paylaşabilirsiniz.