Donanim 26 MAYIS 2010 / 07:55

İyi fikir avı

Kim bilir kaç kere "bu fikir benim de aklıma gelmişti" demişsinizdir...

Kim bilir kaç kere "bu fikir benim de aklıma gelmişti" demişsinizdir...

İtiraf edin kim bilir kaç kere "bu fikir benim de aklıma gelmişti" dediniz! Ben bunu sıkça söylüyorum. Bunun bir nedeni fikir üretmenin benim için hobi olması, bir nedeni de çok fazla proje içerisinde artık hangi fikirin benden çıktığını hatırlayamamam.

İyi fikirler aynı anda birden fazla kişinin aklına gelir. Ancak parayı bu fikri sahiplenen, ortaya çıkaran ve işi önce yapan kazanır.

Ar-Ge proje fikirleri de diğer birçok fikir gibi gizemli ve gizli araştırma laboratuvarlarında geliştirilmez. Birçok güzel fikir farklı kaynaklardan ya da beklenmedik tesadüflerden ortaya çıkar. Peki, o zaman en iyi fikir kimden çıkar?

İşe kimden çıkmayacağını söyleyerek başlayalım; patron ya da üst düzey yöneticiden çıkmaz! Aslında bunun tersini ispat edebileceğim birçok örneği kendimde verebilirim ama şirketin topyekün fikir fabrikasına dönmesini istiyorsak, sürekli bir fikrim var diyerek ortaya çıkan yöneticileri birinin durdurması gerekiyor. Aralarında muhteşem fikirler çıksa da şirket çalışanlarının üstlerinden gelen fikirleri herhangi başka bir fikir gibi cesurca eleştiremeyeceğini kabul etmemiz gerekiyor. Bunu ancak birkaç "cesur yürek" yapabilir.

Uzatmaya gerek yok! En iyi fikir kuşkusuz müşterinizden çıkar. Ama dinlemeyi ve yorumlamayı bilirseniz. Çünkü hiçbir müşteri sizin Ar-Ge olanaklarınızı, altyapınızı yada üretim planınızı tam olarak bilmez. O nedenle size tam bir ürün reçetesi vermek yerine çoğunlukla ihtiyaçlarının (genelde abartarak) ipuçlarını size anlatır. Bu durumda iyi bir proje geliştirip, yüksek karlılığı yakalamak için 2 şey yapmalısınız.

Öncelikle müşterinizi dinlemelisiniz. Mümkünse tüketime ortak olmalı, sorunları beraber yaşamalısınız. Kimse problemlerinden kolaylıkla bahsetmeyeceği için müşterinizi cesaretlendirecek yöntemler bulmalısınız.

Ancak yolu bilmekle o yolda gitmek farklı şeyler. Siz müşteriyi dinlemek için yönetemler üretebilirsiniz, ama dinleyen kulakların da ehil olması gerekiyor. Önemli olan sıradan şikayetlerle Ar-Ge'ye ilham verecek fikirleri ayrıştırabilecek, şirketinin ürün geliştirme kapasitesini ve stratejisini bilen saha kadrolarıyla çalışmak.

Müşteriden sonra en önemli Ar-Ge fikirleri satış-pazarlama ekiplerinizden çıkar. Bu nedenle bu ekiplerin Ar-Ge personeliyle yakın olmasında, yeni ürün toplantılarına daha çok katılmasında fayda var. Çünkü satış ekipleri sanki bir psikolog gibi müşterisinin aslında ne demek istediğini, vücut dilini ve gerçek ihtiyaçlarını çözebilir. En fazla katma değeri müşterinizin ihtiyacı olduğunu fark etmediği, ama bir kere fark ettiğinde de tutkunu olduğu ürünlerle yaratabilirsiniz.

iPod'dan önce iPod'a ihtiyacınız olduğunu biliyor muydunuz? Evet demeyin, çünkü iPod'dan önce de bir çok MP3 çalar ve çevre ürünleri vardı. Ama Apple kullanıcıların beden dilini okudu ve onlara duygusal olarak bağlanabilecekleri bir hizmet dünyası sundu. Bu dünyanın metalaşmış hali de iPod oldu.

İyi fikir şirket içinde herhangi bir yerden çıkabilir. Görevi olduğu için Ar-Ge departmanından hep yeni ve iyi fikirler beklenir. Her ne kadar zaman zaman gerçekten iyi fikirler çıksa da bu birimler belli bir yol haritasına göre ve yoğun çalıştıkları için zamanla fark üretmeleri zorlaşır. Bunu kısa periyotlu rotasyonlarla aşabilirsiniz. Örneğin ürün geliştirmeden sorumlu mühendisinizi 2 ay satışta çalıştırabilirsiniz.

Şirket içinden fikirlerin toplanmasında basit basılı formları, acil fikir hattı telefonunu, proje pazarlarını veya beyin fırtınası toplantılarını kullanabilirsiniz.

Bir müşterimizin geliştirdiği yeni nesil çatı kaplaması fikri şirketin insan kaynakları sorumlusundan çıktı! Müstakil evlerinin çatısında kullanmak için geri dönüşebilir bir kaplama malzemesi bulamayınca bu fikrini şirketin "fikir panosuna" asınca ilk yılında 3 milyon dolar ciro yakalayan bir kaplama malzemesine ilham vermiş oldu.

Müşterilerden, satış-pazarlamadan, üretimden, Ar-Ge'den yada başka bir departmandan fikir toplayabilirsiniz. Bunun bir adım ötesi bu departmanları (aslında topyekün şirketi) fikir yaratamaya teşvik etmektir. Bunu yaparken uçuk fikirleri, fikir olmayan fikirleri ve hataları hoş görebilmelisiniz. Fikir geliştirmeye yardımcı olmak için şablonlar üretebilirsiniz ama asla bunları kısıtlayıcı ya da bağlayıcı yapmayın.

Bir araya getirdiğiniz fikirler asla organize bir Ar-Ge projesi olmayacaktır. Zaten bunu beklemeniz hayalperestlik olur. Önemli olan sizin ilk kıvılcımı alıp bunu büyüyebileck bir yangına çevirebilmenizdir.

İyi fikir üretimini sürdürebilir kılabilmek için ödüllendirmeye önem vermelisiniz. Ürün fikri müşteriden çıktıysa ona ilk parti siparişi maliyetine verin. Ya da fikri üreten çalışanınızı proje sürecine dahil edin olumlu neticelenirse ilk kardan yüzde verin. Ancak unutmayın; herkes için manevi ağırlıklı ödüller daha önemlidir.

Artık hızlı balıklar bütün okyanusun hakimi oluyor. İhtiyaçları ne kadar hızlı belirlerseniz, uzun vadeli bir projede o kadar erken yola koyulursunuz. İşize yarayacak bütün kaynakları lehinize kullanmalı, iyi-kötü ayrımını çabuk yapmalı ve sonuca hızlı gitmelisiniz. O zaman rakibinizin Apple yada GE olması fark etmez. Hızlı ve planlı proje geliştirirseniz pazarı herkesten alabilir ya da liderliğinizi pekiştirebilirsiniz.