Donanim 28 MAYIS 2009 / 19:17

Sansürü kim sansürleyecek?

Sansüre karşı çıkıyoruz, ama farkında olmadan biz de sansürlemekten geri kalmıyoruz.

Sansüre karşı çıkıyoruz, ama farkında olmadan biz de sansürlemekten geri kalmıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde video paylaşım sitesi Dailymotion'a erişimin durdurulmasıyla birlikte ‘SansüreSansür' oluşumu bu karara tepki için Yay! hareketini başlattı. Oluşum Ağustos 2008'de YouTube'un ardından Dailymotion'a da erişimin engellenmesi üzerine bireysel tepkilerin yoğunlaşıp kolektif bir eylem, Blog Hareketi haline gelmesiyle başlamıştı. Ayrıntılar ve destek için www.sansuresansur.org web sitesini ziyaret etmeniz yeterli. Kamuoyunda bilinç oluşturmak, algıyı artırmak için düzenlemiş, başarılı bir hareket. Ortaya çıkan yaratıcı ve esprili fikirler hareketi daha da ilgi çekici kılıyor.


SansüreSansür oluşumunun manifestosunun "Bugün internetine sansür, yarın hayatına sansür. Sessiz kalma." cümleleriyle sona erdiği bilgisini verip konuya gireyim.


Geçenlerde sosyal ağlar ağası FriendFeed'de bir kullanıcı, bazı kullanıcıların isimlerinin yanına MSN'deki gibi çeşitli karakterler eklemelerini, ‘nick'lerini süslemelerini eleştirdi. Bu süslerin gözünü bozduğundan yakındı. Diğerleri de yorumlarını yazmaya başladılar. Doğrudur, yanlıştır, güzeldir, çirkindir. Herkes fikrini beyan etti, tartıştı. Ancak arada "Gitsinler MSN'de yapsınlar o süsleri, burayı kirletmesinler" tarzında yorumlar da çıkmaya başlayınca kafamda ziller çalmaya başladı.


Biliyorsunuz FriendFeed'de bir kullanıcıya abone olmak kadar, bu aboneyi takip etmekten vazgeçmek de kolay. Kimse kimseyi takip etmek zorunda değil. Ancak, SansüreSansür hareketinin bu kadar destek gördüğü FriendFeed gibi bir ortamda sansürcü zihniyetle karşılaşmak canımı sıktı. Eğer SansüreSansür hareketini yayacak ve destekleyeceklerden bazıları böyle düşünüyorsa... Aklıma "Gözcüleri kim gözleyecek" deyişi geliyor.


Tam yerine rast gelmişken Nasrettin Hoca'yı analım yine. Komşuları bir bakıyor, Hoca evinin önünde sokakta yere diz çökmüş bir şeyler arıyor. Hemen koşuyorlar, "Aman Hoca, ne kaybettin? Söyle, biz de bulmana yardım edelim". Hoca,"Anahtarımı kaybettim, onu arıyorum" diyor. Komşular, "Peki tam nerede düşürmüş olabilirsin, oraya bakalım" deyince Hoca, "Evde, oturma odasında" cevabını veriyor. Komşular, "Ne yaptın Hoca. Sen bizle alay mı ediyorsun? Niye evde kaybettiğin bir şeyi sokakta arıyorsun ki?" diye sorduklarında Hoca, "Ama ev karanlık, sokak ise aydınlık" diyor.


Galiba biz de bu tür hareketlere destek verirken, karanlığa bulaşmadan aydınlıkta arar gibi yapıyor, sonra da sosyal sorumluluğunu yerine getirmenin huzuruyla, vicdanımız rahat günlük hayatımıza geri dönüyoruz. Ardından savunduğumuz şeylerin tam da tersini yapıyoruz fark etmeden. Bir şeyden, bir kişiden rahatsız olduğumuzda anlamadan, dinlemeden, konuşmadan, hemen onu kovmaya, yok etmeye, sindirmeye çalışıyoruz. Belki eğitim, belki çevre etkileri ile farkında olmadan kapmışız bu illeti. Ve ne yazık ki bu zihniyetin üstüne gidilmedikçe sansürü sansürleyenlere de sansür gelecek.