Donanim 16 OCAK 2009 / 23:03

Terörizmin yeni silahı: Teknoloji

Elektronik haritalar ve mobil internet erişim cihazları teröristlerin çantasında ne arıyor?

Elektronik haritalar ve mobil internet erişim cihazları teröristlerin çantasında ne arıyor?

Teröristlerin çantalarından tabanca, otomatik silah, kesici
alet ve bomba gibi şeyler taşıdıklarını bilirdik. Peki ya elektronik haritalar,
CD’ler, küresel konum belirleme cihazları ve mobil internet erişim cihazları da
nereden çıktı? Dünya, Bombay'da yaşanan felaketlerin ardından şimdi teknolojiyi
silaha dönüştüren bu yeni nesil teröristlerle nasıl başa çıkması gerektiğini
kara kara düşünüyor.

 
26 Kasım 2008’de Hindistan’ın finans merkezi olan Mumbai, veya bizde daha yaygın bilinen adıyla Bombay, son yılların en kanlı terör eylemlerinden birine
sahne oldu. Deniz yoluyla şehre gelen 10 teröristin 10 ayrı noktada gerçekleştirdiği saldırılar, 29 Kasım’da teröristlerin birinin canlı olarak
yakalanmasına ve diğerlerinin etkisiz hale getirilmesine kadar sürdü. Bu
trajik olayın bilançosu oldukça ağır oldu: 183 kişi öldü, 300’ün üzerinde kişi
yaralandı.

 
Peki nasıl oldu da 10 kişilik bir terörist grup, bu kadar büyük bir zarara yol açabildi ve profesyonel antiterör timlerine
karşı bu kadar uzun süre direnebildi? Bunun cevabı, hayatta kalan teröristin sorgulanması
sırasında elde edilen bilgilerle ve operasyon ekiplerinin teröristlerin kullandığı
malzemeler arasında yapılan aramalarda ortaya çıkıyor: Teröristler eylemleri
sırasında sadece ateşli silahların ve patlayıcıların değil, çağdaş
teknolojinin de yardımını aldılar. Yollarını bulmak ve saldırıyı
eşgüdümlü hale getirmek için GPS (küresel konum bulma) teknolojisini
kullandılar. İnternet bağlantısı kesildiğinde dünyanın saldırılarına gösterdiği
tepkiyi ve operasyonla ilgili gelişmeleri BlackBerry cihazlarından takip
ettiler. Görüşmelerini gizlemek için SIM kartı değiştirilebilen cep telefonlarından,
uydu telefonlardan, hatta VoIP (interpet protokolü üzerinden ses taşıma) teknolojisinden
faydalandılar. Kısacası Bombay’da 60 saat süren kuşatma sonrasında edinilen
bilgiler, saldırının planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde yüksek
teknolojinin her aşamada kilit rol oynadığını ortaya koydu. Saldırıyı e-posta yoluyla üstlenen “Deccan Mücahitleri” adlı örgütün bir televizyon kanalına gönderdiği e-posta
mesajı bile eylemcilerin teknolojiyi ne kadar iyi kullandığını kanıtlar nitelikte.
Zira saldırıyı üstlenen e-posta mesajının teknik takibi sonucunda mesaj gönderilirken anonim bir “Remailer”,
yani dolaylı gönderme servisi kullanılmıştı. Remailer servisinde
siz mesajı bu hizmeti veren bir internet sitesine gönderiyorsunuz. Site gelen
mesajın sizden olduğuna dair bütün başlıkları ve bilgileri sildikten sonra,
mesajı sanki kendi gönderiyormuş gibi kendi başlıklarını ekliyor ve karşıya bu
haliyle iletiyor. Böylece mesajın sizden geldiğine dair karşı tarafa herhangi bir
iz ulaşmıyor. Hatta bu tür mesajların erişilebilirlik süresi ayarlanarak, süre bitiminde kendi kendini silmesi bile sağlanabiliyor.Deccan Mücahitleri tarafından gönderilen bu mesajın teknik takibinde en uç nokta olarak Rusya’daki bir sunucuya
ulaşıldı, fakat buradan daha ileri gidilemedi. Bu durum önce internet kafeleri,
daha sonra topluma açık kablosuz bağlantıları kendilerini gizlemek için
kullanan teröristlerin yepyeni yöntemlerin arayışında
olduklarını, hatta bulduklarını ortaya koyuyor.

 Bu, terörizm açısından dijital çağın iyiden iyiye başladığına
dair en büyük işaret. Hindistan içişleri Bakanı’nın istifasını getiren tüm bu olaylar
zinciri, Hindistan’ın teknolojik takip ağını bir daha gözden geçirme ihtiyacı
doğurdu. Örneğin çoğu kapalı devre kameranın çalışmadığı veya izlenmediğine
dair şikayetler ve daha önce Hindistan’ın Google Earth programıyla haddinden
fazla coğrafi bilgiye ulaşılabildiği konusunda yaptığı serzenişler yeniden
gündeme geldi.

 
Peki şimdi ne olacak? Acaba bu durum teknolojinin kullanımı ve
teknolojik iletişim üzerindeki devlet denetiminin artırılması üzerinde nasıl
bir etki yaratacak?

 
Olayın diğer boyutlarına değinmeyi de haftaya bırakalım...