Donanim 09 ARALIK 2009 / 11:38

Sinema dokuz canlıdır

Herhalde hayatımız boyunca en çok duyduğumuz yorumlardan biri, sinema salonlarının ömrünü doldurduğudur. Ben çocukken de bunu duyardık, aradan otuz küsür sene geçti, hala bunu duyuyoruz. Peki izleyiciler sinema salonunda film seyretmeyi bıraktılar mı?

Herhalde hayatımız boyunca en çok duyduğumuz yorumlardan biri, sinema salonlarının ömrünü doldurduğudur. Ben çocukken de bunu duyardık, aradan otuz küsür sene geçti, hala bunu duyuyoruz. Peki izleyiciler sinema salonunda film seyretmeyi bıraktılar mı?

Yıllar önce sadece sinema salonları vardı. Önemli maçlar bile buralarda yayınlanırdı. Sonra televizyon çıktı ve herkes sinemaların kapanacağını, artık herkesin evinde film seyredeceğini düşünmeye başladı. Sonuçta televizyonlar siyah beyaz yayın yaparken, sinemalarda renkli film izlenmeye başlandı ve tekrar salonlar doldu.

Aradan yıllar geçti, televizyonlar renklendi ve hemen ardından video kasetler çıktı. Tabi yine sinema salonlarının zarar edeceği düşünülmeye başlandı. Ardından dolby ses kalitesi geldi ve salonlar yine kaliteli ses sistemleri ile film seyretmek isteyenlerce doldu.

Ardından ev sinema sistemleri, 5.1 ses düzenekleri, devasa LCD ekranlar yaygınlaşmaya başladı ama sinemanın buna cevabı yine sert oldu ve 3D, IMAX gibi üç boyut teknolojileri yaygınlaşmaya başladı. Son zamanlarda özellikle dikkatimi çekiyor, neredeyse animasyon filmlerin tamamı ve birçok aksiyon filmi üç boyutlu olarak yayınlanmaya başladı. Takip ettiğim kadarıyla sinema salonları yine izleyici kaybetmeden hayatlarını devam ettiriyorlar. Bundan sonrası için şöyle bir tahmin yürütmek de mümkün.

- Yakın zamanda evimizde de 3 boyutlu filmler seyretmeye başlayacağız.- Sinema salonları buna yeni bir teknoloji ile cevap verecek.

Peki bu yeni teknoloji ne olabilir? Aslında şu anda eğlence parklarında gördüğümüz teknolojilerin tüm sinema salonlarına yansımasını görebiliriz. Örneğin film seyrederken koltukların filmdeki aksiyona göre sallanması veya hareket etmesi, filmdeki ortamlara uygun kokuların salona püskürtülmesi (savaş sahnesinde barut kokuları, deniz sahnelerinde İyot kokusu gibi), hatta hava üflenmesi, hafif su sıçratılması çok uzak değil diye düşünüyorum.

Sonuç olarak sinema dokuz canlıdır, müşteriyi kendisine çekmeyi yine başaracaktır.