Donanim 03 MART 2010 / 13:45

Sosyal medyanın kalbinde - Şili depremi

Şili depreminden çıkartılacak her ders, bizler için kurtarılacak daha çok can anlamına gelebilir.

Şili depreminden çıkartılacak her ders, bizler için kurtarılacak daha çok can anlamına gelebilir.

Çoğumuz, dünyada kendi depremini bekleyen şehirlerden biri olarak 8.8'lik Şili depreminin de gündemin ortasına oturmasını bekliyorduk. Çıkartılacak her ders, bizler için kurtarılacak daha çok can anlamına gelebilirdi. Umarım sonrasında notlarımızı alıyor olacağız.

Bizde ekranda günlük olaylarla ve dizilerle geçirilen bu saatlerde, CNN International canlı olarak Hawaii tsunami alarmı ve Şili'den canlı görüntülerle dolu bir yayın yapmaktaydı.

İlk Körfez Savaşı esnasında evlerimize yayınları ile giren uluslararası dev yayın grupları, profesyonel gazetecileri, gelişmiş canlı yayın araçları ile dakika dakika dünyaya haber geçiyorlardı.

"Skype bağlantısı", "Canlı resimler için Mashable'ın sitesine bağlanıyoruz", "Twitter adresimiz", "Google İnsan Bulucu" gibi kelimelerin ekranda uçuştuğu CNN'i gördüğümüzde, herşeyin ne kadar farklı olduğunu bir kez daha farketmiş olduk.

Birincisi gazetecilik tümüyle şekil değiştirmişti. Dev medya grupları "şimdi" kelimesine süratle adapte olmuştu. Sosyal medya haberin kalbindeydi ve biri cep telefonuyla "şimdi" bir fotograf çekiyor ve "şimdi" ekranlara verebiliyordu. Hem de hiçbir gazetecinin bilmediği, giremediği en ücra köşelerden. Buna profesyonel olarak adapte olmanız mümkün değildi. Ancak bu gücü "kucaklayabilirdiniz". Medya da bunu yaptı. Kendi varoluşunu ve egolarını bir kenara koyarak mikrofonu sosyal medyaya, yani insanlara uzattı. O insanlar da milyonlarca hikayeyi, bütün insani sıcaklığıyla dünyaya ilettiler.

İkincisi, belki de en önemlisi, insanların insanlara belki de son yıllarda hiç olmadığı kadar sahip çıkmış olması. Son 20-30 yılın "kişiselleşme ve bencilleşme" trendlerini dev baltalarla yıkıyor insanoğlu. Bütün dünyanın "bir" olabildiği, herkesin kendine bir ödev çıkartarak yardımlaştığı, haberleştiği bir "yeni dünyaya" adım atıyoruz.

Sosyal medya Çin depreminde bu konuda ilk sınavını vermişti. Ama bu sefer sosyal medya bütün haberleşmenin, medyanın, yardım operasyonunun, kısacası herşeyin kalbine oturdu. Diğerleri ona entegre oldu, ayak uydurdu.

"Eşimin Santiago ve Concepcion'da akrabaları vardı. Telefonla ulaşılamıyor ve haber alınamıyordu. Ama onlar cep telefonlarından girdikleri facebook üzerinden eşime iyi olduklarını bildirebildiler. - Rob Diano"

"Santiago'nun hemen dışında yaşıyordu. Ulaşamıyorduk. Twitter üzerinden attığımız mesajların bir yerlere ulaşması tek ümidimizdi. Şili'de olduğunu söyleyen birinden gelen mesaja inanamadık. "Nasıl yardımcı olabilirim?" diyordu. Adresini verdik. Ve iki saat içinde bir tweet geldi:."Onu buldum ! Gayet iyi". Başka bir kıtadaydık ama bir tweet kadar yakındık - Sheryl"

Sinsice yaklaşan Istanbul depreminde, hepimizin en büyük güvencelerinden biri "biz" olabiliriz. Yüz milyonlarca sosyal medya üyesinin el ele tutuşarak yaratacağı "biz", daha az hasarla ve daha az can kaybıyla atlatabilmemiz için dayanak noktalarımızdan biri olabilir.

Teknoloji iletişime güç veriyor. İletişim de insanlara güç veriyor. İnsanlar o gücü birbirleriyle paylaştıkça dünyamız da hızla değişiyor.