Donanim 07 ARALIK 2009 / 07:24

Sosyal Medyayı derinlemesine anlamak

Medyaya gücünü veren nedir?

Medyaya gücünü veren nedir?

Cevap çok basit diyebilirsiniz. "Mesaj iletim gücü", "İnsanları etkileyebilme gücü", "Erişim sayısı", "Mesaj iletim hızı".Doğru. Medya, mesaj dağıtıcı platformlar topluluğuna verdiğimiz bir isim. Amacı da "bir yerlerde yoğrulmuş bir içeriğin" belirlenen hedef kitleye ulaştırılması. Hem de bir "tık"la.

"Tık" ve mesajınız hedef kitlenizde. İsteyen mesajı alır, almayan da kendi bilir.

İşte size geleneksel medyanın özeti.

Sonrası? Dijital dünyanın içindeki dostlarımdan gelen çığlığı duyar gibiyim: "Hayır bitmedi. Artık web var, artık interaktivite var. Artık bir tık yok. Karşılığında da birer tık geliyor. Tıkır tıkır paylaşıyoruz. Tıkır tıkır yorumluyoruz."

Sanırım 1995'ten beri yapılmış 1.765.999 adet "geleceğimiz dijitalde" sunumunu 10 satırda özetlemiş oldum. Her geçen gün, aslında gerçek devrimin sosyal medya ile geldiği fikrini biraz daha benimsiyorum. Öncekiler bir rakı sofrası deyimiyle sadece birer "altlık"mış aslında.

Çünkü sosyal medya ile en sonunda "insanı" ve onun "gelişen teknoloji yoluyla" bu dünyaya kattıklarını konuşmaya başlıyoruz.Internet'in ilk yıllarından beri hiçbir teknolojiyi, hiçbir yeniliği insanlık sosyal medya kadar bağrına basmadı.

İnsanlığın özü tüm gücüyle geriye döndü. Yıllardır, "Diyalog geri dönüyor" diyorduk. Artık bambaşka şeyler konuşmaya başlamamız gerekiyor. Analog-Dijital denklemini tartışmak, interaktivitenin faydalarından bahsetmek , Facebook'ta ilkokul arkadaşlarını bulmak, Guru'ları Twitter'da takip etmek, komiklikler yapmak. Bunlar çok hoştu ve yeni dünyaya ilk ısınma adımlarıydı.

Artık sosyal medyanın faydalarını tartışmaktansa onun yaratabileceği sonuçları ve katkıları da tartışmaya başlamamız gerekiyor.Sosyal medyanın yarattığı spontan mucizeleri hepimiz yaşıyoruz. Hayati bir uçuşa yetişmesi gereken birinin Twitter'da "Uçağı kaçırıyorum" çığlığı, hiç ummadığı bir yerden çıkıveriyor. Hayatında görmediği bir havalimanı yetkilisinin yardımı ile uçağa yetişiyor. Çin'deki dev deprem felaketinde, daha deprem olurken mesajlar havada uçuşmaya başlıyor, hatta saatler sonra ilk "yardım toplama sitesi" hayata geçiyor, binlerce insan hayatı kurtarılıyor.

Sosyal ortamlardaki yüzmilyonlarca kişi, ekrandan dünyamızın içinde olduğu duruma bakarak iç geçiriyoruz.Medya, sorumluluk demek. Pek çok TV kanalı, gazete, radyo yıllarca bu sorumluluğu sırtında hissederek yayın yaptı. Yaptı, yapamadı, başarılı oldu, olmadı, bu bambaşka bir tartışma konusu.

Ama madem artık medya biziz diyoruz. O zaman bu sorumluluğu da paylaşmamız gerekiyor. Madem ki bazılarımız geleneksel medyayı yetersizlikle suçladı, o zaman doğrusunu göstermesi gerekiyor. Madem ki bazılarımız eğitim'den bahsediyor, o zaman mesajlarımızın bir kısmını da uzmanı olduğumuz alanda bilgi paylaşarak, katkıda bulunarak, yardımlaşarak değerlendirmemiz gerekiyor.

Yoksa bütün sosyal medya hayatımızı Facebook'ta ilkokul arkadaşı bularak ve komiklikler yaparak sürdüreceksek, medya değil, olsa olsa teknolojik bir televole programı olacağız.