Donanim 01 HAZİRAN 2009 / 13:34

İZLENİM: Yeşile Hayat, Hayata Yeşil

Geçen hafta Aras Kargo'nun "Yeşile Hayat, Hayata Yeşil" kampanyası dahilinde Elazığ'ın Sivrice ilçesinde 15 hektarlık alana 14 bin ardıç ve sedir ağacı dikmek için gittik.

Geçen hafta Aras Kargo'nun "Yeşile Hayat, Hayata Yeşil" kampanyası dahilinde Elazığ'ın Sivrice ilçesinde 15 hektarlık alana 14 bin ardıç ve sedir ağacı dikmek için gittik.


Ülkemizi yeşillendirmek amacıyla bu projeyi üstlenen Aras Kargo, ÇEKÜL Vakfı ile birlikte çalışıyor. Törende ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu Üyesi Melih Boydak'ın "Elazığ yöresi ülkemizin yarı kurak bölgelerinden birisi olup, susuz ağaçlandırma çalışmalarında başarının güç olduğu bir yöredir. Ancak Çevre ve Orman Bakanlığı'nın Elazığ taşra örgütü yarım asırdan daha uzun süredir bu bölgede başarılı büyük ağaçlandırma projelerini gerçekleştirmiştir" sözleri beni umutlandırdı. Demek ki ülkemizi yeşillendirmek için gerçekten çalışılıyor. Ağaç dikim törenine katılan Aras Kargo CEO'su Yusuf Ziya Gündüz bu kampanyalarına müşterilerinden de destek geldiğini belirtti. Gelen destek karşısında geçtiğimiz yıl ilk defa geri dönüşümlü kağıtlardan üretilmiş ‘çevreci kutuları' kargo gönderileriminde kullanmaya başlamışlar. Bu da güzel bir gelişme bence. Ocak 2008'de vefat eden Celal Aras'ın doğum günü 18 Mayıs'ta, Kars'ın Selim ilçesinde Celal Aras Hatıra Ormanı'nı oluşturmak için 100 bin huş ağacının fidesi dikilmişti geçen yıl. Sevgili eşinin dileğini gerçekleştirmek isteyen Meral Aras'ta bu kampanyaya tüm desteğini veriyor. Meral Hanım'ın bu davranışına gıpta etmedim desem yalan olur. İzlediğim kadarıyla kendisinin gayet kendinden emin ve otoriter bir yapısı var. Kendisini takdir ve tebrik ediyorum bir kez daha.Elazığ'dan da biraz bahsetmek istiyorum çünkü ilk defa gittiğim bir ilimiz. Gezilecek görülecek o kadar çok yer var ki. Tahminimce birçok milletvekili ve sanatçı yetiştirdiği için epey fazla desteklenmiş bir şehir. Biliyorsun ki Harput en eski yerleşim birimi ve mimarisi ile çok etkiledi beni. Tam bir açıkhava müzesi gürünümünde Harput. Hemen her dönemden tarihi esere rastlamak mümkün. Ama yıkılmış, yakılmış birçok binası var. Restore çalışmaları başlatılırsa Safranbolu evlerinin bir benzeri orada da oluşabilir. Elazığ yemeklerini de tadabilme fırsatı bulabildim az da olsa. Değişik bir damak tadı var bana göre tabi ki. Harput çorbası denilen nohutlu ayran çorbası, yufkalı yemeği sırın, analı kızlı denilen bulgurlu köftesi yediklerimden bazısı. Ama Çırçır Şelalesi'nde yediğim alabalığın tadını hiçbir yerde bulabileceğimi sanmıyorum. Maharet balığın sosunda mıydı, kendisinde miydi bilemiyorum ama çok lezizdi.