Donanim 26 OCAK 2009 / 08:12

Medya, Sarkozy ve kriz...

Basılı ve online yayıncılık yapan bir grubun çalışanı olarak geçtiğimiz gün Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, krizi bertaraf etmek amacıyla medya sektöründe uygulamaya geçireceğini duyurduğu yardım paketiyle ilgili haberi büyük bir ilgiyle okudum.

Basılı ve online yayıncılık yapan bir grubun çalışanı olarak geçtiğimiz gün Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, krizi bertaraf etmek amacıyla medya sektöründe uygulamaya geçireceğini duyurduğu yardım paketiyle ilgili haberi büyük bir ilgiyle okudum.

Sarkozy, 18 yaşından büyük her vatandaşa istediği gazeteye ücretsiz bir yıl abonelik hakkı tanıyacağını açıkladı. 600 milyon avroluk acil yardım paketini medya sektörünün krizden etkilenmemesi için devreye almayı planlayan Sarkozy ayrıca devletin de gazetelere daha fazla reklam vermesini teşvik edecek.


Fransa’da kamu televizyon kanallarının reklam almasını yasaklamak isteyen hükümet, bu kanallar için de mali kaynak arayışına girmiş. Hükümetin, kamu televizyon kanallarına gelir sağlamak için, televizyon, bilgisayar ve cep telefonu satışlarına yüzde 1 veya 2 oranında ek vergi getirmek istediği konuşuluyor. Bu arada online gazetecilik için de özel vergi indirimleri yapılacağı, planlananlar arasında.


Fransa, Avrupa’daki diğer ülkelere göre medyanın küresel krizden en büyük darbeyi yediği ülke oldu, basında dramatik tiraj kayıpları yaşandı. Sarkozy planlanan yardımın ve uygulamaların medya sektörünün bağımsızlığına ve özgürlüğüne zarar vermeyeceğini, tam tersine alınacak bu önlemlerle okuma oranının artırılabileceğine bile dikkat çekiyor.


Aslında medya sektörü dünyada krize çok hazırlıksız yakalandı. Medya, teknolojinin zorlamasıyla büyük bir değişim ve dönüşümün merkezinde. Bütün dünyada medya, okur ve tiraj kaybediyor. Bunun iki nedeni var: Birincisi teknolojinin gelişimiyle birlikte cep telefonu ve internetin okurun ücretsiz haber talebini karşılamaya başlaması. İkincisi de yüzyıllardır oluşturulmaya çalışılan medya ilkelerinin, küresel sermaye tarafından dönüşüme uğratılması. Yani tam bir yumurta-tavuk ilişkisi. Medya kuruluşları yaşamak için kazanmak zorunda. Ancak kazanç sağladığı nokta, ne yazık ki okur aboneliğinden değil reklamlardan sağlanıyor.


Sadece okurun yaşattığı bir yayın organı örneği sanırım dünyada yok. Bırakın yaşatmasını, okur her tür medyaya ücretsiz sahip olmak eğiliminde. İşte bu noktada Sarkozy’ye, zordaki basın sektörüne otomotivden farklı bakılmaması gerektiğini söylediğinde kızmamamız gerekiyor. Bir ülkede bağımsız ve özgür medyayı devlet, hükümet ya da özerk kuruluşlar sağlamaz, sadece okuru sağlayabilir. Şimdi kendimize tekrar soralım: Özgür medya istiyor muyuz?