Donanim 17 EYLÜL 2008 / 08:28

Sadece inanmak değil, inandırmak da gerekli…

Türkiye’nin önemli kamu kurumlarından birinin üst düzey yöneticileri ile geçtiğimiz günlerde bir toplantıdaydık.

Türkiye’nin önemli kamu kurumlarından birinin üst düzey yöneticileri ile geçtiğimiz günlerde bir toplantıdaydık.

Kendisiyle görüştüğümüz kurumun yeni genel müdürü doğru teknolojinin doğru yerde kullanımının sağladığı avantajlara inanmış biriydi. Diğer yöneticilerin de aynı kültüre sahip olmalarını isteyen genel müdürün anlattıkları, bir hikaye gibiydi. Farklı şubelerdeki müdürlere birer dizüstü bilgisayar edindirmek ve onların sürekli olarak online olmalarını isteyen genel müdür; BT yöneticileri, bölüm müdürlerinin bu bilgisayarları verimli olarak kullanamayacaklarını ve atıl bir yatırım yapılmış olacağını söyleseler de buna inanmadı ve isteğinde diretti. Kısa bir süre içinde tüm şube müdürlerine birer dizüstü bilgisayar alındı, dağıtıldı. Aradan bir süre geçtikten sonra, Başbakan’ın da bulunduğu bir ortamda genel müdür, bir şube müdüründen bir konuda bilgisayarda sunum yapmasını istedi. Şube müdürü değil bilgisayarda sunum yapmak, dizüstü bilgisayarı açamadı bile. Hatta ağzından, “Şifreyi oğlum biliyor” gibi bir cümle de çıktı. Genel müdür ve yanındakiler Başbakan’ın önünde mahçup olmuşlardı. Genel müdür; BT yöneticilerinin yatırımların atıl kalacağı konusunda haklı çıktığını düşünse de görüşlerinden ve yapmak istediklerinden vazgeçmedi. Değil şube müdürlerini kurumun tüm çalışanlarına teknolojinin işe faydaları ve teknolojinin kullanımı konusunda sıkı, hem de oldukça sıkı bir eğitim aldırttı ve eğitimler sürekli hale geldi. Genel müdürün verdiği bilgilere göre, diğer yöneticiler, şube müdürleri vs (bilgisayarı açamayan da dahil) şu anda tüm iş süreçlerini o an bulundukları mekandan takip edebiliyor, farklı şehirlerdeki yöneticiler sürekli bilgi alışverişinde bulunabiliyorlar ve bulunuyorlar da. Bu değişim kurumun verimliliğine nasıl yansıdığını hayal etmeyi de sizlere bırakıyorum.