Donanim 19 OCAK 2010 / 08:01

Sinema ve teknoloji…

Avatar çıktı meydane, Türk sineması nerelerde?

Avatar çıktı meydane, Türk sineması nerelerde?

Sinema dünyasını ikiye bölen bir film hala kapalı gişe oynuyor. Evet, doğru tahmin ettiniz Avatar'dan bahsediyorum. Filmin bütçesi, kaç yılda çekildiği gibi zaten binlerce kez yazılmış konularla kafanızı karıştırmak değil derdim. Bu konuyu teknoloji-sinema buluşmasına oradan da bizim sinemamıza taşımak isterim.

Yıllar önce Eskişehir'de sinema eğitimi alırken aklımda teknolojinin bütün olanaklarını kullanarak bir dönem filmi bir de bilim kurgu filmi çekmek vardı. Hatta elimden geldiği kadar da projelerin sinopsis ve tretmanlarını yazdım. Ama ekmek derdi teknoloji yazarlığı derken sinema bir tarafa ben bir tarafa dağıldım. Ancak filmleri izlerken ya da değerlendirirken aldığım eğitimin bana kazandırdıkları için hocalarıma dua ediyorum.

Teknolojinin bugün geldiği noktaya baktığımızda Avatar'ın karşısına koyabilecek bir filmimiz yok henüz. Bırakın Avatar'ın karşına koymayı, teknoloji hakkıyla kullanılmış diyebileceğimiz filmler bile iki elin parmaklarını geçmiyor. Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, GORA ya da bir iki korku filminde kullanılmış sayısal efektler hepsi bu sinemamız adına.

Bu hastalığa hemen bir teşhis koyalım. Sinema okullarında yani sinema eğitimi verilen kurumlarda sayısal efektlerle ilgili eğitimler yok denecek kadar az. 90'lı yılların başında kameralara telsiz takıp dışarıdan okul stüdyosuna sokak röportajları yapmamızı teşvik eden teknoloji aşığı eğitmenler de yok sanırım okullarda. Durum böyle olunca, "Ay ben teknoloji özürlüyüm, cepten kısa mesaj bile gönderemem" şeklinde konuşan sinema profesyonelleri yetiştiriyoruz.

Kim bilir belki bu söylediklerim külliyen yanlıştır. Sinema okullarında teknoloji sonuna kadar öğretiliyordur genç sinemacılara. Bu sefer de teknoloji neden kullanılmıyor sorusu düşüyor aklımıza. Elin oğlu sadece 37 oyuncuyla muazzam bir filme imza atarken, 3 kişilik bir ekiple Normandiya çıkarmasını canlandırırken bizim bu teknikleri kullanmamamız gerçekten üzücü.

Bu arada Faruk Aksoy Fetih 1453 isimli bir dönem filminin hazırlıklarına başlamış. Benim de hep eksikliğini hissettiğim fethin böyle bir anlatıma ihtiyacı vardı. Aksoy bir röportajında, bu filmde, teknolojinin tüm nimetlerini kullanacaklarını ve görsel bir şölen hazırlayacaklarını söylemiş. İnternete düşen filmle ilgili görüntüler çok iç açıcı değil ama resmin bütününü görüp karar vermek bunun için de filmi izlemek gerekiyor. Bu konuda Sayın Aksoy ve ekibinin takipçileriyim ve başarırlarsa en büyük destekçileriyim.

Ben mi kimim, tabii ki teknoloji düşkünü bir sinemasever...