Donanim 04 MAYIS 2009 / 10:39

Konuşma savaşları

İletişim ve haberleşmede yaşanan hızlı gelişmeler, mecburen bu konuda yazmamızı öngörüyor.

İletişim ve haberleşmede yaşanan hızlı gelişmeler, mecburen bu konuda yazmamızı öngörüyor.

Kulaklar ve gözler öylesine çok iletişim haberi ve reklâmı görüyor ve okuyor ki sanki dünya sadece bu konunun etrafında dönüyor gibi. Çünkü ne yaparsak yapalım biz tüketiciler konuşmaktan ve iletişim kurmaktan vazgeçemiyoruz. Televizyon ekranlarında, radyolarda, bilboard'larda mobil ve sabit telefon rekabeti mi istersiniz, üçüncü nesil hizmetlerin çok yakında başlayacağını ve ne kadar hızlı olduğunu anlatan reklâmlar mı yoksa çok yakında görüntülü konuşma devrinin başlayacağını müjdeleyen duyurular mı istersiniz? Hepsi mevcut.


Ülkemizde iletişim teknolojileri kıran kırana rekabetini sürdürdükçe komedyenlerimize daha çok iş ve ekmek var bu sektörde. Türk Telekom'un Jem Bey'i ve Turkcell'in Recep İvedik'i şimdilik sahne arkasına çekilmiş durumda. Onlar kulislerde yeni oyunlarına hazırlanırken sahnede Vodafone'un Selim ile Tarife'si boy gösteriyor. Bu reklâmların başarısı nasıl ölçülüyor diye bakıldığında sanırım en önemli gösterge, tüketicide bir davranış değişikliğine neden olmasından çok ertesi gün ne kadar çok kişinin o reklâmdan bahsettiği oluyor. Yani ne kadar çok kişi bu reklamları birbirine anlatırsa o kadar çok başarı tepeye çıkıyor.


Tüketiciler için yakın dönemde yeni bir gelişme daha olacak. O da Türk Telekom dışındaki iletişim şirketlerinin artık şehiriçi telefon görüşmeleri de yaptıracak olması. Bu gelişme pazarda çok uzun bir zamandır bekleniyordu. Şehiriçi telefon görüşmesi pazarının rekabete açılması yeni televizyon reklamlarıyla tanışacağımızın da habercisi.


Bu denli rekabete açık, bu denli zengin çeşitli iletişim ortamı noktasında Türk Telekom da cazip uygulama ve kampanyalarıyla varlığını hissettiriyor. Türk Telekom'un son hareketi çok anlamlı. Aynı zamanda ‘çok anlamlı'. Yani pek çok anlama gelebilir bir uygulama başlatmış. Bazı okullara -sanırım ilköğretim seviyesinde- ankesörlü telefon yerleştirmiş. Okul kapısının girişine yerleştirilen bu ankesörlü telefonlar tüm öğrencilere bir dakika ücretsiz konuşma olanağı tanıyor. Ne güzel bir uygulama değil mi ve de aynı zamanda zekice bir uygulama. Böylece hem öğrencilere iletişim olanağı sunuyor, eğitime katkı sağlıyor. Hem de genç nesli küçük yaştan sabit telefonlarla iletişim kurmaya alıştırıyor. Böylece de hem ankesörlü telefon pazarına bir hareket getirmiş oluyor hem de mobil iletişimin giderek yükselen çizgisini bir parça sabite kaydırma girişiminde bulunuyor.


Dikkat ederseniz bir zamanlar evinize sabit telefon bağlatmak için aylarca beklediğiniz bir noktadan bugün istediğiniz anda, istediğiniz yerde istediğiniz kadar konuşabiliyorsunuz. Bu ülkemiz için farkında olmadan yaşadığımız bir devrim gibi değil mi; iletişim devrimi. Artık bir ülkenin uygarlık düzeyi iletişim teknolojilerindeki ilerlemesiyle eşdeğer görülüyor. Bu mutlu tablo karşısında söylenebilecek en vurucu cümle şu olabilir: Tüm iletişim şirketleri birbirinin pazarından, abonesinden pay kapmak için değil de yeni aboneleri sektöre kazandırmak hedefini ön plana alırsa her şey çok daha güzel olacak.